Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Küçük ABD büyük ABD’ye karşı

Radikal · 17 Ocak 2004

'Bu ülkede sapıkça bir şeyler var. Irak'ı yeniden yapılandırmak için milyarlarca dolar harcıyor, genel bir ilgisizlik içinde Amerikan istihdamını, hayatlarını, kentlerini söndürüyorlar. Asıl burada toplumu yeniden yapılandırmak, işçilerin ve işçi çocuklarının geleceğiyle

ilgilenmek gerek. Herkesin sağlık sigortasına hakkı olmalı. Neden ülkemiz bizi terk etti?'

Bu sözlerin sahibi Ralf Meiers, 32 yıllık bir demir-çelik işçisi. ABD'nin üçüncü büyük demir-çelik sanayii, 2001 yılında iflas eden LTV'nin işsiz kalan 56 bin çalışanından biri. Tüm arkadaşları gibi ailesiyle birlikte sağlık sigortasını kaybetmiş. Yeniden sigortalanmak için yaşlanmayı bekliyor. Çünkü federal sağlık kartı Medicare, işsizlere ancak 65 yaşından sonra veriliyor.

Yıllarca kader birliği yaptığı ve kendisi gibi işsiz kalan arkadaşlarının çoğu, krediyle aldıkları evleri yitirmişler. Kimi intihar etmiş. Bir zamanlar Ohio eyaletinde Cleveland'ın onurunu tüttüren fabrika bacaları, is rengi birer hayalet gibi diziliyor kentin ufkuna.

ABD toprakları, bir uçtan diğerine çürümeye terk edilmiş fabrikaları ve sürünmeye terk edilmiş milyonlarca işsiziyle uzayıp gidiyor. Bir zamanlar dünyanın en iyi çeliklerini üreten bu ülkenin yüz akı sanayi dalı, Çin'den, Rusya'dan, Polonya'dan gelen ucuz mal önünde ilk dayanamayan. Bush yönetimi, yerel sanayiyi canlandırmak için ithal çeliğe koyduğu ağır vergileri, Asya ve Avrupa'nın baskıları karşısında fazla barındıramayıp, kaldırmış. Küreselleşme böyle. İhraç edeceksen, ithal de edeceksin. Ama yerel sanayinin, kendi insanları aç kalıyorlarmış, önemli değil. Borsalar iyi gittikçe. Ancak borsalardaki kaymağı, bir avuç insan yiyor, ne var ki. Borsalarda kazanan birkaç kuruluş, devletin kasalarını doldurmaya yetiyor belki. Ancak toplumun tabanına bağımlı demokrasiyle, tepesindeki oligarşi, daha ne kadar birlikte gidebilir ki? Daha doğrusu, öyle ya da böyle, yeni tür bir 'faşizm'den geçirmeden yolu, nasıl devam edebilir? Belki de Bush yönetiminin halk psikolojisinde sürekli canlı tutmaya çalıştığı

'güvensizlik' duygusu, sürekli körüklediği toplumsal paranoya ve kişisel özgürlükleri adım adım yiyen güvenlik martavalı, tam da bu tür bir faşizmin temellerini atıyor yavaş yavaş. Böl ve yönet, değil artık ABD'nin iç politikası. 'Korkut ve yönet.' Michael Moore, bunu iyi anladı.

Fransız Le Monde gazetesi, altı gün süreyle bir tam sayfasını, 'İsyankâr ABD'ye ayırdı. Biz yabancıların hiç bilmediği, derin ABD'ye. Kaynıyor o derin ABD. Yukarıdaki tanıklık, demir-çelik sanayii üstüne yapılmış uzun röportajdan alındı. Pennsylvania'da da durum, Ohio'dan farklı değil. Bir zamanlar dünyanın en büyük demir-çelik sanayi kuruluşu olan Bethlehem Steel, 1945 yılında 300 bin kişi istihdam ediyordu.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın Amerikan zırhlılarının çeliği, bu fabrikalardan çıkma. New York'taki Empire State Building'in çelik putrelleri de...

Oysa son fırını 98'de söndürülüp, 31 Aralık 2003'te kapısına kilit vurulan Bethlehem Steel'den 100 bin erken emekli, 13 bin işsiz kaldı 'yalnızca' geriye. 113 bin sağlık sigortasız, umutsuz ve parasız insan. Çünkü emeklilik de bir âlem, ABD'de. Özel emekli sandıkları birbiri ardına iflas ediyor ve devlet parmağını kıpırdatmıyor mağdur olanlar için. Yalnız demir-çelik sektöründe 1.2 milyon üyesi olan sendikalar, Bush'u bekliyor seçimlerde. Ve hepsi, onun da bu yıl işsizler ordusuna katılması için ellerinden geleni artlarına koymamaya kararlı. İşçiler ve işsizler seçimlerin sonucunu etkiler mi, belli değil. Avrupa'da etkiler de, ABD tuhaf bir ülke. Kesin olan, bir kıta kadar büyük olan bu ülkede, dünyaya gösterilen 'makro' manzaralarla içeride yaşanan 'mikro' gerçeklerin hiç mi hiç uyuşmadığı. Bir yanda Ay'ın ve Mars'ın fethine kalkanların, ayaklarının altından incelip kayan, hatta yer yer delik tabanla bırakın uçmayı, daha ne kadar yürüyeceği merak konusu. Bekleyip göreceğiz. Çünkü henüz demokrasi var.