Demokrasi nankör olmalı
Radikal · 17 Mart 2004
İspanya kendine özgü çalışma, yemek, uyku, eğlence saatlerini paylaşan maço erkekleri ve eli maşalı kadınlarıyla olduğunca, söylemi özgür eşcinselleriyle de ünlü bir ülkedir. Ama o maço erkekler, eli maşalı kadınların önünde birer kuzuya dönüşür; Pedro Almodovar’ın eşsiz filmlerinde ölümsüzleşen eşcinsel kültürü ise kadın düşmanı değildir! Elbette ki istisnaları olan bir genellemeden söz ediyoruz. Ama İspanya’nın bireysel özgürlüğü başkalarının eşitliğine denk algılayan bir toplum oluşturduğu, çoğunluğa değin doğru bir saptamadır. İşte düşünceden söyleme yansıyan bu özgürlük sonucudur ki, İspanyol halkları, bir başka halk ya da yurttaş topluluğunun iş işten geçtikten sonra verebileceği ya da hiç vermeyeceği bir toplumsal tepkiyi anında gösterebilmiş, yalancı politikacının haddini “suç”un üzerinden 48 saat geçmeden bildirmiştir.
Madrid’i vuran kitle imha terörünün ardından, 24 saat içinde örgütlenip sokaklara dökülen milyonlarca İspanyol’un ortak sloganı, ancak İspanyolların alenen bağırmaya cesaret edeceği türdendi: “Hijos de puta!” (O... çocukları) 48 saat sonra milyonlarcası, “hijos”un gerçek kimliğini tespit ve “puta”yı işaret etti. Çocuklar El Kaide’nin çocukları, ama onları İspanya’ya saldırtan “puta”, valla billa onlar değil, ETA yaptı diye gözlerinin içine baka baka yalan söyleyen Jose Maria Aznar ve iktidar partisiydi. BİR yalandan İKİ gün sonra, siyasal erki böylesine alabora ve tüm seçim hesaplarını altüst edebilen yurttaşlık bilincine, sanırım ilk kez tanık oluyor dünya.
Üstelik İspanya, “bölünmez bütünlük” üstüne kurulmuş bir devlet de değil. 17 özerk yönetimden oluşan, en özerki Bask Ülkesi ve ikinci sırada Katalunya’sı merkezi yönetime ancak Dış İşleri ve Savunma Bakanlıklarıyla bağlı bir federasyon. 17 özerk bölge halklarının, önce Bask’ım, Katalan’ım, Kastilya’nım, Andaluz’um, Galiçya’lıyım vb., ardından İspanyolum dediği; İspanyol bayrağını kendi bölge bayrağının yanısıra dalgalandırdığı, bazen de (Bask Ülkesi ve Katalunya’da) hiç dalgalandırmadığı, İspanyolca’yı yöresel dilinden sonraki zorunlu ikinci dil olarak benimsediği, kiminin bağımsızlık istediği bir ülke...
İşte bu yörenin yurda, yerelin ulusala ağır bastığı, her özerk halkın kendi kafasına göre takıldığı bu bölük pörçük ülkede, “dış” düşman iki yüz yurttaşını öldürünce, İspanya bayrağının altında, ikincil ama ortak İspanyol kimliğinde birleşiverdi. Yalnız Madrid’de beş, tüm İspanya’da on iki milyon insan, aynı gece sokağa döküldü. Yalnız İspanya da mı? İç savaştan yoksulluğa uzanan bir tarihte tüm dünyaya dağılmış bir göç toplumu, Paris’te, Londra’da, New York’ta aynı öfke ve aynı istemle, aynı anda toplandılar meydanlara. İspanya sınırlarının dışında da binlerceydiler.
Ertesi gün de, onların girmek istemediği bir savaşa ülkelerini sokan ve kitle imha terörüne kapıları açan, üstelik başına gelecekleri bildiği için yalan söyleyip zaman kazanmaya çalışan bir iktidarı alaşağı ettiler.
Türkiye, tüm dünya gibi hayretle izledi İspanyolların gerek kitle imha terörüne karşı dev bir kütle olarak önce sokaklara, ardından sandıklara inişini. Çoğumuz parmak ısırdık, utanıyoruz, niçin biz, 40 milyon İspanyola karşı 70 milyonluk Türkiye’de, dört saldırının ardından bırakın milyon, yüz bin kişi birikemedik meydanlara, haykıramadık “O...çocukları” diye kitle imha teröristlerine. Niçin gerçekten?
Neden federal İspanya halklarının ortak bir yurttaşlık bilinci var da, bölünmez bütün olan Türk halkının yok? İspanyollar nasıl nankör bir halklar topluluğudur ki, İspanya’yı madden ayağa kaldıran, sekiz yıl içinde ekonomide %32’lik büyüme sağlayan, işsizliği %10 azaltan, üstelik iktidara yapışmayan bir lider ve partisi, Jose Maria Aznar ve Partido Popular iktidarı, seçimlerin tartışılmaz galibi olacakken, tamamen manevi bir çerçevede, “yalan” söyledi diye cezalandırıldı? Ancak iki yüz kişi ölünce, eğer ölmeselerde kaale alınmayacak bir “istenilmeyen savaş”a soktuğu anımsandı ülkeyi?
Çünkü sayın seyirciler, ki seyirci sözü Türkiye’de tüm anlamını bulmaktadır, İspanya halkları için manevi bir yamuk, maddi bir doğrudan daha önemlidir. Çünkü sayın seyirciler, İspanyolların yurttaşlık bilinci, ekonomik verilerin önündedir. Ve zaten yurttaşlık bilinci öyle olduğu için ekonomik performans da böyledir. İspanyolların bilinçli nankörlüğü sayesindedir ki, o ülkeden Suarez’ler, Gonzalez’ler, Aznar’lar, Zapatero’lar çıkar. Halkın izlediği bir boğa güreşidir politika. Tek bir hata, toredadorun arenadan kovulmasına yol açar.
-------------------------------