Sizin ketçap kraliçesi dediğiniz...
Radikal · 15 Şubat 2004
Dünya, eli böğründe ABD başkanlık seçimlerini bekliyor. Çünkü dünya, Amerikalıların seçeceği başkanın kimi ülkeler için biraz, kimi ülkeler için de epeyce başkan olacağını biliyor. Türkiye, ABD başkanının epeyce başkan olacağı ülkeler arasında yer alıyor. Dolayısıyla yeni efendimizin kim olacağı, biz Türkleri yakından ilgilendiriyor. Gördüğüm kadarıyla Türk basını da yeterince ilgili zaten, ancak herzamanki ölçüleri içinde tabii. Örneğin başkanlık adaylığına en yakın demokrat, senatör John Kerry’nin ketçap kraliçesiyle evli olmasına karşın genç bir gazeteciyi metres tuttuğunu, oysa ketçap kraliçesi hanımının çok kıskanç olduğunu, ketçap kralı eski kocasına “Beni aldatırsan seni öldürmem, sakat bırakırım,” dediğini, dolayısıyla John Kerry’nin saçını başını yolacağını, tüm ayrıntılarıyla Türk basınından öğrendik.
ABD başkanlık seçimleriyle ben de çok ilgili ve hiç olmadığım kadar tarafım bu kez. Eğer bu Bush yerinde kalırsa, dünyanın başını daha çok belaya sokacağına inanıyorum. Favorim John Kerry. Neden derseniz, tam da kıskanç ketçap kraliçesi karısı yüzünden, derim. The Observer’da yaşam öyküsünü okuduğumdan beri Teresa Heinz Kerry’nin hayranıyım ve bu kadının yanlış iş yapmayacağına inanıyorum. Buyrun, siz karar verin:
Portekiz asıllı Maria Teresa Thierstein Simoes Ferreira, ünlü bir doktorun kızı. Çocukluğunu Mozambik’te geçirdi, buradaki bir İngiliz okulunda okudu, latin dillerini öğrendiği Güney Afrika’da 1950’li yıllarda patlak veren “ırkçılık karşıtı” hareketlerde yer aldı ve İsviçre’deki Cenevre Üniversitesinde simültane çevirmenlik öğrenimi gördü. Cenevre’deki öğrencilik yıllarında, sınıf arkadaşı kimdi biliyor musunuz? BM genel sekreteri, Kofi Annan.
Maria Teresa, beş dil biliyor. 1966 yılında John Heinz ile evlenmeden önce, BM’nin New York’taki merkezinde çevirmen olarak çalışmış. 550 milyon dolarlık kişisel serveti, 1991 yılında bir uçak kazasında ölen eşi John Heinz’in mirası, evet. Ancak Maria Teresa, ne bir mirasyedi, ne de ketçap kraliçesi. Halen, yitirdiği eşiyle birlikte kurduğu Howard Heinz Endowment, sermayesi 1 milyar dolarlık bir vakfı yönetiyor. Bu vakfın başında her yıl, çevreci örgütlere, eğitim ve sağlık kurumlarına milyonlarca dolar yardım dağıtıyor.
Zaten John Kerry ile ortak tutkusu, çevrecilik. İkinci evliliğini yaptığı Kerry’yle tanışmaları da, 1992 yılında baba Bush tarafından ABD delegesi olarak gönderildiği Dünya Çevre Zirvesi’ne rastlıyor.
Maria Teresa, açık sözlü ve insancıl idealleri olan, 65 yaşına karşın çekici ve güzel bir kadın. Politikaya atılmayı düşünmüyor, resmi devlet görevi istemiyor. Yönettiği vakfın başında, inandığı davalar için mücadele ediyor. En büyük davası, tek istemi, daha iyi bir dünya. Ve ABD dışında yetişen, ABD dışındaki dünyayı iyi tanıyan bir idealist olarak konuşuyor:
“Dünyada pek çok dost ülkenin bize duyduğu kırgınlığı anlıyorum. Onları ihmal ettik. Bir demokraside yapılmayacak tek iş, demokrasinin simgelediği güveni, umudu ve idealizmi kırmaktır. Bu hükümet (Bush yönetimi) Washington’da geçirdiğim otuz iki yıldır gördüğüm en şeytani, en acımasız, en paragöz hükümettir.”
John Kerry, seçim kampanyası için “ketçap kraliçesi karısı”ndan para falan almamış. Boston’daki evini ipotek etmiş. Kerry istemediği için Maria Teresa da mali yardım “henüz” önermemiş. Ancak... Eğer Bush, kişiliklerine karşı bir saldırı başlatırsa, eşine her anlamda yardım edeceğini açıklıyor.
Meğer Emine Erdoğan, Beyaz Saray’da çay içerlerken, Laura Bush’a, “Bence eşinizin seçimlerdeki durumu çok rahat görünüyor,” diye moral verirken, diplomatik açıdan taraf tutmak anlamına gelen bir hataya düşmekte, kendi konumu açısından haklıymış.
Bir daha ki Washington turunda yine Laura Bush’un konuğu olmasında yarar var.
Çünkü Teresa Heinz Kerry’yle yarenlik için, ortak bir konu bulmaları zor.
-------------------------------------------------------