Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Hans’ın nallı zekası

Radikal · 29 Şubat 2004

1904 yılında bilim dünyası, “insan kadar zeki hayvan Hans”ın keşfiyle sarsıldı. Hayvan Hans, Avusturyalı bilgin Profesör Von Osten’in terbiye ettiği sekiz yaşında bir Alman atıydı. Üstelik uzmanlık alanı, pek çok insan aklının ermediği matematiğin hesap kitap dalıydı. Beygir Hans, herhalde toynaktan parmağa evrimini tamamlayamadığından yazıp okuyamıyordu ama, toplama, çıkarma, bölme işlemlerini büyük bir beceriyle yapıyordu. Yetinmiyor saatin kaç olduğunu biliyor, bir kez gördüğü insanları fotoğraflarından tanıyor, mantık problemleri çözüyordu. Kendisini ifade yöntemi basitti: Gerek sayısal, gerekse mantıksal soruların hepsini yere nal vurarak yanıtlıyordu. Sayısal sorularda nal vuruşları sayılıyor, mantıksal sorularda harfler, alfabeye düz orantılı artışta vuruşla anlaşılıyordu. Örneğin A harfi için bir, B için iki kez, C’ye üç, D’ye dört vb. toynak vuruyordu Hans.*

Ziyaretçisi çoktu Hans’ın. Germen kavminin ne kadar bilimcisi varsa, hatta tüm dünyadan kerli ferli bilginler kendisini akın akın görmeye geliyor, kuşkuyla girdikleri akıllı atın ahırından felekleri şaşmış çıkıyorlardı. 1904 yılında Hans’ın vermediği sınav, geçmediği sorgu kalmadı. Hatta 12 Eylül 1904’te çeşitli ünvanlarda uzmanlardan oluşan 13 kişilik bir jüri, beygir Hans’ın otantik insan zekası sahibi ve işin içinde hiç bir katakulli olmadığını dünyaya ilan eden bir rapor yayımladı. Konu zamanın medyalarında enine boyuna yer aldı ve akıllı atın şöhreti dört nala yayıldı. Artık insanlık, bir hayvanın da kendisi kadar zeki ve hesap kitap alimi olabileceği fikrine alışmıştı ki, beygir Hans’ın kendisini terbiye edenleri bile kandıran akılsızlığı, bizzat Prof. Von Osten’in asistanı Oskar Pfungst tarafından ortaya çıkarıldı.

Hocasından daha keskin bir gözlemci olan Oskar, harika atın kendisine yöneltilen soruların yanıtını çevresini kuşatan insan topluluğundan da bilen olmadığı zaman yanlış verdiğini farketmişti. Beygir Hans, akıllı gözlerine at gözlüğü takıldığında, yani çevresindekileri görmesi engellenerek soru sorulduğunda da yanılıyordu yanıtlarında. Asistan Oskar, sonunda çözdü “insan kadar zeki hayvan”ın sırrını. Aslında Hans, kendi türünde çok akıllı, dikkatli ve duyarlı bir attı. Yanıtlarını, çevresindeki insanların tepki titreşimlerine göre hesaplıyordu. Doğru yanıta yaklaştıkça çevresindeki heyecanın arttığını hissediyor ve heyecan titreşimlerinin doruk noktasına vardığına hükmettiğinde, nal vurmayı durduruyordu. Ve sevimli Hans, bütün bu becerisini kendisine yemeklik bir ödül verilsin diye sergiliyordu. Matematik ve mantık, umurunun teki değildi!

Beygir Hans’ın keskin ama yine de hayvan zekalı durumu bir asistan tarafından açıklığa kavuşturulunca, kendisinin insan zekalılığına inanan profesörler, nasıl kandık diye fena bozuldular. Beygirden ağızları yandığı için de o günden öteye tüm hayvan zekası deneylerine üfleye üfleye yaklaşıp, önyargılı bir kuşkuculuk benimsediler.

Beygir Hans, pek çok dünya üniversite jargonunda “bilimsel yanılgı”yı mizahsal anlamda çağrıştırmak için kullanılır.

Oysa bence, hiç bir insan Hans kadar duyarlı ve dikkatli olmadığı gibi, insanoğlunun genel zeka düzeyi Hans’ın toynağından bileğine çıkamıyor. Siz hiç içtiği suları zehirleyen, soluduğu havayı kirleten, otladığı toprakları çoraklaştıran, yaşadığı dünyanın sonunu hazırlayan bir at sürüsü, ya da hayvan güruhu gördünüz mü? Memeli hayvanların en zekisi insan, işte bunu yapıyor. Üstelik o da yemeklik ödül peşinde. Ama “hep bana, nah sana” bencilliğiyle kendisini de doyuracak ağacı, bindiği dalı kesiyor.

*Bernard Werber, “İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi”