Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Ümmet olmayan millet size minnettardır!

Radikal · 2 Haziran 2004

Bu yazıya başlarken bendeniz AKP'li Milli Eğitim Bakanı'nın adını bir türlü hatırlayamadım.

Utana sıkıla telefona sarılıp, Cevo'ya sordum. Gazetede benim yazılar Cevo'dan sorulur ve kendisi sıkça tezahür eden bellek kayıplarıma alışıktır. Her zaman hazırcevap Cevo, bir süre sessiz kalınca anladım ki, Milli Eğitim Bakanı'nın adını unutan yalnız ben değilim.

Sizi bilmem, ama YÖK deyince benim aklıma Adalet Bakanı Cemil Çiçek geliyor, sayın seyirciler. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edilen YÖK Yasası, basında Cemil Çiçek tarafından savunuldu. İHL'lere ilişkin soruları ve eleştirileri hükümet adına Cemil Çiçek yanıtladı, televizyonlarda gazetelerde. YÖK ne? Yüksek Öğretim Kurumu. İHL ne? İmam-hatip liseleri. Cemil Çiçek kim? Adalet Bakanı.

Demek ki Türkiye'de, milli eğitime adalet bakıyor. Peki adalete kim bakıyor acaba? Alaattin Çakıcı'nın kaçtığına, Hizbullahların büyük bölümünün serbest bırakıldığına, ama ölüm orucunun aldığı 111 mahpus canına hiç tınılmadığına ve yaşayan cenazelerin yeniden içeri tıkıldığına bakılırsa, adalete de 'milli' bir eğitimin aval aval baktığını söylemek yanlış olmaz.

AKP hükümetinin Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı YÖK Yasası'nda, Adalet Bakanı Cemil Çiçek'i muhatap göstermesi, aslında ne bir kafa karışıklığı ne de kavram.

Sayın Hüseyin Çelik, doğrusu Milli Eğitim Bakanı'ndan çok, helal mal satan dini bütün bir tüccara benziyor. Mısır Çarşısı'nda son derece saygın bir ticarethane sahibi olabilir. Hatta üflemek üzere okumuş da olabilir. Ama eğitimli yüz ifadesinin, 'milli'den çok 'ümmi'yi çağrıştırdığı bir gerçek. Kuşkusuz Başbakan Tayyip Erdoğan da böyle düşünmüş olacak ki, YÖK Yasası atağında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i geri çekip Adalet Bakanı'nı ileri çıkardı ve Cumhurbaşkanı Sezer tarafından geri püskürtülen yasayı yine Hüseyin Çelik'e gömdürmeyip, kendi eliyle askıya astı.

Ama AKP hükümetinin bu manevrası, tümüyle dışarıya karşı görsel olup, aslında Hüseyin Çelik tam da bu hükümetin gönlünde yatan eğitim bakanıdır. Ve Başbakan Tayyip Erdoğan, eğitimde reformdan 'milli'den 'ümmi'ye geçmeyi, fırsat eşitliğinden İHL'lere fırsat yaratmayı, eğitim sorunundan da İHL'lerin 'meslek lisesi' olarak kalmasını anlamaktadır.

Cumhurbaşkanı Sezer, 11 maddelik YÖK Yasası'nın yalnızca İHL'lere kıyak geçen ve YÖK üye atamalarıyla ilgili dört maddesini veto etti. Başbakan Erdoğan ise bu dört maddeyi Anayasa'ya uygun olarak yeniden düzenlemek yerine, tüm yasayı askıya aldı. Demek ki geri kalan yedi madde, hiç önemli değildi hükümet için. Ve bu yasa, veto edilen dört madde için yapılmıştı, nokta.

Şimdi Başbakan, 'halkından' özür diliyor, "Biliyorum, bu karar beklenti içindeki halkımızı üzecektir!" diyor. Demek ki sayın Başbakan, 11'in 4'ü olmayınca yasa demediği yasa gibi; bu halkın YÖK Yasası'na karşı çıkan, veto edilmesini onaylayanını 'halk' saymıyor. Oysa partisine oy verenlerin tümünün YÖK Yasası'nı askıya almasından üzüldüğünü varsaysak, demek ki sayın Başbakan için Türkiye nüfusunun yüzde 60'ı 'halk' değil!

Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzde 40'lık halkı İHL'ci YÖK Yasası'nın askıya alınmasına anca beraber kanca beraber üzüldüler mi, bilmiyorum. Ama ben, sevinen yüzde 60'lar arasındayım. Ve sanki YÖK Yasası'nı askıya alan kendisi değil de, Cumhurbaşkanı'ymış gibi: "Şimdi ne oldu? 20 yıllık YÖK sorunu çözüldü mü? Mesleki eğitim sorunu mu çözüldü, eğitim sorunu mu çözüldü?" diye soran sayın Başbakan'ı yanıtlıyorum: Türkiye'nin nüfusu

70 milyon, lise öğrenci sayısı 2.5 milyon. 3.9 milyon okuma-yazma bilmeyen insanın yaşadığı Türkiye'de, kişi başına 5.6 yıllık eğitim düşüyor.

Fransa'nın nüfusu 50 milyon, lise öğrenci sayısı 2 milyon 856 bin. Fransa'nın ilk, orta ve yükseköğretime ayırdığı yıllık bütçe 103.6 milyar euro ve gayrı safi milli gelirin yüzde 7'si. Başka sayılar da verebilirim, ama çok üzmek istemiyorum... Diğer AB ülkelerinin fazlası var, eksiği yok.

İşte eğitimde sorun bu, sayın Başbakan. Eğitimin sorunu, imam-hatip orduları yetiştirmek değil.

Ümmet olmayan millet, size minnettardır sayın Cumhurbaşkanım. Muasır medeniyetçilere karşı tek başınıza çağdaş uygarlığı savunduğunuzu yazacak bu tarih. İyi ki varsınız!