Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Ünifarmal yakınlık

Radikal · 28 Mart 2004

Kadın kafasının nasıl çalıştığını anlamayanlar yalnız erkekler değil. Biz kadınlar da kendi kendimizi pek anlamadığımız gibi, çoğumuzun paylaştığı, dolayısıyla ortak sayılan kimi kadıncalıkları kavramakta zorlanıyoruz. Örneğin bendeniz, kadınlar arasında hem de küresel anlamda yaygın

'üniforma merakı'na oldum olası akıl erdirememişimdir. Hiç ummadığım hemcinslerim, sivil görseler dönüp bakmayacakları erkeklerin üniformalı suretine bayılırlar. Hatta kiminin, pırıltılı düğmeler, yıldızlı apoletler bir yana; Avrupa'da ilk kez Nazi'lerin kullandığı, şimdi tüm seyyar polislere giydirilen siyah çizmeler karşısında elektrik çarpmışa döndüğünü bilirim!

Fransa'nın Angouleme kentinde 80'lik bir delikanlı da kadın kısmındaki bu üniforma zaafını sezmiş olacak ki, elektrik üreterek yolunu bulmaya soyunmuş diyemeyeceğim, çünkü giyinmiş. Zaten kendisi de elektrikçilikten emekli, ama internette 'chat' yapacak kadar enerji dolu 80'lik delikanlı, hanım hanımcık ihtiyarlara verdiği randevulara apoletler ve madalyalarla süslü üniformasıyla gider ve kendisini emekli gazi albay diye tanıtırmış. Omuzlarında yıldızları, göğsünde Hindiçini'den Cezayir'e gitmediği savaşların madalyaları, ama tüm takım taklavatı gereken kibirle taşıyan bu yakışıklı 80'liğin karşısında erirmiş hanım hanımcıklar. Savaş yarası olarak hangi yarasını gösteriyordu bilinmez, ama hanımlar 'geçici bir sıkıntı' içinde olan gazi albaya tabii ki cömert davranmışlar. Madalyalar ardındaki yaralı gururunu rahatlatmak üzere, borç vermek için adeta yarışmışlar. Koluna takılıp seyrana çıktıkları iki ayaklı üniformadan pek bir mutluymuş hepsi. Karınca kararınca, kimi 600, kimi 1000 euro çarpılmış, hele birisi 27 bin 500 euro'ya değer bulmuş tutulduğu voltajı. Ama bir kez parayı toka edince, üniformalı yok oluyormuş ortadan.

Ne yazık ki polis, sahte emekli albayı buldu ve kadıncıkların ihtiyar ruhlarında yarattığı elektrik fırtınasını kesti sonunda. 80'lik delikanlı, dolandırıcılığın yanı sıra yasadışı üniforma ve madalya taşımaktan yargılanacak. Mahpus üniformasıyla gardiyanların artık ruhunu mu okşar, yoksa gönlünü mü çeler, belli olmaz.

Adını unuttuğum Boşnak bir feministin, Bosna savaşına değgin unutamadığım bir sözü var: 'Kadınların rızası olmasaydı, erkekler savaşamazdı!' Doğru bir saptama bu. Yalnız savaş mı? Kadınların topyekûn karşı çıktığı hiçbir iş yapamaz erkekler. Kadın onaylamadan hiçbir fikir, hiçbir eylem yaygınlaşamaz. Her nüfusun, her halkın, hatta her insanın yarısı

kadın. Demek ki her sonucun; barışın, savaşın yarı sorumlusu da kadın. İnsan ruhundaki dinginliğin ve saldırganlığın yarı yapıcısı, yarı yıkıcısı kadın.

Barışçıl ve dingin bir dünyayı gerçekleştirmenin belki de birinci koşulu, kadınların 'üniforma zaafı'nı yenebilmeleri. Sivili resmiye tercih, otoriteye boyun eğmek yerine demokrasiyi kabullenmek anlamına da geliyor. Çünkü üniforma, bir örneklik demek. Üniformasızlık, çoğulculuk. Bir üniformayı giymek, aynı üniformayı giyenlerle önce tek ağız gibi konuşup tek vücut gibi davranmak, ardından tek yumruk olup vurmayı beraberinde getiriyor. Oysa üniformasızlık, bireysel özgürlüğün ifadesi, her kafadan başka sesin çıktığı, ama çoğunluğun istemiyle biçimlenen demokrasi.

Kadınların üniforma hayranlığını yenmesi, gerçekten çok önemli. Çünkü erkekler, kadınların beğenmediği kılığa giremez, dolayısıyla o kılığın kafasını kuşanamaz. Üstelik üniforma yalnız apolet ve kasket değil. Hatta resmi bile değil. İllegali de var. Bir zamanlar parka, devrimci solun evrensel üniformasıydı. Kahverengi gömlek, faşistlerin. Siyah, anarşistlerin. Bugünkü mollaların, hacıların, hocaların da üniformaları var. Liste uzun. Ama hepsinin ortak noktası, otorite kurmak amacı. Oysa kadınlarda otorite merakı, yani üniforma hayranlığı olmasaydı, hiçbir üniforma otorite sağlayamaz, baskı kuramazdı dünyada.

Ne yazık ki, bırakın üniformaya karşı olmak, kadının kendisi üniformaya büründü, bir örnekliğini savunuyor kimi diyarlarda. Çarşaf üniforma değil midir, örneğin? Türban üniforma değil mi?

Kadın üniformayı reddetmediği sürece, erkekler otorite için dövüşmeye devam edecekler hep. İnsanlık için barış, insanlığın yarısı üniformal kaldığı sürece hayal.