Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Yaman çelişki, aman çelişki

Radikal · 2 Temmuz 2004

Mine G. Kırıkkanat

02/07/2004 (1877 defa okundu)

Akit, Arapçada sözleşme demek. 'Ne' üzerine sözleştilerse gerçekleştirmek zamanı gelmiş olmalı ki, birtakım kişilerin sahte ad ve sahte fotoğraflarla yazarlıktan çok tetikçilik yaptıkları Akit gazetesi, bir süre önce oldu size Vakit. Bu gazetenin yazarlarından biri, 'daha önce defalarca ve ağır biçimde eleştirdiği' Bush'la yan yana fotoğraf çektirdi diye çektiği vicdan (!) azabını, 'yaman çelişki' nitelemiş, sızlanıp hayıflanmış. Sanırsınız ki adamı zorla kolundan tutup Bush'un yanına koymuşlar, çok debelenmiş ama koltukaltına sokmuşlar, 'Bak abi, ümmeti sen kurtaracan, bu karede olmazsan olman!' dedikleri için çarnaçar, feda etmiş kendisini. Bence ucuz kurtulmuş. Ya Bush tarafından kucaklanıp öpülseydi, 'yaman çelişki' yerine 'aman çelişki'ye düşmek de vardı!

Zaten çelişki dediğiniz, Vakit'çilerin düşmekten kalkmaya vakit bulamadıkları bir varoluş hali. Demokrasinin nimetlerinden yararlanarak

İslamcı faşizm propagandası yapan bu gazete, zaman zaman benim de aralarında bulunduğum insanları galiz küfürlerle hedef almakla yetinmeyip, düpedüz hedef gösteriyor. Hedef gösterdiklerinden ikisi öldürüldüğü için, edepsizlikle sindireceğini, korkutarak susturacağını umuyor. Dava ediyoruz, kazanıyoruz, çarptırıldığı tazminatları tahsile giden haciz memurlarını, avukatları tehdit ediyor, künye değiştiriyor, isim değiştiriyor, ödemiyor ve hem sakil, hem tehlikeli yayınlarına devam ediyor. Ödemedikleri tazminatlar trilyona ulaştı, şahsen bana beş milyar verecekliler. Öteki alacaklılar ne yapar, kim korkar, kim siner bilmiyorum. Ama ben ne yapacağımı çok iyi biliyor ve burada açıklıyorum: Aldıkları beş milyarlık cezanın kesinleşmesini bekliyorum. Kesinleşir ve tahsilat yine yapılamazsa, bu gazeteyi ve bu gazeteden para cezasını tahsil edemeyip yayınını durdurmayan SİSTEMİ, doğrudan AB Komisyonu'na şikâyet edeceğim.

Çünkü kimsenin ve özellikle bir gazetenin, demokrasiyi kullanarak dinci faşizmi davet, ifade özgürlüğünü kullanarak hakaret hakkı yoktur ve gerçek demokrasi, hedef gösterdiği kişilerin ardında kendi varlığını tehdit eden yayınlara izin vermez.

Vakit'çiler demokrasi ile çelişiyorlar da, Vakit'in adli cezalarını tahsil edemeyen devlet çelişmiyor mu, dersiniz? Ne gezer! Asıl yaman çelişki bence, NATO zirvesi sırasında, İçişleri Bakanı'nın emriyle engellenen ve bastırılan karşıt gösterilere, Dışişleri Bakanı'nın diliyle teşekkür edilmesiydi. NATO'yu protesto ettikleri için sokaklarda coplanan, gazlanan sivil toplum örgütleri, kürsülerde Irak'taki Türk rehinelerin serbest bırakılmasında etkili olmakla övüldüler. Devlet bir eliyle kafasına vurduğunun öteki eliyle gönlünü aldı. Döverek sevmek, bizim toplumun yabancı olmadığı bir uygulama zaten. Ama yeterince sevemediler mi ne, bu kez dayağın dozunu kaçırdıklarını itirafla, İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi Güler, biber gazının kullanımındaki 'aksaklığın', ağız birliği etmişcesine EĞİTİMLE aşılacağını bildirdiler. Ve ben bu veciz görüşteki 'aksaklık' ile 'eğitim' kavramlarına takılı kaldım, sayın seyirciler. Radikal'in dünkü baş sayfasında yer alan fotoğrafta, iki polis göstericiyi tutmuş burnunun direğine sıkıyorlardı biber gazını! Acaba polisleri ne yönde, hangi mesafede eğitecekler? Biber gazını göstericiyi tutmadan mı sıkacaklar burnuna, yoksa tutup da burnuna değil ağzına sürmeyi mi öğrenecekler? Çelişki de neymiş, buyrun muammaya. Öyle ya da böyle biber gazı kullanılacağına göre, yaralıların yarasına tuz basmayı öğretecekler belki de polise!

Ama NATO, asıl üstü çelişki faslını bir ödül töreninde sahneledi, en absürd zirvesine 'deprem çalışmaları için Prof. Naci Görür'e layık görülen Özel Bilim Ödülü'nün', deprem için HİÇ çalışmayan bir mercie, Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e verilmesiyle ulaştı. Yan gelip, üstelik deprem vergilerinin üstüne yatanların, depreme karşı onları ayaklandırmaya çalıştıkları için işine son verdikleri adamlar adına ödül alabilmesi, sayın seyirciler, mizah ötesi bir rezillikti.

Ve bence NATO ile Türkiye'nin 'çelişki birliği' böylece betimlenip iyice bütünlendi.