Amerika’ya AB’li başkan adayı
Radikal · 25 Ocak 2004
Paris'te Saint Germain Kilisesi önünde kızlı erkekli bir grup, gelene geçene bildiri dağıtıyor ve imza topluyor. Öyle parayla tutulmuş, Japon restoranı ya da gözlükçü ilanı dağıtan türden yorgun gençler değiller. Gözleri bir inançla parlıyor, durup kendilerini dinleyenlere ateşli ateşli bir şeyler anlatıyorlar. Hallerinden, savundukları davaya baş koydukları belli. Hepsinin üniversite öğrencisi olduğuna kalıbımı basabilirim. Elime tutuşturulan bildirinin başlığını görünce, şaşırıyorum: "Avrupa'ya gerçek bir Amerikan başkanı gerek! Fransız ve Almanlar birleşin!" Bildiri, ABD başkanlık adaylarından Lyndon Larouche'un seçim propagandası. Lyndon Larouche, Türkiye'ye de geldi ve aylardır AB ülkelerini arşınlıyor. İyi biliyorum, çünkü Avrupa'daki iletişim bürosu Paris'i her ziyaretinde basın toplantısı düzenleyip davet ediyor. Üstelik Larouche, doğru analizler yapıyor, ABD'nin gerek iç, gerekse dış politikasında hepimizin gönülden istediği insancıl bir değişim vaat ediyor. İyi de, AB ülkelerindeki seçmenleri buna inandırması ne işine yarayacak? Saint Germain Kilisesi önünde Fransız ve Almanları birleşmeye, Avrupalıları kendisini başkan seçmeye çağırmak güzel de, ABD başkanlık seçimleri Berlin'de mi yapılacak, Paris'te mi, yoksa Brüksel'de mi?
İki sayfalık bildirinin tamamını okuyunca, küçük dilimi yutup, manzarayı çakıyorum. Yoksa... Yoksa... Karl Marx'ın öngörüsü doğru çıkacak yola mı girdi? Lyndon Larouche, ABD'de başlayacak proleter bir devrimin habercisi mi yoksa? Karl Marx, ABD'de beklediği devrimi İsviçre'de toplanan
'International'de müjdelememiş miydi? Derken ABD'de beklenen devrim Rusya'da olmamış mıydı? Demek ki Lyndon Larouche için de iki tarihsel
'opsiyon' var: Başına ya Marx'ın başına gelen gelecek ve ABD'de beklenen devrim, yine ters istikamette, ama bu kez AB'de patlak verecek, ya da Lyndon Larouche ABD başkanlığına oynarken, kendini AB başkanı bulacak. Vallahi tüm opsiyonlar olası, biri hariç: Lyndon Larouche'un en azından bu dönem, ABD başkanı olması. Çünkü ABD başkan adayları arasında adaylığı, ön seçimlerde ancak yüzde 1 oy aldı. Bu da gösteriyor ki, ABD'nin yoksul ve emekçileri daha çoook sömürülmeye layık, birleşip kendi haklarını savunacak bir başkan seçmeye kalkışmaları için daha çok ekmek yemeleri değil, tam tersine hamburgerden kesilmeleri lazım. Hamburger
denilen mide tıkacı, yalnız dışını değil, beyninin içini de hantallaştırıyor galiba Amerikalıların... Diyeceğim ama, yoksul ve emekçi emeksiz garibanların sadomazo eğilimi küresel bir gerçek. Türkiye'den Tanzanya'ya, canlarına en çok kim okur ve en çok kimin nezdinde esamileri okunmazsa, gidip ona oy vermeleri evrensel bir gelenek.
Zaten, belki de bu yüzden, insanların daha az yoksul, dolayısıyla daha az sadomazo olduğu Avrupa'da başlattı Lyndon Larouche, emperyal ABD'ye direnişi. Neler neler söylemiyor, ki hepsi gerçek, yıkılması gereken ABD düzenine karşı! "Bir medeniyetler çatışmasını önlemek için," diyor, "var olan finans ve para düzenini yıkmalıyız. Dick Cheney gibilerini alaşağı etmeliyiz. Tüm insanlığın gelişimden nasibini alacağı, ülkelerin birlikte kalkınacağı, küresel anlamda daha hakça bir düzen kurmalıyız. Bankaların cinai yaptırımlarına son, herkese düşük faizli kamusal kredi! Yeni bir Marshall yardımı, yeni bir Bretton Woods için, ABD anayasasında yazılı ilkelerin meşalesini, Lincoln ve Roosevelt'ten devralan Lyndon Larouche'u seçin!"
Hani yani neredeyse, tüm dünya nimetlerini, 'yarin yanağından gayrı' paylaşmaya çağırıyor Lyndon Larouche. Billahi ben varım! Hazır önümüzde de Türkiye yerel seçimleri var, zaten oy verecek yerel parti falan kalmadı, gelin hepimiz Lyndon Larouche yazıp atalım pusulaları.
Nasılsa sonuç değişmez. Zaten Türkiye'de savunulacak temel kalmadı, hiç olmazsa ABD'nin temel ilkelerini savunur, kendimizi dünya vatandaşı hissederiz!