Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Demokrasi çoğunluk sultası değildir

Radikal · 14 Mayıs 2004

İmam, tüccar ve başbakan sayın Tayyip Erdoğan, parti meclisi kürsüsünde esip gürledi ve çoğunluğun istemini demokrasi diye betimledi. Çoğunluğun istemini de, imam - hatip liselerinin üniversite sınavlarına düz liselerle aynı koşullarda girişi olarak belirledi. Dolayısıyla imam - hatipçi yeni YÖK tasarısını, demokrasi gereği yasalaştıracaklarını bildirdi.

Oysa sayın Tayyip Erdoğan, yanılıyor. Çoğunluğun sultasını demokrasi diye algılamak, demokrasiyi çoğunluğun zorbalığı sanmaktır ki, güçlerin eşitliği prensibine dayalı demokrasi anlayışına taban tabana zıt ve olsa olsa, İran'da, Çin'de halkoyuyla iktidarını sürdüren 'popüler dikta'ların tanımıdır. İran, Çin, Kuzey Kore gibi ülkelerin 'halk cumhuriyeti' diye anılması boşuna değildir. Demokratik olmayan bir cumhuriyet, sağ ya da sol dikta rejimleridir.

Başbakan sayın Tayyip Erdoğan'ın, çoğunluğun azınlığı ya da azınlığın çoğunluğu ezdiği 'popüler dikta'yı, iktidar ve muhalefetin devletin kurumsal temelini oluşturan prensipler önünde eşit olduğu demokrasi rejimi yerine sunmak cehaleti ya da cesareti, bizzat kendisinin imamlığından kaynaklanmaktadır.

İmam-hatip liseleri tam da bu yüzden kapatılmalıdır. Tam da bu yüzden imam-hatip liselerinden üniversitelere düz geçişe izin vermek; düşünce ve ifade özgürlüğünün infazı, demokrasinin intiharı, laik cumhuriyetin sonu olur. Bu sona çok yaklaşıldı. Uçurumun kenarında durulmuştu ki, zaten yarım yüzyıldır dinselleştirilen eğitimin meyvesi olan AKP iktidarı, bilerek ya da bilmeyerek Türkiye'yi bir 'popüler dikta' uçurumuna itmek üzeredir.

Tayyip Erdoğan'ın YÖK yasa tasarısını, uygulanacağı doğrudan alan olan

üniversitelerde, halk arasında ve Meclis'te karşılaştığı muhalefeti hiçe sayarak, çoğunluğun istemi diye dayatması ve 'astığım astık, kestiğim kestik' havasına girmesi, bizzat kendisinin imam ve İHL'de aldığı eğitimin sonucu olup, bu tür eğitimin verdiği beyinsel zararın bire bir kanıtıdır. Çünkü Tayyip Erdoğan dün parti meclisinde YÖK'le ilgili sert ve tavizsiz konuşmasını yaparken; parti meclisi cami, kendisi de kelamına itiraz kabul etmeyen, çünkü Allah'ın tartışılmaz kelamını seslendiren imamdı!

İşte tam da bu yüzden kapatılmalıdır İHL'ler.

Çünkü ilahiyat dışında kalan tüm üniversiter eğitim, her türlü peşin hükümden arındırılmış, kuşku temeline dayalı, dolayısıyla inanç ve dogmaların sorgulandığı, özgür eleştiri alanıdır. Bilimsel düşünce, dinlerin tam tersine, peşinen var olduğuna hükmedilenden kuşku duymakla başlar.

Sorarım size, insanoğlunun Havva ve Adem'den doğduğuna inananlar, bu inancından kuşku duymayan ve peşinen kabul ettiği bu dogmayı tartışmaya açmayanlar; 1974 yılında Afrika'da bulunan, arka ayakları üzerine henüz kalkmış 'öninsan' örneği, 3,9 milyon yıllık dişi iskelet, Lucy 'anamızı' hangi bilimsel tarafsızlıkla inceleyebilirler? Evrim teorisini reddeden bir beyin, hangi üniversitede, nasıl antropolog olabilir?

"Allah'ı kamu alanından çıkarmak gerek" tümcesini duymaya bile tahammül edemeyen beyinler, herhangi bir araştırma ve tartışma alanından bilimsel gözlemlerle tümüyle ters düşen dini dogmaları nasıl çıkarabilir? Kendi dininin en mükemmeli olduğuna inanan mümin, dinler tarihini hangi bilimsel tarafsızlık, hangi bilimsel bağımsızla öğrenip öğretebilir? Varlığın yokluğundan, yokluğun varlığından kuşku duymadan, imanla, dogmayla, peşin hükümle ters düşen hangi bilimsel buluş yapılır?

İşte bu yüzden kapanmalıdır İHL'ler. Ve o İHL'lerde okuyan gençlerin kafasını, dogmalar yerine bilimsel doğrulara açmak için kapatılmalıdırlar. Ahlak ve erdem, ne dinin tekelindedir, ne imanın. Bugün Türkiye'nin en çok ihtiyacı olan ahlak, yurttaşlık ahlakıdır, demokrasi bilincidir. Zorunlu din dersleri, tüm okullarda kaldırılmalı, ailesinin istemi ve kendi iradesi doğrultusunda, her öğrenciye 'seçim hakkı' vermek koşuluyla önerilmelidir.

Demokrasi, bire bir seçim hakkı demektir. Ve ne din, ne iman, bu seçim hakkının dışında kalamaz. Kalırsa, o ülkede ne özgürlük kalır, ne demokrasi, ne de bilim yapılır. Ve imamlar ancak tüccar olur. İmam tüccarlar da bazen iktidar. Ama o kadar.