Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Türkaraplar

Radikal · 31 Ocak 2004

RADİKAL

MİNE G.KIRIKKANAT

Paris, 30.01.2004

CNNTürk’ün başarılı programcısı Fatih Türkmenoğlu, her yıl dünyada elli yabancı gazeteciye verilen bir yıllık kazandı ve ABD’ye gitti, Michigan Üniversitesi’nde Ortadoğu konusunda uzmanlaşıyor. Eşi İdil de harıl harıl Rusça öğreniyor ve benim çifte kumrular, aşklarının ikinci yılını öğrencilik tutkusuyla yaşıyorlar. Bilirim bu ikilinin enerjisi tükenmez, ama işin cılkını çıkarmışlar bu kez, o üniversite senin, bu üniversite benim dolaşıp konferanslar veriyorlar Türkiye hakkında. Amerikan üniversitelerindeki bu konferanslarda, işte İdil ve Fatih’e en çok yöneltilen sorular:

“Siz Türkler Arap mısınız?”

“Dört karı alabiliyor musunuz?”

“Alfabeniz nasıldır?”

Buyrun burdan yakın, diyeceğim ama, Amerikalıların cahilliği yöresel değil, evrensel. İdil’in Rusça sınıf arkadaşları üniversiteli öğrenciler de İkinci Dünya Savaşı’nı Pearl Harbor baskınıyla başladı sanıyorlarmış zaten. Ancak ülkemize yönelik cehalet, göbek deliğini dünyanın merkezi belleyen Amerikalılarla sınırlı değil. Türkiye’nin “birliğine” aday olduğu, Türkiye’ye en çok turist gönderen, Türklerle en haşır neşir ve üniversite öğrencileri daha geniş açılı kültür sahibi Avrupa’da bile bir Arap ülkesi olduğumuzu, Arapça yazıp konuştuğumuzu ve erkeklerin en azından dört karılı haremlerde sefa sürdüğünü sananların sayısı hayli fazla.

Örneğin yarım milyon Türk’ün yaşadığı Fransa başkentinde bu hafta, 22’incisi yapılan Expolangues, dünya dilleri fuarı başladı. 53 ulusal dilin, o dilleri konuşan ülkelerin eğitim ya da kültür bakanlıkları standlarıyla temsil edildiği fuarın amacı, küresel ekonomi çerçevesinde giderek artan çokdilli iletişim talebine, çabuk öğrenim ve çeviriye yönelik yepyeni metotlar arz etmek. AB’nin yakında resmileşecek 25 üyesi, fuarda faal mi faal. Dillerinin promosyonlarını yapmak, tanıtmak, öğretmek ve başka ülkelerle iş yapabilmek üzere yeni dil öğrenme metotları alıyorlar, veriyorlar. Fuarda Slav dillerinden Kafkasya dillerine, yok yok. Daha doğrusu bir yok var: AB’den müzakere tarihi almak için bir tarafını yırtan, kan ter içinde yasal düzenlemeler yapan Türkiye! Bir tekstil fuarına 40 ayrı şirketle koşan Türkiye’nin dil fuarında, ne eğitim bakanlığının, ne kültür bakanlığının, ne de dil üzerine uzmanlaşmış bir yayınevinin “ürün” sunacağı bir stand yok. Söze, yazıya, anlaşmaya, sözleşmeye gelince dilini yutmuş bir Türkiye. Oysa bu fuarda Türkçe, sekiz yıl önce onur konuğu olmuştu. Şimdi yok. Demek söyleyecek lafı yok. Ya da kalmadı. Ama bu yoklukta, fuarda tek bir standda “Türk” sözcüğüne rastlanıyor. Assimil çabuk öğrenme metodunun çeşitli dillere yönelik yayınlarındaki Türkçe kılavuzun kapağında, fesli, poturlu, cepkenli, bıyıklı bir Osmanlı karikatürü, fuardaki tek Türk!

Suç kimin? Meydanı boş bırakan Türkiye’nin mi, yoksa boş bulduğu meydanı abuk sabuk Osmanlı karikatürleriyle dolduran Avrupalıların; Türkleri Arap, Türkiye’yi Arap ülkesi sanan Amerikalı cahillerin mi?

Zaten gerçekten cahil sayılırlar mı? Gerçekten yanılıyorlar mı gerek Avrupalılar, gerekse Amerikalılar? Türkiye’de imam nikahıyla kaç karı alınıyor? Aşiret reislerini bırakın, çocuklarının adını bile bilmeyen, mağara taslağı erkeklerin bile haremi yok mu? İstanbul’un göbeğinde kara çarşaflı kadınlar, sarıklı sakallı, cüppeli poturlu erkekler dolaşmıyor mu? Nece okunuyor ezan? Nece ediyorlar dualarını? Türkiye Ortadoğu’lu bir Arap ülkesi değil mi gerçekten?

Türkler Arap değilse, üç gündür Washington’da Türkiye’yi temsil eden heyetteki başı bağlı hanımlar, ABD başkaniyesi Laura Bush’la çay içenler kimler?

Bence Amerikalılar cahil mahil değil. Düpedüz gerçeği görüyorlar Türk cilasının ardındaki. Yanılan, Türk tipini hala fesli Osmanlı sanan Avrupa. Çünkü son Osmanlılar, bugünkü Türklerden çok daha çağdaştı. Hanedanın son temsilcileri de, Washington’da elini öpmeye gelen çiftten, çok daha Türk.

-------------------------------