Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Tanrıça’dan Tanrı’ya

Radikal · 21 Ocak 2004

Cidde'de düzenlenen Ekonomik Forum'da ekonomi konuşuldu mu, asla öğrenemeyeceğiz. Ekonomi sıkıcı olduğundan değil; sıkıcı ekonominin sıfatının üstüne noktalar basa basa hayatımızı yönlendirdiğini birkaç yıldır öğrenmeyenimiz kalmadı! Ama KADIN konusu ekonomiden çok daha ilginç olduğu için ekonomikman neler konuşulduğunu bilemeyeceğiz. Üstelik 'kadın'dan söz eden kişi, oval büronun oral kahramanı Bill Clinton olunca, bize bu forumda neler olup bittiğini aktarması gereken Türk basını da onun ağzına düştü tabii!

O Clinton ki, bir zamanlar kendisi Monica Lewinsky'nin ağzına bakarken, dünya da onun ağzına bakardı. Bill, artık Monica'nın biber sürülen ağzına bakmıyor. 2008 seçimlerinde ABD cumhurbaşkanlığına aday Hilary'nin ağzına bakıyor. Ama dünya, Bush'un ağzından çıkanları gördükten beri, hâlâ Clinton'ın ağzına bakıyor. Özellikle de kadınlar nostaljik. Nasıl olmazlar? Hangi kadın, üç erkekten birinin kendisinden menkul, ötekinin kendi cinsiyle, sonuncusunun da başkasıyla meşgul olduğu bir dünyada, kadınları seven, savunan, üstelik zeki ve çekici bir erkek sevmez? Hangi kadın dünya devleti ABD'ye Clinton gibi bir başkan istemez? Eski meski, bak yapacağını yaptı, kadınlar babında canına okudu Suudilerin.

Cidde'deki toplantıda, perdeyle ayrılmış haremlik-selamlık salonda, yalnızca erkekleri görebilen, dolayısıyla onlara bakarak konuşan Clinton, "1400 yıl önce otomobil olsaydı, Muhammed Peygamber eşinin araba sürmesine izin verirdi ve muhtemelen Suudi Arabistan'ı dünyadaki ilk otomobil üreticisi ülke haline, eşini de otomotiv sanayisinin başına getirirdi!" derken, karşısındaki güruhun suratlarını görmek isterdim. Ne diyorlardı acaba içlerinden? 'Seni gidi zındık, seni gidi kâfir, seni burada konuşturanın...' mı, yoksa 'Hz. Muhammed, Hz. Hatice' yi otomotiv sanayisinin başına getirir miydi, getirirdi yav!' diye mi geçiyordu içlerinden? Haremlikteki mahremlerin, Clinton hakkında ne düşündüğü açık. Bir alkış tufanıyla karşılamışlar sözlerini.

Bana sorarsanız, Clinton'ın Suudilere verdiği Hz. Muhammed dayanaklı çağdaşlık dersinde yanlış bir olasılık var: 1400 yıl önce otomobil olsaydı, Hz. Muhammed kuşkusuz 11 eşinden 10'una kullanma izni verirdi, ama ilk eşi Hz. Hatice, Hz. Muhammed'i tanıdığında zaten araba kullanıyor, otomotiv sanayisini çoktan kurmuş, yönetiyor olurdu.

İslamiyet tarihini, dini tabulardan bağımsız bir olaylar dizisi olarak inceleyenler bilir: Yoksul, ama yakışıklı ve okuma yazma bilmediği rivayetine karşın, kuşkusuz üstün zekâlı Hz. Muhammed'in, ölümüne kadar üstüne 'gül' koklamadığı ilk eşi Hatice, daha önce iki evlilik yapmış, kendisinden çok yaşlı, ama çok zengin bir tüccar, okur-yazar ne kelime, hem entelektüel, hem de dediği dedik, çaldığı düdük, nüfuzlu ve otoriter bir iş kadınıydı! Peygambere madden verdiği destek dışında, peygamberliğine

ilk inanan odur. Dolayısıyla İLK Müslüman, bir kadındır! Evlendiklerinde Hz. Muhammed 25, eşi 40 yaşlarındadır, 23 yıl aynı yastığa baş koyarlar ve Hz. Hatice, peygamberin hayatındaki TEK zevce olarak ölür.

Emin olabilirsiniz ki, eğer Hz. Hatice peygamberin yaşına denk ve tüm ömrünü paylaşabilseydi, İslamiyet kadınların 'yarım' sayıldığı erkek egemen bir din olamazdı. Çünkü... Hz. Hatice'nin nüfuzlu bir tüccar olduğu demlerde, bugün İslamiyet'in kutsal mabedi Kâbe, bir tanrıya değil, üç tanrıçaya adanmış bir tapınaktı. Kutsallığı İÖ 2. yüzyıla uzanan Kâbe'de, Al Lat, Al Uzza ve Manat adlı kadın tanrıçalara tapınılırdı. Toplum dişierkildi ve kadınların Hz. Hatice gibi zengin ve egemen olması doğaldı. Kâbe'de İslamiyet'in kırdığı putlar, bu tanrıçaların putlarıydı.

Salt İslamiyet değil, üç tektanrılı dinin ortak kavgası tanrısallığı dişilik egemenliğinden erkeklik egemenliğine geçirmektir. Her üçünün kadını günahla eşleştiren kuramı, tesadüfi değildir. Ne var ki Yahudilik ve Hıristiyanlık'taki kadın düşmanlığı yavaş yavaş törpülenmiş, sırada

İslamiyet kalmıştır. Clinton, Cidde'de Suudilere, dişi tanrıça ve erkek tanrı egemenliğinin bitip, artık Tanrı'nın hem erkek, hem kadın ve her ikisine de aynı eşitlikte yakın olduğunu anlatmaya çalıştı.