Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Bloody Omaha

Radikal · 30 Mayıs 2004

60 yıl önce 6 Haziran sabahı saat 6.30'da, savaş tarihindeki en büyük ordunun, insanlık tarihinin seyrini değiştirecek Normandiya Çıkarması başladı. İkinci Dünya Savaşı'nda sonun başı olan bu çıkarmayı haber veren askeri şifre, ne gariptir ki romantik bir Fransız ozanın, Verlaine'in 1860 yılında, henüz 16 yaşındayken yazdığı şiirdi. BBC'nin 1 Haziran'da yayımlayıp, 2 ve 3 Haziran'da tekrar ettiği ilk dizeler: 'Uzun hıçkırışlarıyla/sonbahar/kemanları', Fransa'daki direnişçilere 'Hazır ol' tekmiliydi.

5 Haziran, gece 21.30'da yayımlanan: 'Yaralar yüreğimi/tekdüzeli/ yılgınlığıyla' dizeleriyse, yine direnişçilere yönelik olup, düşmanı içten vuracak demiryolu, telefon ve telgraf hatlarını sabotaj emriyle birlikte, çıkarmanın başlangıcını müjdeliyordu.

Normandiya Çıkarması'na, 1 milyon 222 bin 659 Amerikan, 829 bin 640 İngiliz askeri; 1213 savaş, 4 bin çıkarma ve 805 nakliye gemisi katıldı. Çıkarmaya havadan destek olan bombardıman ve nakliye uçaklarının sayısı 11 bin 590'dı.

Bir ay süren Normandiya Savaşı sırasında, Alman ordusunun kayıpları 60 bin ölü, 140 bin yaralı ve 210 bin tutsaktı. Müttefiklerinse 41 bin ölüsü, 200 bin yaralısı vardı, 16 bin askerin kaderi asla bilinemedi.

Muharebelerin en kanlısı, çıkarmanın ilk saatlerinde, Amerikalıların

'Bloody Omaha' diye andıkları Omaha kumsalında yaşandı. Amfibik gemilerin karaya devrilen kapaklarından boşalan ve Alman bataryalarının kustuğu

ateşte kırılan asker dalgalarının arasında, Life dergisinin fotoğrafçısı Robert Capa da vardı. Kendine defalarca, 'Savaşın fotoğrafı nasıl çekilir?' diye sormuş, bulamadığı yanıta teğet geçen bir karşılıkla yetinmişti: "Eğer bir savaş fotoğrafı iyi değilse, yeterince yakından çekilmemiş demektir..." Ve Robert Capa, 6 Haziran sabahı Omaha kumsalında, Alman bataryalarına arkasını döndü, çıkarma gemilerinin karaya kustuğu asker dalgalarının, hiç görmedikleri bir ülkeyi kurtarmaya gelen isimsiz kahramanların, tek bir kurşun atamadan vurulup düşenlerin, düşenlerin üstünden atlayarak ölüme koşanların, çoğu için 'son' olan anları fotoğrafladı.

Makinesi bir mitralyöz, tetiği deklanşördü. Oysa Robert Capa'nın o sabah, o cehennemde çektiği 144 fotoğraftan, yalnızca 11 kare kurtarılabildi, 11 kare kullanıldı, kullanılıyor hâlâ. Görsel tarih için büyük kayıp olan 'kaza'nın, hangisinin efsane, hangisinin gerçek olduğu bilinmeyen iki öyküsü var. Bir rivayete göre, Robert Capa'nın fotoğraf çekmek için durduğunu fark etmeyen bir denizci, ilerlesin diye arkasından itmiş ve makineleriyle birlikte suya düşürmüş, filmler ıslanmış.

Öteki rivayete göre, Robert Capa'nın fotoğrafları Life dergisinin baskısına yetiştirmek sorunu vardı. Çıkarma sırasında denizde bekleyen bir hız motoru, Capa'nın çektiği filmleri aldı ve İngiltere'ye götürdü. Londra'da Life'ın özel olarak kiraladığı bir uçak, filmleri teslim alır almaz Amerika'ya havalandı. Fotoğrafların derginin basımına zamanında yetişmesi için uçakta karanlık oda kurulmuş, bir laborant filmleri develope etmekle görevlendirilmişti. Laborant filmleri yıkadı, 144 kare pırıl pırıl çıktı. Ancak filmleri kurutmaya koyduğunda, belki acele, belki heyecandan, kurutma makinesinde ısı derecesinin aşırı yüksek ayarını fark etmedi. Filmlerin çoğu yandı, zaten kurtarılan 11 kare de yarı yarıya yanık ve tabii fluydu.

Life dergisi, filmlerin kurutma sırasında yandığını itiraf etmek yerine, olayın sorumluluğunu Capa'ya yükledi ve okurların 'anlayabileceği' türden, duygulara hitap eden uyduruk bir özür eşliğinde yayımladı, zar zor kurtarılan kareleri: Bob Capa, ateş altında ve ölüm tehlikesi içinde heyecandan, ancak bu kadar fotoğraf çekebilmişti!

Efsane savaş fotoğrafçısı Capa'nın, gösterdiği cesarete karşılık yediği ödlek damgası bir yana, tarihin en önemli görsel belgelerini yok eden bu olay sonrası, 'Hayatımda ilk kez birilerini öldürmek istedim!' dediği anlatılır, fotoğraf çevrelerinde.

Dostlarının Bob diye çağırdığı Robert Capa'nın asıl adı Andre Friedman'dı. Tam elli yıl önce, 25 Mayıs 1954'de fotoğraf 'mitralyözü'yle taradığı Hindiçini savaşı sonrası, bir mayına basarak yaşamını yitirdi.