Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Akıl ve kıl

Radikal · 26 Mayıs 2004

İnsanlığa yalnız bilgi değil, bilgi metodu kazandıran başyapıt,

'Ansiklopedi'nin yaratıcısı Denis Diderot (1713 - 1784), 'ahlak' görüşüyle de çığır açan bir filozoftur. Diderot, ahlakı dinden soyutlar. İki büyük doğal içgüdü, 'yardımseverlik' ve 'mutluluk' üzerine oturtarak tanrıtanımazlıkla erdemi bağdaştırır. Çağımızda sayıları giderek artan dindar ama ahlaksız, dinsiz ama ahlaklı kişi ve topluluklara doğru ışık tutan bu görüş, doğru geleceği de aydınlatmaktadır. Çünkü dinden bağımsız bu ahlak anlayışı, hem akla hem de içgüdülere dayanması bakımından, insanın doğasıyla en uyumlu olandır. Ama insanın doğasıyla uyum sağlaması ve bu uyumdan hem yardımseverlik, hem akıl içgüdüsünü açığa çıkartması, her babayiğidin başaramayacağı çok güç bir 'temizlik' eğitimidir: Yüzyıllar boyu beynine işlenmiş tüm dogmatik koşullanmalardan arınması, yerleşik fikir esaretinden kurtulması, özgür düşünebilmek için her bildiğinden kuşku duyarak, her şeyi sorgulayarak yeni baştan öğrenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla tanrıtanımaz ve erdemli olmak, sınır tanımadan bilgi edinmek azmi, ya da zevkiyle mümkündür.

Oysa dine bağımlı ahlak anlayışında, 'iman'a bağlı yardımseverlik ve mutluluk daha kolay gibi görünmektedir. Yardımseverlik tanrısal ödülün ve cennetin kapılarını açmakta, fedakârlık gerektirse bile izlenen ahlakın tanrı katında değerlendirilecek olması, mutluluk yaratmaktadır. Zaten asıl mutluluk tanrı sevgisi, her iş ve uğraşta o sevgiye sadakat değil midir? Ne var ki, tanrısal ödül vaadine rağmen, tepeden inme, günün koşul ve gereklerine kimi kez ters düşen, hatta çoğu kez 'absürd' kalan bir zorlama vardır dini ahlakta. İnsanı anlamadan kabullenmeye iterek, aklıyla inancı

arasında uyumsuzluk yaratabilir. İşte bu yüzdendir ki din eğitimi, inancı aklın önüne geçirir ve düşünmeyi engellemek amacıyla öğretilenden, yani dogmalardan kuşku duymayı günah ilan eder, sorgulamayı yasaklar. Çok kurnazca bir sistemdir bu. Kuşku ve sorgu yasak olunca, düşünce donar, ne bir yenilik üretir ne de yaratır. Bilginin yolu kesilmiştir. İcat edilen ve edilecek her şey kutsal kitaplarda zaten yazılıdır, tartışılmaz. Füze mi yapıldı, uzaya mı gidildi, kılıfına uydurulur; kutsal bilgiler, füze, uzay istasyonu, bilgisayar ve interneti 'muştulayan' yorumlarla yeniden okunur, evrim teorisini çürütmekte epeyce zorlanılsa da uğraşılır, falan...

Denis Diderot, kadın arkadaşı Sophie Volland'a yazdığı 26 Eylül 1762 tarihli mektupta, "Düşünürü özel kılan, kanıtsız hiçbir olguyu kabullenmemesi ve yanıltıcı kavramlara kanmamasının yanı sıra mutlak, muhtemel ve şüphelinin sınırlarını kesin çizebilmesidir. Bu eser (Ansiklopedi) zamanla zihinlerde bir devrim yapacak ve umarım ki diktacılar, baskıcılar, fanatikler ve bağnazlar artık kazanamayacaklar.

İşte o zaman, insanlığa hizmet etmiş oluruz" der.

Dünyanın gidişatı, Diderot'yu haklı çıkarmadı. Bilgi, hiç bu kadar hızla çoğalmamış, yayılmamıştı. Evet, dogmatik öğretilere ters düşen bilimsel ve teknolojik icatları, kutsal kitapların yorumuna mal etmek oldukça zorlaştı. Ama vasat insan mantığının bağnazlık zincirlerini kırmak kolay değil. Ve her yerde öylesine aynı ki bu zincirler. Örneğin aşırı dinci Yahudilerle, aşırı dinci Müslümanlar, birbirlerinden nefret etmelerine karşın, aynı 'helal' ve aynı 'haram'lara inanıyor ve 'günahkâr' kadın saçına karşı aynı 'takiye'yi uyguluyorlar. Geçen hafta Yahudi dininin 'şeriat'ı demek olan 'halakah'çı bir haham, mümin Yahudi kadınlara sahici saçtan yapılmış peruka takmayı haram ilan etti. Çünkü İsrail'e ithal edilen perukalar Hindistan'dan geliyor ve Hintli kadınlar 'putperest' olduklarından 'avoda zara', yani murdarmış. Hahamın bu fetvası üzerine, evlenmek üzere olan olmayan Yahudi kızlar, sentetik perukalara hücum etti. Çünkü sayın seyirciler, köktendinci Yahudilik'te, gelin adayının tüm tüyleri yolunmak, kafası da sıfır numara tıraş edilmek zorunda. Dolayısıyla düğünden sonra bir süre, peruka takıyorlar...

Ah, peruka, peruka, söyle bana, en akıllı kim? Başına türban, türbanına seni geçirenler mi, yoksa kelliğini seninle saklayanlar mı?

'Ben akıl değil, fikir gösteririm!' diye yanıtladığını duyar gibiyim.

Mutluluk ve iyiliğin içgüdüselliğine giden ahlak yolunda, engel çok. İnsanlık olgunlaşamadan, dünya çürüyor.