Pozitif düşünmek
Radikal · 18 Nisan 2004
Meksikalı ressam arkadaşım Guillermo Arizta, başına hep olmadık işler gelen bir ademdir. Örneğin Guillermo uçağa biner, uyuklarken hostes yanına koşup oturur ve kendisini sıkı sıkı bağlayarak dualar okumaya başlar. Guillermo, "Ne oldu?" diye sorar, hostes mırıl mırıl okuyup üflerken başıyla uçağın penceresini işaret eder. Guillermo dışarı bakınca ne görsün? Motorlardan biri harıl harıl yanıyor. Uçak geri döner, acil iniş yapar ve Guillermo kurtulur. Ya da çok sarhoş olduğu bir gece, ki hemen her gece zaten çok sarhoştur, Mexico City'de kaldığı otelde tam üç kez yataktan düşer Guillermo. Her defasında, "Allah, Allah, amma içmişim, yatay bile duramıyorum," diye düşünür, yine tırmanır yatağa. Sabah bir de bakar ki, deprem olmuş, Mexico City'nin yarısı yerle bir, Guillermo yine sağ salim, vb.
Artık Avrupa çapında ünlü bir sanatçı olan Guillermo'nun maceralı yaşamı, soyaçekimlidir. Arizta ailesi soy sop ilginç ve baba Arizta, birbirinden garip buluşların mucidi bir mühendis olmakla kalmayıp, aynı zamanda müthiş çapkındır. Resmi nikâha saygılı bir erkek olarak ayrı ayrı ve sırayla evlendiği beş hanımdan dokuz çocuk sahibi baba Arizta, yılın belli günlerinde ilk evliliklerinin gözağrısı büyük çocuklarıyla yemek yer, onları lüks lokantalara götürerek babalığını gösterir.
Böyle bir gün, Guillermo'ya da sıra gelir. Babası, bizimkini Mexico City'nin en görkemli restoranlarından birine davet eder. Guillermo, kırk yılda bir gördüğü babasıyla kavuşmanın heyecanıyla erken gider randevuya. Çok geçmeden, peder Arizta kapıda görünür. Ama ne görünüş. Tam dört kadının ortasında, haremiyle ilerleyen Arap şeyhi gibi bir giriş yapar içeri. Ancak kadınların hiçbiri öyle ahım şahım değildir. Masaya otururlar, bütün kadınlar Guillermo'yu tek tek öper, Latin Amerikalılara özgü cıvıltılarla aralarında konuşmaya başlarlar. Fırsattan istifade, Guillermo babasının kulağına eğilip: "Yahu ben seni güzel kadın düşkünü bilirdim. Bunları yanında niye gezdiriyorsun? Hepsi birbirinden çirkin!" der.
Peder Arizta, purosundan derin bir nefes çekip bilge başını sallar: "Bak oğul, şu yanımdaki şaşı ama, çok güzel dudakları var. Onun yanındakinin suratı çarşamba pazarı ama, masanın altına bak, bacakları ömre bedel. Çarpık bacaklı olanda bir kalçalar var, karpuz gibi maşallah. Karşındaki beygir ise, gözleri ve göğüsleriyle sevmeye değer. Senin anlayacağın, dördünün iyi yanlarını birleştirdin mi, dünyanın en güzel kadını, ideal kadın eder!"
İşte yaşam da böyle bir şey sevgili okurlar.
İyi yanlarını birbirine ekleyince, mutlu olmak işten değil. Tabii ömür yeterse. Gözlerinden öpüyorum Seryal Pere...