Asiller ve sefiller
Radikal · 18 Şubat 2004
Finans girdaplarında medya gemileri var diye batmayız sanan Uzan ailesinin sonunda karaya oturan armadasını izlerken, sanki yirmi yıl önce gördüğüm bir filmi yeniden seyreder gibiyim. Oysa film değil, tüm Türkiye’nin seyrettiği gerçek bir medya dramasıydı. Ve bazı medyatik aktörler Asil Nadir dramasından hiç ders almamış olacaklar ki, Uzan’ların medya trajedisine de borazancıbaşı yazıldılar!
Tabii ki sözüm işsizliğin kol gezdiği bir meslekte, ekmek parası bulduğu yerde çalışan sessiz emekçiler için değil. Borazancılar için. Kelle ücretini peşin alanların borazancılığını anlıyorum da, tükettiği soluğun ücretini bırakın peşin, sonradan bile alamayan emir kulu vokalistlerin, emir emiri götürdükten sonra bile sadakatle “hücum borusu” çalmalarını bir türlü anlayamadım, anlamama da imkan yok.
Türkiye’nin 1980’li yıllarda yükselen değerlerinden biri, Asil Nadir adlı Kıbrıs’lı iş adamıydı. İngiltere’de “yaptığı” servetle “ana vatana yatırımcı” girişi pek muzaffer olmuş, anaya yatırımlarından kendilerine de babalık çıkarmak isteyen medya erbabı, yoluna kırmızı halı sermişti. “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganı henüz icat edilmediğinden, “İngiltere bir Türkle gurur duyuyor!” diye lanse edildiğini anımsıyorum. Tabii ki Turgut Özal yıllarıydı! Tıpkı bugünkü gibi dış yatırımcılara bel bağlanmış, İngiltürk Asil Nadir’i görünce “Godot” geldi sanılmış, Özal’a atılanlardan arta kalan umut palamarları Nadir’e atılmıştı. Medyanın “umut”tan anladığı, elbette paralanmaktı. Asil Nadir’in de medya sahibi olmanın avantajlarını anlamış bir iş adamı olduğunu anlamış, alkış tutmak için paralanıyordu. Asil Nadir, Güneş gazetesini satın aldı, nur olup “money” yağdırmaya başladı. Basın “uydu”ları Güneş’in çevresinde iştahla dönüp duruyorlardı. Müthiş bir çekimi vardı, transfer olanın torun çeyizi düzülüyordu. Paraya para denmiyor, değirmenin suyu sorulmuyordu. Asil Nadir artık bir medya sahibiydi.
İşte o günlerde, gazete patronları Ankara’da bir brifinge çağrıldı. Hangi mercii tarafından çağrılmışlardı, bilmiyorum. Ama Ankara’daki buluşmada, Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi Nadir Nadi ile Güneş gazetesinin imtiyaz sahibi Asil Nadir, ilk ve son kez karşılaştılar. Asil Nadir, karşısında Cumhuriyet gazetesinin efsane patronu Nadir Nadi’yi görünce, elbette saygı gereği, ama epeyce kendini beğenmiş ve “artık eşitiz” havalı bir çeviklikle yanına geldi, elini uzatırken, “Ben Asil Nadir!” dedi. Nadir Nadi, uzatılan eli yapmacık bir şaşkınlıkla sıkarken cevabı yapıştırdı: “Ben de Sefil Nadir!”
Aziz dostum Ali Sirmen’den dinlediğim bu anekdot, bence Türk medyasının yakın tarihini iki tümcede özetliyor.
Asil Nadir’in sonunu biliyorsunuz: İngiltere’de “mali yolsuzluk”tan mahkum oldu, iflas etti, Güneş gazetesi battı, KKTC’ne kaçmak zorunda kaldı, çıkamıyor, İnterpol peşinde, Türkiye’ye bile gelemiyor. Eğer KKTC, Rum kesimiyle birlikte AB’ye girerse hali yaman, çünkü İngiltere o zaman onu KKTC’den de toplayacak!
Ne kadar benziyor Uzan’ların başına gelenlere değil mi? ABD’de mahkumiyet, Nokia boçları, iç iflas, İnterpol, dışarı çıkış yasağı, el konulan şirketler ve medya patronluğunda son... Sanki aynı filmin “remake”i. Demek ki, ABD ve İngiltere’nin peşine düştüğü adamların “işi” Türkiye’de de bitiriliyor. Ne İngiliz pasaportu kurtarıyor, ne Prens Charles’ın elini sıkmak. Ve kendisini “asil” diye tanıtan oluyor size sefil... Ya da aslına dönüyor, diyebiliriz. Hiç çıkmamaları gereken yükseklerden inenlere, başka ne denir?
Ancak hükümetin Uzan gurubunu indirmek için çevirdiği film, çok daha tehlikeli bir tarihin, Demokrat Parti’nin “remake”i. AKP ile DP’nin başlangıçları çok benzedi, gidişleri çok benziyor, ufukta Vatan Cephesi gibi sansüre dayalı, baskıcı, faşizan bir rejim görünüyor. Muhalefete tahammülsüzlük başladı mı, demokrasi bitti demektir. Ve bizim memleket, demokrasinin tam da “demokrasiyi getirmek için gelenler” tarafından götürülmesine alışıktır.
AKP hükümetinin durup düşünmesinde yarar var: Ya kendi iktidarları da hasbel kader, hiç çıkılmaması gereken yükseklere kurulmuşsa? Ya onlar da “asil” değillerse?
--------------------------