Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Adaletin sağı solu

Radikal · 21 Mart 2004

Hasan Şahingöz'ü tanımazsınız siz. Zaten ben de tanıdığımı söyleyemem. Ancak 1971 doğumlu ve 1994'ten beri hapiste olduğunu bilirim. Demek ki 10 yıldan beri içerdedir. 'Terörle Mücadale Yasası'ndan yararlandırılmadığına bakılırsa, mücadelenin oluşabilmesi için serbest bırakılması gereken teröristlerden değildir! Yani önemsiz bir mahpustur Hasan Şahingöz. Ömrünü hapiste geçirmek için doğmuş olup, 23 yaşından beri TC nüfusunda medeni hali 'mahpus' yurttaşlardan biridir. Önemli bir terörist olsa, yasanın öngördüğü mücadeleyi meşru kılacak terörü yaratmak üzere, salınırdı araziye yoksa.

Hasan Şahingöz'ün hiç önemli bir terörist olmadığı, zaten Tekirdağ 1 No.'lu F Tipi Cezaevi'nden yazdığı mektubundan da bellidir. Bir önceki hikmeti Sami'den sorulan Türk adaletinin, 19 Aralık 2000 operasyonları sırasında Çanakkale Hapishanesi'nde kendi kendini sırtından kurşunlamak başarısını gösteremediğinden, önce Edirne Hapishanesi'ne tevdi edilmiş, 3 Mart 2001 tarihinden öteye de Tekirdağ F Tipi'nde 'hapiste geçirmek üzere programlanan yaşam'ını sürdürmektedir.

Hasan Şahingöz, artık 33 yaşındadır. O hapiste geçirdiği gençliğinden sonra hapiste geçecek olgunluk çağına atlarken, Türkiye de çağ atlamaktadır. Türkiye'ye çağ atlatanlar ise, Hasan Şahingöz'ün hapse atıldığı 10 yıl önce, Taliban gibi düşünür.. düşünür.. düşünür iken, ansızın demokrasiye taşınıp, artık iktidarda oturanlardır!

Mahpus Şahingöz de 10 yıl süreyle düşünmüş ve artık, "Kimseden bizim gibi düşünmesini istemiyor, beklemiyoruz. Ben marksistim. Siz ya da bir başkası böyle olmak, böyle düşünmek zorunda değil elbette, ama demokrasi, hak, adalet ve insanlık anlayışı herkese göre değişemez ki, bunlar hepimizin ortak paydalarıdır..." demektedir. Ama değişen düşüncesiyle değil iktidara, hapishane dışına bile taşınamamaktadır. Aslında Şahingöz şanslıdır. Çünkü hayatta ve henüz aklı başındadır. Oysa 109 arkadaşı ölüm orucunda ölmüş, yüzlercesi de ömür boyu sakat kalmış, yavaş yavaş ölmektedirler.

10 yıl önce rejimi soldan yıkmak isteyenler, şimdi hapistedirler, ölüm orucunda ölmektedirler. 10 yıl önce rejimi sağdan yıkmak isteyenler ise... Girenlerin çoğu çıktı, çıkamayanlar 'terörle mücadele yasası'yla çıkarıldı, hiç girmeyenlerin adresi ise artık pek afili.

On yıl önce sağdan yıkmak istedikleri rejimi, soldan yıkmayı başaramayanlara, yani ölüm orucundaki mahpuslara ve wernicke - korsakoff hastalarına karşı savunuyorlar! Saldırganı olmayan ne kahramanca bir savunma, ne cesur bir korumadır bu rejim bekçiliği...

AKP iktidarı, canını dişine taktı, Adli Tıp yönetimini değiştirdi, daha iyi savunabilmek için rejimi, aklını yitirdiği, belleğini yitirdiği, eli ayağı tutmadığı için serbest bırakılan ölüm orucu kurbanlarını, yaşayan ölüleri yeniden hapse koymak için topluyor tek tek. Adli Tıp'ın yeni AKP kadroları, Keramettin Kurt'un yönetiminde, 'tedavi edilemez' raporlarını, 'tedavi edilebilir'e çevirdi, canlı cenazeler için arama emri çıkardı, topluyor tek tek, hapiste 'gebersinler' diye... Oysa aklını yitirmiş, belleğini yitirmiş insanların, o halde suç işleseler bile suç ehliyeti yoktur, normal kabul edilmezler, hapse atılmazlar, demokratik rejimlerde.

Oysa Türkiye'nin İslamımsı demokrasimsiyle ılıtılan rejiminde, ömür boyu sakat kaldığı kesinleşmiş kişiler için verilen af kararı geri alınıyor ve canlı cenazeler, yaşayan ölüler yeniden hapse tıkılıyor, çünkü solcular. Aynı anda, yedi solcunun öldürüldüğü Bahçelievler katliamı sanığı ve dört genç insanın bizzat katili Haluk Kırcı, 12 kez idam hükmünden sekiz yıl hapis yattı diye çıkarılıyor! Bütün bunların bir mantığı var: Çünkü Haluk Kırcı, sağcı. Sağcı Bünyamin Adanalı, Mahmut Korkmaz ve Ünal Osmanağaoğlu da serbest kalacak. Zaten sanıklardan Kadri Kürşat Poyraz, hiç yakalanamadı!

Elbette ki bu kadar adaletten AKP iktidarı sorumlu değil. Turgut Özal'ın marifeti, Rahşan Ecevit'in merhameti ve Hikmet Sami Türk'ün dirayetiyle başlayan 'canilere özgürlük' promosyonu milliyetçi sağı kurtarıyor, AKP döneminde çıkarılan 'şartlı salıverme' yasasıyla da Hizbullah, İBDA-C aramızda...

Evet, bütün bunların bir mantığı var. Bütün taşlar yerine oturuyor yavaş yavaş. Ama adalet tökezliyor, Türkiye düşüyor. Yeniden, terörün kucağına mı acaba?