İleri geri adamlar
Radikal · 16 Temmuz 2004
Mine G. Kırıkkanat
16/07/2004 (2321 defa okundu)
AB üyesi olmayı halkoyuyla reddeden Norveç, İsviçre ve Lichtenstein ile birlikte AB'nin ayrıcalıklı ilişkiler kurduğu üç Avrupa ülkesinden biri. Avrupa Birliği Ekonomik Topluluğu içinde yer alıyor, ama Türkiye'ye müzakere tarihi verilsin mi, verilmesin mi tartışmasına katılmıyor. Çünkü kendisi üye değil, bizim üyeliğimiz de umurunda değil. İyi ki değil. Çünkü Norveç aşırı sağcı parti lideri Carl Hagen'in, Hz.Muhammed ve İslamiyet hakkındaki görüşleri, doğrusu hiçbir AB üyesi ülkenin aşırı sağcıları tarafından bile ağza alınamayacak türden, yenilir yutulur gibi değil!
Norveç televizyonu NRK'nın haberine göre, Bergen'deki bir konferansta Müslüman ülkeleri, "İslamiyeti yaymak için çocukları istismar etmekle," suçlayan Carl Hagen: "Biz Hıristiyanlar, çocuklarla yakından ilgileniriz. Çünkü Hz.İsa, 'Bırakın çocuklar benim yanıma gelsin,' der. Muhammed'in ise böyle düşündüğünü hiç sanmıyorum. Eğer Muhammed de benzeri bir laf ettiyse, herhalde 'Bırakın çocuklar benim yanıma gelsin ki, onları dünyayı İslamlaştırmak için kullanayım', demiştir," diye sallamış.
Böylesine peşin hüküm ve eleştiriden çok düz düşmanlık içeren ifade, olsa olsa Ortaçağ'daki din cephelerinden arta kalan bir geri kafalılıktır ve Carl Hagen'in saldırgan cehaleti, Norveç siyaset sahnesinde 'gericiliği' temsil etmektedir. Oysa sayın seyirciler, bu Meryem Ana evladının lideri olduğu siyasal kurum, sıkı durun, İLERİ ADIM PARTİSİ adını taşıyor. Yani bu partinin adem ve bademleri, sahip oldukları çağdışı gerici zihniyeti 'ilerici' diye tanımlıyorlar, iyi mi?
Bendeniz Norveç'te kaz adımlarıyla epeyce yol kat eden, çünkü taraftarı giderek artan 'ilerici'liğe kafayı takmıştım ki, gözüm bizim Kemal Derviş'in 'ilericilik' tanımına ilişti ansızın. Dün Serpil Yılmaz'ın Milliyet'teki yazısından öğrendim: ARI hareketinin toplantısına katılan Derviş, türbanın başörtüsünden daha modern olduğunu savunmuş, hızını alamamış, "Yunanistan Başbakanı'nın şık eşi Emine Erdoğan'la yan yana gelirken rahatsız olmuyor, siz de olmamalısınız," buyurmuş. DP kurucularından birinin kızı Raika Akar bu sözlerine itiraz edince, "Siz muhafazakârsınız, ben ilericiyim!" deyip çıkmış işin içinden.
Ancak içinden zıt istikamette çıkılan bu ilericilik işinde bir gariplik var, dikkatli ve rikkatli seyirciler. Eğer Hz.Muhammed ve İslamiyet'e saldıran Carl Hagen gibileri 'ilerici'yse, bir zamanlar Türkiye'nin umudu Kemal Derviş gibi "türbanın siyasi simge olmasından rahatsız olmayanlar" gerici. Yok ABD'nin armudu Kemal Derviş 'ilerici'yse, o zaman hiç kuşkusuz türbanlı görünce avucu kaşınan Carl Hagen gibi Norveç ayıları gerici... Olması gerekmez mi sizce?
Yoksa ilericiliğin, birbirine karşıt tanımları mı var? Siyasal simge olarak gamalı dahil hiçbir 'haç' türünden rahatsız olmayan Hıristiyanlar ilericiyse, siyasal simge olarak türbandan rahatsız olmayan, ama haçtan hiç hazzetmeyen Müslümanlar mı gerici? Yok onlar ilericiyse, genelinde Müslümanlara özelinde İslami tesettüre Haçlı seferi düzenlemek için yanıp tutuşan Hıristiyanlar mı gerici?
Bence ne Carl Hagen'in yüzü, ne Kemal Derviş''in armudu. Bu zevat ve benzerlerinin tamamı, burnunu kokladığı havaya diken, zaten 'İleri!' diye de burnunun ucunu gösteren, oportünist ve popülist güdüklerden ibarettir. Geri vitese takıp gitmeyi, ilerlemek diye sunarlar.
DSP'den çıkabilecek ileri bir hareketi Baykal'a yamanıp durduran, ardından Baykal'a karşı görünüp kurultayda cayan, derken CHP'den ayrılıp AKP'ye geçen ciğersiz ve ilkesizliği, "Transfer siyasetin olagelen yöntemidir," diye hoşgören, artık her burnunu soktuğu yeri 'bölüp bitirmekle' görevli olduğu besbelli Kemal Derviş'i de, Turner Derwish diye çağırmak gerekir.
Eğer popülizm olmadan olmuyorsa, bir Mustafa Sarıgül'ü tam artıları ve eksileriyle, dokuz tane Turner Derwish'e tercih ederim. Zaten pazar günü, niçin Mustafa Sarıgül'ü yeğlediğimi ve yanında yer almaya karar verdiğimi açıklayacağım.