Paris, .05.2004
Radikal · 7 Mayıs 2004
YAYLALAR VE MOLLALAR
“Doğanın kardeş yarattığı insanları, eğitim yabancılaştırır.”
KONFİÇYÜS
AKP hükümeti, Meclis’e gönderdiği yüksek öğretim yasa tasarısıyla, üniversitelerin eğitim düzeyini yükseltmeyi değil, düşürmeyi amaçladığını belli etti. Yüksek öğretimi değil, orta öğretimi düzenleyen bu yasa tasarısı, meslek liselerini üniversite kapısına çıkarmıyor, üniversite kapılarını meslek liselerine indiriyor. Zaten meslek liseleri bahane. AKP hükümeti, bu taslağa soldan sağa “meslek liseleri” diye yazdığını, sağdan sola “imam hatip liseleri” diye okuyor, ancak serde imamlık var ya, cemaat kendisinin sessiz geçiştirdiğini sesli dile getirince, kızıyor. Bundan önceki hükümetler Türkiye’yi İHALE dağıtarak soyup soğana çevirmişlerdi, AKP hükümeti ise İHL ile donatarak yayılmayı hedefliyor.
Dinden bağımsız olması gereken üniversite ünitelerini, imam ve hatip eğitimi almış imanlı bir tabana oturtmak niyetiyle, ÖSS nezdinde tüm meslek liselerine normal lise kısmeti dağıtan bu tasarı; aynı zamanda AKP iktidarının Avrupa Birliği hedefini de amaç değil, araç olarak kullandığını ortaya koydu. Eğer iktidar gerçekten AB üyeliğini şavullasaydı, tam da AB’nin Türkiye’nin Müslümanlığını karşıt gerekçe olarak kullandığı bir dönemde, üstelik müzakere tarihi verilip verilmeyeceğine ilişkin takvime birkaç ay kalmışken getirir miydi İHL’lere üniversite yolunu açan tasarıyı meclise?
Ne menem, ne köklü bir niyettir ki bu, gelecek eğitim yılını bile bekleyemediler. Bu tasarının içeriği, AKP hükümetinin Kopenhag kriterlerini AB’ye girmek için değil, demokrasi için hiç değil, salt “imanlı” taban yayılması önündeki yasal ve bürokratik engelleri yıkmak için kullandığını; zamanlaması ise emeline ulaşmakta ihtiyatsızlık yapacak kadar sabırsızlandığını kanıtlamaktadır.
AB’nin hiç bir ülkesinde, meslek liselerinden “uzmanlık” alanı olmayan üniversite ünitelerine düz geçiş yoktur. Mutlaka bir hazırlık dönemi ve ayrı bir sınavdan geçmek zorundadırlar, meslek lisesinden sonra başka alanda eğitimlerine devam etmek isteyen öğrenciler. Zaten AB’nin hiç bir ülkesinde ve Türkiye’nin imam bakanlarının deyişiyle, “papaz okulları”nda BİLE, din dersleri zorunlu değildir, düz liselerde olduğu gibi seçmelidir. AKP’nin pek heves ettiği “seküler” ABD’de ise, 250 milyonluk nüfusuna karşın, 536 adet “High Papaz Vaiz School” yoktur, “İncil kursları”nın sayısı bilinmez değildir; zaten tüm ABD’de bir İstanbul’daki camii kadar kilise ve her kilisenin bir “İncil Kursu” yoktur!
2003/2004 öğretim yılı sayılarına* göre, Türkiye’de 536 İHL’de 16 bin öğretmen, 105 bin öğrenci var. Üniversitelerdeki 24 İlahiyat Fakültesinde ise 823 öğretim üyesi görev yapıyor, 9970 öğrenci okuyor. Oysa Türkiye’nin imam hatip ihtiyacı 5000. Başka bir deyişle, bırakın lise mezunu imam, Türkiye’nin üniversite mezunu ilahiyatçı fazlası var. Bu tablonun baş mimarı Menderes. Ondan sonraki hepsi, hepsi müteahhit ve en büyükleri Süleyman Demirel (327 İHL).
AKP hükümeti, 28 Şubat kararlarından sonra İHL’ye azalan (!) kayıt ve “imanlı” öğrenci sayısını niçin arttırmak istiyor? Niçin üniversiteleri İHL’lere açıyor? Herhalde camiilere hukukçu, siyasalcı, doktor, mimar ve mühendis imam atamak için değil. Daha çok mahkemelere, siyasete, hastanelere ve her türlü mevkiie imamları yerleştirmek amacı. Kendileri de iktidara imamlıktan gelmediler mi?
Bana tek bir AB ülkesi gösterebilir misiniz ki, bir başbakanı, bir bakanı “papaz” olsun?
İhale kadrolarından İHL kadrolarına geçen Türkiye, önümüzdeki on yıl içinde, AB yaylalarına tırmandığını sanırken Amerikancı mollalar ovasında alacak soluğu.Tabii soluk alabilirse.
Çünkü kargaların öttüğü yerde bülbüller susar. Bülbülün sustuğu yerden de demokrasi kaçar. Ülkemizde “new look mollah” süreci başlamıştır. Kargalar bugün öterek sansürlediklerini, yarın ilelebet susturacaklar.
* Eğit-Sen araştırması.
------------------------------------