Maya takvimi
Radikal · 4 Nisan 2004
Naçiz yazarınıza Serdar Turgut’u nasıl bilirsin diye sorsalar, kendisini “Akıllı olduğunu savunan delilerin arasında, deli olduğunu savunan bir akıllı”, diye tarif ederdim. Akşam gazetesi yazarı Serdar Turgut, ilginç olduğunca verimli bir komplo teorisyeni. Ben daha çok kahve falına inanmakla birlikte, kallavi bir komplo teorisini “Bir Gün, Gece” romanımla kitaplaştırarak, hiç olmazsa İstanbul depremi sonrasını hayalde ondan bir adım ilerdeydim. Ama Serdar Turgut’un son günlerdeki “gezegene çarpılan dünya düzeninin, haritaları şimdiden çıkarılan mağaralarda garaja çekilmesi” teorisini, doğrusu parmak ısırarak izledim. Ve bu satırların devamı olan tarihsel gerçeği, belki ilgisini çeker diye kendisine ithaf ediyorum:
Güney Amerika’daki Maya uygarlığında, her çocuk resmen uymak zorunda olduğu bir astroloji takvimiyle doğardı. Dünyaya geliş gününe göre ayrıntılı bir hayat yolu çizilen çocuk, takvimde öngörülen olayları, öngörülen tarihlerde yaşardı. Kendisine daha beşikteyken söylenen bir şarkı biçiminde öğretilen bu takvimi ezberler, ne zaman hangi işi yapacağını, kaç yaşında ve kiminle evleneceğini, başına bir kaza geleceği tarihi ve hatta ne zaman öleceğini bilirdi. Takvim sistemi Maya toplumunda tıkır tıkır işliyor, çünkü astrologlar tüm hayat çizelgelerini çakıştırmayı biliyorlardı. Eğer hayat şarkısındaki bir dörtlük, Maya delikanlıya belli bir gün yoluna belli bir genç kızın çıkacağını muştuluyorsa, söz konusu genç kızın dörtlüğünde de aynı tarihte söz konusu delikanlıya rastlayacağını haber veriyordu. İşlerde de durum farklı değildi: Bir Maya’ya ev alacağı tarihi bildiren şarkılı dörtlüğün aynısı, diğer bir Maya’nın evini satacağı güne denk düşüyordu. Eğer bir kavga çıkacaksa, kavgacıların hepsi önceden bildikleri için kavga çıkarıyorlardı, vb. Resmi ve uyulması zorunlu takvim, işledikçe güçlenen bir sistemdi. Savaşlar önceden biliniyor, hatta betimleniyordu. Kimin yenip, kimin yeneceği belliydi. Maya astrologları er meydanında kaç yaralı, kaç ölü olacağını bile belirtiyorlardı. Eğer ölü sayısı öngörülenle çakışmazsa, tutsaklar kurban edilerek tutturuluyordu sonuç.
Şarkılı takvimler, Mayaların hayatını kolaylaştırıyordu. Tesadüfe yer yoktu. Astrologlar, her insan hayatını başından sonuna denetliyorlardı. Herkes herşeyi önceden bildiği gibi, benzerininkini de biliyordu. Ancak Maya astroloji takviminin zirvesi... Dünyanın sonunu da öngörmesiydi. Gezegenin başka bir köşesinde “Hristiyan Çağı” olarak adlandırılan 10.Yüzyılın belli bir günü, dünyanın batacağını biliyordu Maya’lar. Ve astrologlar, oy birliğiyle saatini bile tayin etmişlerdi kıyametin.
Ve kıyameti görmektense ölmeyi tercih eden Maya’lar, takvimlerinin son bulduğu günün arefesinde, kentlerini yaktılar, kızlarını kızanlarını kendi elleriyle öldürdüler ve intihar ettiler. Katliamdan kurtulan az sayıda Maya, cayır cayır yanan kentlerden kaçarak ovalara dağıldılar.
15.Yüzyılda Güney Amerika’yı fethe çıkan Katolik İspanyol orduları, Maya uygarlığının batışından beş yüzyıl sonra Yucatan vadisine vardıklarında, o görkemli uygarlığı yaratanları yok etmek zevkini tadamadılar. Çünkü onlar, dünyanın başka bir köşesinde “Hristiyan Çağı” başlarken yok etmişlerdi kendilerini. Ama bu kez, takvimlerindeki kıyamet hesabında beş yüz yıllık bir yanılgı payı vardı.
Günümüzde kimi Güney Amerika yerlileri, Maya soyundan geldiklerini öne sürüyor ve onlara “Lakandon” deniyor. Tuhaf olan, Lakandon çocuklarının bir insan hayatına dair olaylar sıralayan eski şarkılar mırıldanmaları hala. Ancak mırıldandıkları bu şarkıların ne anlama geldiğini, ne kendileri, ne de kimse biliyor artık. Oysa Maya uygarlığı, basit insanların yaratabileceğinden çok öte bir eserdi. Mayalar, sıfır sayısını ve tekerleği biliyorlardı, ancak böyle bir keşfin yararını kavrayamamışlardı. Kent mimarileri, altyapı ve yolları şaşırtıcıydı; bir yılı on üç aya bölen takvimleri, zamana dair bizim kullandığımız takvimden daha sarih, daha ince bir hesaptı.*
Acaba Serdar Turgut’un sözünü ettiği dünyaya çarpacak gezegen varsayımında, beş yüz yıllık bir yanılgı payı olabilir mi bizim Gregoryen takvimde?
*Bernard Werber, “İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi”
-------------------------------------