Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Şakacı demokrasi

Radikal · 6 Şubat 2004

Fransa’da salt gönlü değil, beyni de solda olan yazı çizi erbabının ortak bir hicranı vardır. Kendilerine yakın solcu politikacılar iktidara gelince burnundan kıl aldırmazken, siyasal projelerini hiç paylaşmadıkları sağ iktidarların insancıl ve ulaşilabilir olduğunu saptayarak mutsuz olurlar. Nedendir bilinmez, sağ ktidarlar kendilerini yerden yere vuran yazar çizerlere daha yakın, eleştiriye daha açık ve tahammüllü, sol egemenler ise yandaşlarına bile uzak, eleştiriye ise tahammülsüzdür. Kural 2002’den beri iktidar, merkez sağ UMP döneminde de değişmedi ve Fransız Ulusal Meclisi’nin görkemli kabul salonu, 14 Ocak’tan bu yana meclis başkanı Jean Louis Debre’nin fikir babası olduğu şaşırtıcı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Siyasal Karikatür Meclis’e Giriyor” başlıklı sergide yer alan 200 karikatürün çizerleri Plantu, Wiaz, Petillon, Calvi, Cabu ve Boll, başkan Debre tarafından: “Politikayı hep dışardan çiziyorsunuz, gelin bir de içerden çizin!” diye meclise davet edilmiş. Sanatçılar aylarca meclise gidip oturumlara katılmış, tartışmaları, oylamaları izlemiş, milletvekillerini “iş üzerinde” hicvetmek olanağını bulmuşlar. Çizerlerin tümü fikir özgürlüğüyle tanınan, kalemi sivri sanatçılar. Doğuştan güldürü yandaşı, ciddiyet muhalifi ve paradoks avcısı hepsi. Sergilenen karikatürlerin çoğu, kıyasıya, acımasız siyasal eleştiri, kara mizah. Ancak aylar boyu izlenip çizilen politikacılar, ne karikatürize edilmekten rahatsız, ne de alay konusu olmaktan çekinmişler. Tam tersine, nüktedan meclis başkanı Debre’ye bakılırsa, meclis oturumları sırasında çizerlere konu olmak için yarışmışlar.

Fransız meclisi tarihinde bir ilk olan bu sergiye katılan sanatçılar arasında, dünyaca en tanınmışı elbette Plantu. Baş sayfa çizeri olduğu Le Monde gazetesinin “orta direği” Plantu, Türkiye ve Türk karikatürü hakkında hem kapsamlı, hem de olumlu bilgi sahibi, sınırsız ününe karşın alçakgönüllü, sevimli ve sıcacık bir insandır. Her fırsatta Türk meslektaşlarını över, özellikle de Radikal’den Piyale Madra ve Ramize Erer’den beğeniyle söz eder. Sanırım Plantu’nun bu vurgulamasında, Müslüman Türkiye’ye değgin önyargılara karşın, iki değerli çizerimizin kadın oluşlarının yarattığı şaşkınlık da var!

Plantu’ye, “Meclis ve milletvekilleri hakkında, bizzat oturumlara katılıp izlemeden ne düşünüyordun, şimdi nasıl düşünüyorsun?” diye sordum. “Ben 1974’ten beri gider gelirim Meclis’e. Milletvekilliği benim sık sık eleştirmek zorunda kaldığım, ama saygı duyduğum bir iş. Bence milletvekilleri yeterince çizim yapmıyorlar. Eğer çizgi alışkanlıkları olsaydı, sözleri de açıklık kazanırdı. Bazen milletvekilleriyle sohbet ederim, genellikle sağ parti milletvekilleriyle iyi anlaşıyorum, çünkü benden hiç bir beklentileri yok, sohbet hoş geçiyor. Oysa sol milletvekillerine karşı, sol seçmen olarak duyduğum hayal kırıklığını açıklamaktan çekinmiyorum.

Siyasal sınıfın, geniş genelinde saygın olduğunu düşünüyorum. Ama düşlerimdeki bir parlamento gurubunu hep beklemekteyim... Öyle bir gurup ya da parti olsun ki örneğin, bankalardan aldığı para yardımlarını, Karaip Adaları’nda dolandırmadan üstüne geçirsin. Biliyorum, ayakta uyuyor, uyanık halde düş görüyorum tabii!”

Plantu, sözü yalnız meclisten dışarı değil, içeri de olan bir düşünce adamı. Temel taşı olduğu Le Monde gazetesinden içre yaptığı eleştirilerle de tanınıyor. Okur tarafından Le Monde’la özdeşleştirildiği için dokunulmazlık kazanan Plantu, demokratik bulmadığı gazete yönetimini, baş sayfa karikatürlerinin köşesine koyduğu ağzı bantlanmış minik bir fare motifiyle hicvetmekle kalmayıp, Le Monde’u açıkça eleştiren TEK gazete çalışanı. Örneğin en fazla didiştiği Yazı İşleri müdürü Edwy Plenel’le yaptığı bir hızlı tren yolculuğunda, bir ara dayanamayıp: “Merak ettim,” demiş, “Söylesene neyin var? Yarım saattir son hızla gidiyoruz ve sen hala kondüktörün yerini almaya kalkmadın!”

İşte çizer böyle olunca, gazete de öyle oluyor. Çizer böyle, gazete öyle olunca da meclis, kendisine gülebiliyor.

*Plantu’nün karikatürü: “Türbana evet mi, hayır mı?” “Eh...Göreceli!” _