ABD’ye Fransız başkan
Radikal · 12 Mart 2004
Amerikalılar mı Türklerden, Türkler mi Amerikalılardan öğrendiler bilmiyorum, ama anavatanımızla 'baba vatan' arasındaki köprüden ayıya ayı diyerek geçmeye kalkanlar, 'Fransız' kalıyor, sevgili seyirciler. Biliyorsunuz bendeniz de zaman zaman, köprünün üstünde dayılananlara dayı demediğim, zaten köprüden de geçmediğim için, bu sütuna takılanlar tarafından Fransız ilan ediliyorum. Ama aptal değilim, valla ben de öğrendim Amerikalı bir dayısı olmadan, öyle tek başına, hem de Avrasyalı ayı sürüsüne kafa tutulmayacağını ve başladım kendime baba vatanımızda bir hami aramaya.
Ben gevşek gevşek ararken sevebileceğim bir hami dayı, Allah karşıma, hem benim gibi 'fransız', hem de ABD başkanlık adayı, John Forbes Kerry'yi çıkarmaz mı?
Ey Türk milleti! Bundan böyle bil ki naçiz yazarın iki kere iki dört eder diye direnmek ve köprüdekilere ayı diye seslenmekten yoruldu. Türkiye'den kestiği umudunu Amerikan seçimlerine bağladı, artık basit bir kalem neferi olarak John F. Kerry'nin zaferi için çalışacak, Kerry de başkan olur olmaz, Türkiye'deki Fransız kaderdaşı naçiz yazarınızı kollayacak.
Belki anavatan Türkiye'ye başbakan bile yapar beni dayım Kerry!
Niye olmasın? İkimiz de sular seller gibi Fransızca konuşuyoruz. Üstelik çevreci, çok da iyi anlaşırız. Eğer seçilirse, 40 yılda tek bir ABD başkanı, Avrupa'da okumuş, yaşamış, üstelik... Hakkaten biraz Fransız olacak! Çünkü, sayın Radikal okurları, sıkı durun, bu bir 'scoop'tur: John Forbes Kerry, Fransız Yeşiller Partisi'nin eski lideri ve halen Saint Briac Belediye Başkanı Brice Lalonde'un kuzeni!
Çocukluk anıları ne kadar önemlidir bilirsiniz; bir diplomatın oğlu olan John F. Kerry, gençlik kışlarını Oslo, Berlin ve İsviçre'deki bir yatılı okulda, tüm yazlarını ise büyükannesinin evinde, Fransa'nın Bretagne kıyılarındaki sevimli balıkçı kasabası Saint Briac'ta, kuzeni Brice Lalonde'la geçirirmiş. Eski Yeşiller Partisi lideri Fransız Lalonde, Kerry'yle bağlarının hiç kopmadığını, geçen yıla kadar ya onun Fransa'ya geldiğini, ya kendisinin ABD'ye gittiğini, şimdi ise her ay en az bir kez telefonla konuştuklarını, ama politikadan hiç söz etmediklerini açıkladı.
Irak savaşı nedeniyle ABD ile ilişkileri bozulan Fransa da umutlarını Kerry'ye bağladı şimdi, en az benim kadar başkan seçilmesini istiyor. Ancak amaçlarımız farklı: Fransa, ABD'yle 'barışmak' için Kerry'nin zaferine duacı, ben 'dünya barışı' için. Çünkü Kerry, dünyaya Avrupalı bakan bir Amerikalı. Eğer iktidar değirmeninde kimi Türkler gibi elektrik üretecek kadar 'döneklik' rüzgârına kapılmazsa, yeryüzünün insanlığın ortak mirası olduğunu kabullenen bir çevreci, yoksulluğa duyarlı; daha adil, daha paylaşımcı, daha barışçı bir dünya yandaşı. Beş dil konuşan, Portekiz asıllı ve hümanist eşi Teresa ile tam da bu yüzden anlaşıp sevişmişler zaten. Hem dünya vatandaşı, hem de çoğul kültürden gelen, yani gerçek Amerikalı ikisi de. Ben, hiç olmazsa şimdilik ve birlikteliklerine bakarak inanıyorum bu çifte.
Emperyal ABD'nin asıcı kesici cumhuriyetçilerin tetikçisi Bush ekibi ise, tam da buradan vuruyor demokrat Kerry'ye ve kendisine 'Fransız' diye saldırıyorlar. Kendi soyadı Fransız olan Amerikan Meclis Başkanı ve Bush'un mümin arkadaşı Teksaslı Tom De Lay, meclis oturumlarını 'Good afternoon, or BONJOUR, as Kerry might say...' diye açıyor. Daha geçen hafta bir konuşmasında, Avrupa'daki eğitiminin ve Saint Briac'ta geçirdiği tatillerin John Kerry'yi soysuzlaştırdığını, üstelik karısının da Afrika'da büyümüş bir Portekizli olduğunun altını çizerek belirtti. Columbia Üniversitesi'nden Prof. Todd Gitt, cumhuriyetçilerinin her saldırıda Kerry'nin 'enternasyonal' bir kültüre sahip olduğunu söyleyerek Amerikalı olmadığı fikrini yerleştirmeye çalıştıklarını belirtiyor. Yani emperyal babamızın bugünkü vasileri, zaten biliyorduk da, artık 'ırkçı' olduklarını açıklamaktan çekinmiyorlar. Sanki 'Yıldız Savaşları'ndaki kötülerle iyilerin mücadelesini izliyoruz.
Dünya için umalım ki, Kerry ve ekibi de yenilecek kadar masum değildirler.