Tanrıçaların gazabı
Radikal · 4 Şubat 2004
Mina tepesindeki şeytan, bu yıl da 244 Müslümanın canını aldı. Her yıl hac zamanı, ölü sayısı değişse de mutlaka bir katliam yaşanıyor Mina’da. Hac sürecinde şeytan taşlayanların birbirini ezerek öldürmesi, şeytan taşlamak gibi bir ritüel haline geldi. Mina’daki şeytan ya da şeytanlar, 1374 yılda milyarlarca hacı adayının attığı taşlara rağmen bir türlü yerlerinden edilemediler, kovulamadılar. Hala iş başında oldukları ise, her yıl yinelenen kıyımdan belli. Ben artık bu toplu linçlerin, raslantısal olmadığını düşünmeye başladım. Mina, tekin bir yer değil. Uğursuz. Mina’yı mesken tutan eğer şeytansa, kendisine taş atanlara karşı özel bir garazı var.
Tarihsel garazlar ve hınçlar özel ilgi alanıma girdiğinden, üşenmedim, Mina’da hakkından gelmeye kalkanları üçer beşer haklayan şeytanın geçmişini inceledim. Meğer Mina tepesinde şeytanı simgeleyen üç taş sütunun yerinde, 1374 yıl önce üç tanrıçanın putu varmış sevgili seyirciler. Size daha önce onlardan söz etmiştim: Allat, Uzza ve Menat.
Başka bir deyişle, meğer ŞEYTAN, kadınmış...
Doğrusunu söylemek gerekirse, daha araştırmadan ne bulacağımı sezmiştim. Size bu satırlarda İslami kültürden değil, İslamiyet öncesinden söz ediyorum elbette. Necm suresi öncesinden... İslamiyet tarihinden önceki tarihten. İsteyen internete girip bakabilir, konu hakkında her dilde yüzlerce kaynak var.
Çoktanrılıdan tek tanrılıya, tarihteki tüm dinler birbirlerinden alıntılar yapmış, her yeni din bir öncekinin mabedi üstünde yükselmiş, taşlarını kullanmıştır. Örneğin Efes’teki Meryem Ana’nın evinin yerinde, Meryem Ana’dan önce tanrıça Artemis’in tapınağı olduğunu bilir misiniz? Roma tanrıları Yunan tanrılarına öykünmüş, Yahudilik ve Hristiyanlık yayıldıkları bölgelerde kendilerinden önce var olan dinlerin kutsal mekan ve tapınaklarına sahip çıktıkları gibi, ritüellerini de öğretilerine uyarlayarak benimsemişlerdir. İslamiyet de aynı yöntemi izlemiş ve kendisinden önceki tek tanrılı dinler kadar, çok tanrılı inançları da “transformasyon” yoluyla öğretisine mal etmiştir.
Tek tanrılı dinlerin en başlıca ve ortak amacının, anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçiş olduğunu artık biliyoruz. Dinden bağımsız tarih, günümüzde bu geçişin nasıl gerçekleştirildiğini de anlatıyor, anlamak isteyene. Dişi tanrıçaların yerine tek, ama erkek tanrı geçirerek. Ancak bu bazen kolay olmamış ve İslamiyet, dişi tanrıçaları tahtından indirebilmek için “şeytan” ilan eden üç tek tanrılı dinden yalnızca biri, sonuncusu olduğu için de kadın/şeytan’a karşı tavrı en radikali. Henüz, demek gerek tabii.
Bilmem doğru bilmem yanlış, ama tarih, Kabe’nin şimdiki Kabe’den önce Allat, Uzza ve Menat adlı tanrıçalara tapınılan bir mabet olduğunu ve 605 yılında yıkılarak yerine İslamiyet’in kutsal mekanı haline gelen mabedin inşasına başlandığını yazıyor. 630 yılında pek çok tapınağın yanısıra, aynı tanrıçaların Mina’daki putları da yıkılmış ve yerlerine, günümüzde şeytan olarak taşlanan sütunlar yapılmış. Bilmem doğru bilmem yanlış, İslamiyet öncesi Mekke’de sabah yıldızı Uzza, mutluluk tanrıçası Menat ve gökyüzü tanrıçası Allat’ın, görünmeyen bir büyük tanrı, Allah’ın kızları olduğuna inanılıyor. Kimi kaynaklar, Allah adının Allat’tan geldiğini ileri sürüyor. İslamiyet, bu inançtan yalnızca Allah’ı tanıyarak kızlarını red ve putlarını şeytan ilan ediyor. 615-616 yıllarındaki “Şeytan Ayetleri” olayının temelinde de, henüz tam olarak kökü kazınamayan bu üç tanrıça var.
Ve bence, Mina’da hala onların hayaletleri geziyor. Ve taşlana taşlana ayakta kaldıklarına göre, hayaletleri bile korkutmaya yetiyor hala, erkek egemen toplumları. Kadından korkmayan erkek mi var?
----------------------------------------