Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Mühimmat insanlar...

Radikal · 27 Haziran 2004

Mine G. Kırıkkanat

27/06/2004 (888 defa okundu)

İnsanoğluna ayağını sıcak tut başını serin, demişler ya, insankızı olduğumdan mıdır nedir, benim termostat tersinedir: Kafamda kaynayan ayağımda donar ve kelle bu, nal böyle olunca, kimsenin aklına gelmeyecek saçmalıkta sorular sorarım kendime. Örneğin demirperde ülkeleri ile çelikperde ülkeleri arasındaki soğuk maç, 1980'li yıllarda 1-0 ikincilerin lehine bitip, yenik demirler galip çeliklerin takımına girmek için sıraya dizildiğinde, "Herkes NATO üyesi olunca n'olcek?" diye düşünmüştüm. Öyle ya; tüm dünyanın üye olduğu bir takım, kendi içinde maç yapmayacaksa, olmayan rakip takıma karşı nasıl oynar bir, hangi hayali düşmana karşı birliktir iki, hasımsız takım, takım sayılır mı, üç. Soru saçma maçma, ama yanıtını saçmalayabilmiş bile değilim hâlâ. Oysa gidişat, NATO'nun hızla yayıldığını gösteriyor. Bence ileri görüşlü stratejlerin, tüm dünya NATO'laşınca n'olceğini saçmalamaya başlamasında yarar var.

Zaten saçmalamanın sonu yoktur, hele bende, başı bile. Örneğin natoaltı olduğumuz bu günlerde, zirve derken zırvaya takıldım yine. Neden bu NATO'nun hep zirvesi var da, hiç eteği yok, diye sorguluyorum. Biliyoruz ki 26 adet NATO üyesi, Türkiye'deki zirveye davetli. Tüm üyeler bir araya gelince zirveleştiğine göre, bu Kuzey Atlantik dağı havada mı duruyor? Yoksa eteğinde, yamacında, yaylasında davetsiz birileri oturuyor da, bizim haberimiz mi olmuyor? Sonracığıma, haber deyince aklıma geldi, bilmediğimiz neler konuşulacak acaba bu NATO zirvesinde? Örneğin uğruna yolları çimleyip çöplükleri çiçeklediğimiz Bush, tüm üyelerin zaten bildiğinin dışında ne söyleyebilir, hangi barışı müjdeleyip inandırabilir artık bizi ve dünyayı, Ankara ve İstanbulluları canından bezdiren

'güvenlik önlemleri'nin yadsınamayacak biçimde kanıtladığı ölüm korkusu dışında? Savaş biten Irak'ta günde 100 kişi ölür ve yedi düvel terör alarmı verirken, "Irak'a saldırdığımızdan beri dünya daha güvenli!" diyebilen bir zekâ özürlüye ne kadar güvenilir?

Üstelik bu zirvedekilerin, dünyanın gidişatını dünyanın gelişatına değil de, birbirlerinin zırvalıklarına bakarak belirlediklerine ilişkin ciddi kuşkular taşıyorum artık. Kuşkularımın hiç de yersiz olmadığı, değerli meslektaşım Fikret Bila'nın olağanüstü önemde bir haberiyle kanıtlandı. 22 Haziran'da Milliyet'te yayımlanan haberde, 28 Mayıs günü Türkiye uzmanı kimi Amerikalıların Kerkük konulu toplantısı konu ediliyor. Bu toplantıda söz alan dışişleri uzmanı Henri Barkey: "Cengiz Çandar ve İlnur Çevik'e göre," diyor, "AKP hükümeti Kürt federasyonuna aslen karşı değil." Derken ABD Milli Savunma bilmem nesi Judith Yaphe alıyor sazı ve tekrarlıyor:

"Cengiz Çandar'a göre Türkmen Cephesi askerin bir birimi ve hükümet bu durumdan rahatsız. Kısacası Türkmenler, askerle (TSK) hükümet (AKP) arasında bir çekişme konusu..." Sonra başka birini daha referans gösteriyor: "Bence Cüneyd Zapsu bugün Kürt konusunda en güçlü kişi ve ona bakılırsa Kürt meselesinde artık (Türkiye'de) stratejik birlik yok!"

Sayın seyirciler, siz bu toplantıcılarda bir tuhaflık seziyor musunuz bilmem ama, bendeniz MUAZZAM BİR GARABET görüyorum. Yahu biz bu mühim Türkleri, yani Cengiz Çandar, İlnur Çevik ve Cüneyd Zapsu gibilerini,

'Demek Amerika böyle düşünüyor, şöyle planlıyor' diye okur dinlerdik! Bunlar ABD'ye 'davetli' gider, yer içer görüşür gelir; dönüşlerinde Ankara'daki mercilere cevaz verir, cevaz yerine makale verdikleri medyacılar tarafından da satır be satır, 'Demek Amerika öyle diyor' diye izlenirler, sonuç olarak Türkiye stratejilerini onlara göre belirlerdi. Meğer ABD de bunların ağzına bakıp, 'Türkiye böyle düşünüyor, şöyle planlıyor' diye strateji belirliyormuş, iyi mi?

Peki ama sayın seyirciler, bu karşılıklı hamilelik korkunç bir soruyu doğuruyor: ABD bunlara bakıp Türkiye, Türkiye bunlara bakıp ABD stratejilerini saptadığına göre, bu mühim adamlar kimin mühimmatı, yani hangi silahın mermisi? Hangi ülkenin çıkarına hizmet ediyor, ürettikleri stratejileri nereden çıkarıyorlar? ABD'nin osuruğundan Türkiye tayyare yaptığına, Türkiye'nin tayyaresini de ABD verdiğine göre, bu mühimmatın strateji çıkarabileceği iki yer var, sayın seyirciler: Ya ehem cepleri ya da mühim delikleri.