İnekte süt, türkiye’de insan
Radikal · 23 Ocak 2004
Gerek zekası, gerekse birikimiyle hayatımı zenginleştiren arkadaşım Levent Yılmaz, kimsenin merak etmediği gerçekleri sorgulamak ve nedenini niçinini aramakla ünlüdür. Önceki akşam öyle tuhaf bir gerçeğe değindi ki, niye benim aklıma gelip bugüne değin sorgulamadım diye hayıflandım. Levent’in kafasına bu kez “ineklerin durumu” takılmış. “İnek denilen hayvan, yalnızca yeşillik yediği zaman bile,” diyor, “nasıl oluyor da yağ ve süt üretiyor?” Gel de şaşırma gerçekten!
Her ne kadar farklı olsak da, sığırlar da memeli tür canlı, insanlar da. Her iki türün erkeğinde aynı organlar, aynı performansla olmasa da, aynı etkinliğe yarıyor. Keza her iki türün dişileri de, en azından prensipte ve silikonsuz, tam yağlı süt üreticisi! Gelin görün ki, insanın dişisi erkeği, yağlarından kurtulmak için yeşilliğe ve salataya talim ederken; ömür boyu “yeşillik diyeti” yapan inekler, yağlanıp semiriyor ve bol kolestrollü süt üretiyorlar!
Ya bu diyet uzmanları bizimle dalga geçiyor, ya da bu ineklerin metabolizması bize hiç benzemiyor derken, bir de ne göreyim? Türker Alkan hocamızın aklına da inekler ve sütleri takılmış, takılmakla kalmayıp, dünkü yazısında, koca koca üniversite profesörlerinin kazancıyla, ineklerin kazancını karşılaştırmış. Üstelik benzetmeyi yapan, bizzat ekonomi profesörü olup, “Bir (üniversite) profesörü, en fazla iki inek ediyor. İki ineğin süt getirisi, bir profesörün maaşına denk!” diyor.
Ben ekonomist değilim, hocamızın söylediği kuşkusuz doğrudur. Ve bu doğrudan hareketle, devletin profesörlükle inekliği karıştırdığı, üniversite profesörlerine bakarken inek görmüyorsa bile, bilinçaltında öyle algılayıp profesörlere verdiği mesaj açıktır: Madem inekler yalnızca yeşillik yiyerek beslenebiliyor, profesörler de et, süt, peynir yiyemese bile salt salatayla beslenebilirler. Madem inekler yalnızca yeşillikle bile semirip, yağlanıp, üstelik ibadullah süt üretip hem kendi buzağılarını, hem sürü sepet insan besliyorlar; üniversite profesörleri de salt salata yiyerek semirip, yağlanıp ibadullah ders verebilir, yeni bilim inekleri, pardon bilim adamları üretebilirler! İnsanlık adına utanç verici de olsa, devletin bu mantıktan cayması, yanlış ve haksız davrandığını düşünmesi hiç bir neden yok bence. Çünkü yaklaşımın doğruluğu, ampirik yöntemle kanıtlandı: Üniversite profesörlerinin yıllardır iki ineğin süt getirisine denk maaşlarıyla ölmedikleri gibi, hala çalışıp didinip yeni bilim adamları yetiştirdiklerine bakılırsa...
Kendilerinden kurtulmak ya da soylarını kurutmak isteyen bir devletin, üniversite profesörleriyle inek izdüşümünde bir adım daha ileri gitmesi ve emeklilik adreslerini de aynılaştırması gerekecek: Mezbaha.
Benim bildiğim hiç bir inek eceliyle ölmez. Hele bizim memlekette, hastalanınca bile keserler.
Umarım üniversite profesörlerine, artık bu kadarı reva görülmez, diyeceğim ama...
İki ineğin süt getirisine bile değil, bir tavuğun yumurta getirisi karşılığında çalıştırılan, hatta bir tavuğun yumurta getirisine bile çalıştırılmayan böyle çok insanın HALA yaşadığı bir ülkede, belli de olmaz doğrusu.
-------------------------