Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Bi şi olur abiler

Radikal · 14 Mayıs 2004

Kanırta kanırta geçirmek diye, herhalde buna derler. TBMM'deki çoğunluk sultası, demokrasinin en temel prensiplerini hiçe sayarak iman kontenjanını

çalıştırdı ve YÖK'ün tasarısıyla ayağa kalkan Türkiye, yasasıyla oturdu. Ama asıl acıklı olan, dün ayağa kalkan tasarı karşıtlarının, bugünkü

'oturma'larına gösterdikleri huzur gerekçesi: "Ne telaşlanıyoruz canım? Yasa zaten Cumhurbaşkanı'na gidecek, zaten o da veto edecek, Meclis'e geri gönderecek, ama 15 gün geçmiş olacak, 15 günde Türkiye'de kim öle, kim kala, o zaman bakarız yeniden zaten..."

Türkiye'deki 'solcuya kış, mollaya koş eğitimi'ne gaz verenlere zaten böyle seyirci kalındı, yarım yüzyıldır bu kafa ve bu gerekçelerle seyredilen irtica zaten böyle yayıldı, bugün 'new mollah' iktidarı olarak başımızda zaten.

Her şey olup bittiğinde ve ülkemizin ilkbaharları 'new mollah'ların

'nevbaharı' olarak kutlandığında (yoksa kutsandığında mı demeliydim?), eğer recm edilmekten kurtulmuşsam, 'Türkiye'yi kim bu hale

getirdi?' diye merak edenlere vereceğim yanıt tek tümcedir: 'Bi şi olmaz abicimler getirdi!'

Bi şi olmaz abicimler kimlerdir derseniz, Hatice'ye değil neticeye bakanlardır, derim sayın seyirciler. Prensipler için mücadele etmeye alışık olmayan, borsaya bakarken arsayı yitiren, neticeyi seyrederken Hatice'yi kaptıranlardır, derim.

İmam-hatip liselerine düz lise vasfı kazandıran yeni YÖK tasarısı yasalaşınca, serde Hatice değil neticecilik var ya, 'Bi şi olmaz abicim' diye huzur aranıyor. İHL'lerin ÖSS'de pek de başarılı olmadıkları, bu okullardan üniversiteye giriş oranı yüzde 4.4, yeni yasayla iki katına çıksa ne yazar, 'Bi şi olmaz!' demeye getiriliyor. Oysa bi şi olur, abiler. Hem de kocaman bi şi olur. Bu ülkede laikliği böyle gıdım gıdım, bi şi, bi şi, yediler. Artık demokrasiyi kemiriyorlar.

Her şeyden önce, üniversitelerdeki imam-hatipli oranı ikiye katlansa ne yazar, diye düşünmek bir gaflet. Çünkü yeni YÖK Yasası, İHL'lerin üniversitelere girişini kolaylaştırmaktan çok daha büyük bir proje. Bu yasayla ortaöğretimde din eğitimi meşrulaştırılıyor. Din eğitimi almak, özel eğitim olmaktan çıkarılıp normal eğitime eşleştiriliyor. İmam-hatip liselerine düz lise vasfı kazandıran bu eşleştirmenin sosyolojik sonucu, çok yakın bir gelecekte tüm düz liselere 'imam-hatip' vasfı tanımaktır. Zaten düz liselerde bile din dersleri zorunlu olan bir ülkede, kim önleyebilir, ne engelleyebilir artık tüm liselerin İHL'leşmesini, üniversite dahil dinselleştirilmesini?

Meclis'ten geçen YÖK Yasası, ÖSS'nin İHL katsayısını değil, imam-hatip okullarının sayısını artırmayı amaçlamaktadır. ÖSS önünde düz liselerle aynı katsayıya kavuşan İHL'lerin çoğalması, bu yıl 110 bin olan öğrenci sayısının gelecek yıl 220 bine ulaşmasıdır hedef. İrticada para da var, iman da, irade de. Hayır sahibi bastırır parayı, alırlar hayır sahiplerinden hayırlı 'iş' için arsaları, gecekondurur gibi açarlar bir yılda 500 lise daha. Zaten iktidardalar! Keserler elektrik ve su parasını bile ödeyemeyen düz liselerin bütçesinden, keserler laik öğretmenin maaşından, yoksul öğrencinin gırtlağından, verirler İHL'lere, herkes imam-hatiplere yazılır, engel mi kaldı?

Söyleyin, kaç adım kaldı tüm eğitimin İslamileştirilmesine? Kaç adım kaldı, İran'daki eğitim sistemine kavuşmamıza? Ha İran'da halk devrimiyle girilen meclis, ha Türkiye'de halk oyuyla girilen Meclis'te yasa çıkaran kafa, gerçekten çok mu fark var, fark var mı gerçekten?

Abicimlere sormak isterim: Bi şi olmaz, diye diye, Türkiye'yi getirdiğiniz ve sizin de ister istemez geldiğiniz yere, şöyle bir durup, tercihen zırhlı arabalarınız dışından, korumalarınız ve polise bağlı telsizlerinizin ördüğü etten duvarın üstünden bakar mısınız bir?

Türkiye'de artık, bir başbakan eşi, yabancı bir başbakan tarafından dostça kucaklanmasının hesabını vermek, 'günah işlemediğini' kanıtlamak zorunda İslamcı basına. Türkiye'de artık, bir başbakan eşini yanaklarından dostça öpmek şeriata aykırı, dolayısıyla devlet televizyonunda gösterilmesi yasak. Türkiye'de artık, kadının devlet düzeyinde elinin bile sıkılması sorun. Berlusconi'nin başbakan gelininin elinde 'out'a çıkan nezaket öpücüğünü hatırlayın!

İşte abicim sizler, 'Bi şi olmaz' diye diye bu zihnigerileri iktidara taşıdınız. Ha gayret, sizin de bir bardak suyla şerefe tokuşturacağınız, sizin de elinizin sıkılmayacağı; sizin çenenizin, hanımlarınızın ve kızlarınızın da göbeklerinin kapatılacağı günlere de 'bi şi' kalmadı, zaten!

Çünkü dün es geçip, bugün ıskaladığınız 'bi şi', her şeydi aslında. Çünkü aslolan Hatice'ydi, görmediniz, neticesi meydanda.