Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Kıbrıs Avrupa’ya Türkiye Asya’ya

Radikal · 28 Nisan 2004

Günlük Türkçemize 'bihaber'liğin parodisi olarak yerleşen 'Fransız kalmak' deyimi, doğruluğunu bizzat kaynağında kanıtladı ve Fransa, Türkiye'nin AB adaylığına ancak uyandı ve ülkemizin Avrupalı olup olmadığını tartışmaya başladı. İşin tuhafı, Türkiye'nin AB üyeliği karşıtları kadar, yandaşlarının bile Türkiye'nin Avrupa'ya aidiyetinden kuşku duymaları. Sanki Türkiye'nin 1964 yılında AT ile anlaşma imzaladığını yeni öğrenmişler, 1987 yılında resmi adaylığını kendileri imzalamamış, 1999 Helsinki zirvesinde bu adaylık teyit edilmemiş ve 2003 Kopenhag zirvesinden '2004 yılı sonunda iyi not alırsanız, bekletmeden müzakere tarihi verilecek,' kararı çıkmamış gibi; neyi tartışıyorlar biliyor musunuz? AB'nin coğrafi sınırlarını ve birliğin, nerede 'Artık burası Avrupa değil, duralım' demesi gerektiğini! Ve dolayısıyla Türkiye'nin Avrupa kıt'asında mı, yoksa Asya kıt'asında mı sayılması üstüne yoğunlaşıyor tartışma. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olanlar, başta Valery Giscard d'Estaing, ciddi ciddi: "Efendim, Avrupa Boğazlar'da son bulur, Türkiye'nin zaten çok küçük bir parçası Avrupa kıt'asında, gerisi Asya'dadır, dolayısıyla AB sınırları içine giremez!" diyorlar. Bu gruba karşı Türkiye'nin AB üyeliğine yandaş olanlar ise ne dese beğenirsiniz? Türkiye'nin Avrupa kıt'asında olmadığı görüşüne katılıyor, ama 'İmzaladık bir kere, hukuken engellemeye hakkımız yok,' savunmasının ardına sığınıyorlar ancak.

Yandaşı ve karşıtıyla, hiçbirinin aklına bir harita açıp Kıbrıs nerede diye bakmak, gelmedi mi acaba? Acaba coğrafya dersi mi görmediler, yoksa gözlerinin gördüğüne dilleri mi dönmüyor ki, 1 Mayıs'ta AB'ye tam üye kaydedilecek Güney Kıbrıs ile KKTC'nin ortak başkenti, ortadan bölünmüş Lefkoşa'nın, Ankara ile haritada aynı meridyen üzerinde, gerçekte Ankara'dan daha uzak olduğunu söylemiyor kimse, Avrupa'nın merkezine de, AB'nin güncel sınırlarına da. Kıbrıs, AB üyesi Yunanistan'a binlerce kilometre, Türkiye'ye 70, Ortadoğu'da Suriye'ye 60 km. uzaklıktadır.

Demek ki bu AB coğrafyası, bir tuhaf. Belki de haritasını Francis Bacon'a çizdirmişler, Kıbrıs'ı Türkiye'nin Güney'inden alıp, Mora Yarımadası'na yapıştırmışlardır. Ya da Girit'i Kıbrıs sanıyorlardır! Ama bu cehaletle bile, Türkiye'nin burnunun dibindeki 12 Yunan adasını AB'ye uygun Avrupa sınırları içinde sayıp, rahminden koptukları ama burnunun dibinde durdukları analarını, Anadolu'yu dışlamaları nasıl açıklanabilir?

Coğrafya özürlü Türkiye karşıtlarına, haritayı gösterip 'Kıbrıs Avrupa, Ankara Asya' mantığını çürüttüğünüz zaman, bu kez tarih, diye tutturuyorlar. Avrupa'nın 500 yıllık tarihini Türklerin de yazdığını söylediğiniz zaman, 'Ama o tarih Müslüman tarihi, biz Hıristiyan tarihinden söz ediyoruz!' diyorlar. Böylece Avrupa'da yaşayan kendi yurttaşları, milyonlarca Müslüman'ı, yok sayıyorlar. Böylesine kör bir ırkçılık, ancak geçmişi görmezden gelir, istediği gibi okur ya da okumayabilir. Ama gerek Türk, gerekse tüm göçmenlerin Avrupa'nın geleceğini yazmasına engel olacak mı? Hayır.

Anladığım kadarıyla Türkiye'nin AB istemi ne kadar meşru olursa olsun, bu davada tam üyelik en az 10 yıl için gömüldüğü gibi, 2004 sonunda 'müzakere tarihi' almak bile güç görünüyor. Çünkü Türkiye'nin üyelik hakkını savunanlar bile maşanın ucuyla tutuyor, nasıl koparmadan uzakta tutabileceklerinin hesabını yapıyorlar. Bu sütunlarda daha önce yazdığım öngörü, ne yazık ki doğru çıkıyor ve karşıtıyla yandaşıyla tüm AB, Türkiye'ye tam üyelik yerine bir 'ayrıcalıklı ortak üyelik' vermek peşinde, formül arıyor. Bu formül, 2004 sonundaki müzakere tarihinde karşımıza çıkarılacak. Asıl neden, ne din, ne iman, ne tarih, ne de coğrafya elbette. Türkiye, nüfusu, sorunları ve büyüklüğüyle korkutuyor. Şom ağızlar, Türkiye'nin AB'ye üyelik durumunda her yıl 17 milyar euro'ya mol olacağını yayıyorlar.

Oysa...

AB, Gümrük Birliği'nin imzalandığı 1996'dan beri yaklaşık 60 milyar dolara mal oldu Türkiye'ye.

Ve AB bir anlamda, 1 Mayıs'tan öteye bünyesine aldığı 10 yeni üyesini, Türkiye'nin akıbeti belirsiz bir AB üyeliği uğrunda fedakâr sırtından kazandığı 60 milyar dolarla finanse etmeye hazırlanıyor.