Fransa da bir marjinal Radikal
Radikal · 1 Şubat 2004
RADİKAL
MİNE G.KIRIKKANAT
Paris,31.01.2004
MARJİNAL RADİKAL PEŞİNDE
Kadim okurlar bilir, Paris’te bir Erotizm Müzesi açıldığında içerik, anlam ve önemini enine boyuna incelemiş, uzunlamasına yazmıştım. Her gün de Erotizm Müzesi gezilmez ya, doğrusu bir daha da uğramamıştım. Ama geçen cumartesi, müzede açılan SMveFetişizm konulu sergiye katılan fotoğrafçı bir arkadaşın hatırına gitmem gerekti. İstemeye istemeye, çünkü fetişizm tamam, ama SM, ilgilendirmek bir yana hiç açmaz! Sade doğdum, karışık ölmeyeceğim. Bilen bilmeyene anlatsın, SM sadomazo demektir. Sadomazo ise, mazoşistin “Canımı acıt!” diye yalvarıp, sadistin hain bir sırıtışla “Hayır!” dediği fıkranın kısaltılmışıdır. Anlamayanı hemen pist dışına çıkaralım, bildiğiniz gibi bendeniz mizahta sürat şampiyonları için yazarım.
Aslında, arkadaşım Patrice Bouvier de SM falan değil. İyi bir fotoğrafçıdır ve daha çok akrobatik/erotik görüntülere takıntılıdır. Böyle bir sergide onun masum fotoğrafları ne arıyordu, onu da anlamadım ama, neyse. Sadede dönmek gerekirse, tam bir hafta önce dün, yağmur altında Clichy caddesinde ayaklarım geri geri gideceğim yere varmış bulundu. Müzenin kapısında muazzam bir kalabalık vardı, bende davetiye yoktu. Basın kartımı gösterdim ve görevlinin uzattığı ziyaretçi gazeteciler listesine adımı yazarken bir de ne göreyim? Sergiye ilk gelen gazeteci Fransız adı taşıyor, oysa yanında Radikal yazıyor! Ayol bu bizim Radikal? Arkamda uzayan kuyruğa aldırmadan, görevli hanıma, “Radikal bir Türk gazetesi,” dedim. “Evet, biliyorum, Türk gazetesi!” dedi. İyice şaşırdım.“O.C. adlı Fransız gazeteci bir Türk gazetesinin muhabiri mi?” diye kekeledim. “Tabii,” dedi, “Üstelik bizim müzenin müdavimidir, sık sık gelir!”
Üstüme iyilik sağlık. İsmet’e, Yeşim’e, Zerrin’e, Erdal’a müjde diyorum içimden, biz bilmeden Fransız bir muhabirimiz olmuş, üstelik erotik müzeden çıkmıyor! Müze de tam Paris’in toplu seks mekanı, Pigalle’in orta yerinde. Paranoik nöronlarım, “Sakın bu herif sahte Radikal kartıyla, o sexshop, bu sexshow da dolaşıyor olmasın, erotik merakı yanında bir de narkotik düşkünlüğü varsa, yandık!” diye titreşti. Çünkü Radikal ve Milliyet Fransız başbakanlığının her yıl yenilediği resmi basın rehberine kayıtlı, ben de birinin yazarı, ötekinin muhabiri görünüyorum. Sahte bir muhabirin, abuk sabuk bir iş yaptığını ve Radikal muhabiriyim dediğini düşünün, durumun vehametini anlarsınız. Görevli hanıma, “O.C.’nin basın kartına iyi baktınız mı, Radikal mi yazıyor?” diye sordum, hiç kuşkusu yoktu. Arkamdakiler homurdanmaya başlamışlardı, mecburen girişi aşıp içeri daldım ama, sergi mergi görecek hal kalmadı, harıl harıl neye benzediğinii bilmediğim adamı aramaya koyuldum. Aslında görülecek hal benimkisiydi. Dört katlı müzeye Paris’te SM sergisi meraklısı ne kadar uçuk kaçık varsa balık istifi dolmuş. Bir ekranda, Lumiere Kardeşlerin çektiği, tarihteki ilk porno filmleri oynatılıyor. Siyah şapkalı, kara gözlüklü bir adam, bir projektörün karşısında durmuş, belden üstü çıplak gövdesine “master” seansı yansıtıyor. Ortalıkta çırılçıplak bedenlerine çivili kayışlar dolanmış maskeli “domine” hizmetkarlar içki servisi yapmakta. Duvarlardan aklınıza hayalinize gelmeyecek “sanat” eserleri, bazıları üç boyutlu fırlamakta. Hepsinin ortasında ise, gizlenmek ihtiyacını bile hissetmeyen beş ahlak polisi, sükunetle sergide oluşabilecek taşkınlıkları beklemekteler. Ve bendeniz, sergiye katılan sanatçı olduğunu anladığım her ademe yanaşıp soruyorum: “O.C.’yi tanıyor musunuz?” Kimse tanımıyor. Hatta bir ara, “Emret sahibe!” diye yanıma yanaşıp sırnaşan domine çivililerden birine bile soruyorum. Sonunda, timsahların arasında kertenkele kadar masum arkadaşım Patrice Bouvier’i buluyor, serginin en zararsız ve siyah beyaz fotoğraflarından ötürü kutluyor, ondan da O.C.’yi tanımadığı yanıtını alınca, kendimi dışarı atıyorum.
O gün bugündür, Paris kazan ben kepçe, Radikal’in gayrımeşru Paris muhabirinin peşindeydim, sevgili okurlar. Sonunda buldum ve olay dün aydınlandı. Meğer Fransa’da da bir Radikal varmış. İki yıldır Paris yakınlarındaki Montreuil kasabasında basılan marjinal bir aylık sanat dergisiymiş. Hip Hop ve Rap müziği yanısıra, eşcinsel sorunları, AİDS hastalığı konularında makaleler yayınlarmış. Marjinal olduğundan mıdır, yoksa dağıtımı yapılmadığından mı bilmiyorum, resmi basın katalogunda yer almıyor. O.C., gittiği yerlerde Radikal yazılı kartını gösterince, kataloga kayıtlı ilk ve tek Radikal bizim gazete olduğundan, basın büroları kendisini Türk Radikal’in Fransız muhabiri bellemişler. Yapacak bir şey yok. Ama hiç olmazsa, Paris’te gayrımeşru bir Fransız bir muhabirimiz de yok!
-------------------------------------------------------