Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Harbi tutan fikirler

Radikal · 28 Temmuz 2004

Türkler Türkleri tarife kalksa, hiç birimizin itiraz etmeyeceği tek tanım, milletçe ‘cin fikir’ olduğumuzdur. Aslında çoğumuz cinlikle hinliği karıştırır, hin oğlu hinleri ‘cin gibi’ diye över, aynı milletteniz ya, kendisi cin fikirmişcesine övünür, ama olsun. Bu kadarcık mimetizm, tüm beceriksiz hin oğlu hinlerde bulunur!

Bendeniz naçiz yazar, zaman zaman azar ve bu cinlik (İngiltürkçesi: Genius) genetiğinin aziz milletimin kanına Nasreddin Hoca sayesinde girdiğinden şüphelenirim. Ne zaman ki Hoca Nasreddin, “Ya tutarsa?” deyu göle maya çalmıştır, göl yoğurt tutmasa bile, bizim milletin toplumsal belleği mayayı tutmuş, kuşaktan kuşağa aktarmıştır yoğurtlaşma ihtimalini.

İfadesini ‘Görelim bakalım n’olcek’ yönteminde bulan işte bu deneyimci ruh sayesindedir ki, Türkiye’de dere yataklarına bina dikilir, su basınca şaşılır, deprem yıkınca bakılır. Kaçak gaz tespiti kibrit çakarak yapılır, patlayınca gaz kalmadığı anlaşılır. Ama kimi debriyajlar çamaşır ipi, kimi pistonlar don lastiğiyle pekala tutabilir! Hatta yüzyıllık demiryolları üzerinde hızlandırılan trenlerin büyük çoğunluğu, kazasız belasız gelip gidebilmişlerdir, BİRİ devrilene kadar.

Sözün özü, “Ya tutarsa?” deneme tekniğinde başarı ihtimali, yanılma payı kadar yüksek olup, pek de yabana atılmamalıdır ‘görelim bakalım n’olcek’ yöntemi. Maya tutarsa cinlik olur, tutmazsa hinlik...

Örneğin Atatürk Havalimanı taksi şoförlerinden adı bende saklı birinin anlattığı cinlik, itiraf ederim ki benim rasyonalliğimi bile mat etti, üstelik kahkahalarla güldürdü. Sevimli taksi şoförü anlatmakla yetinmedi, isteğim üzerine sizin için yazıp gönderdi cin fikir Türk taksi şoförlerinin, meşhur zirve sırasında “girilmeyen” NATO vadisinde nasıl cirit attıklarını. Biraz düzeltip kısaltarak, takdirinize sunuyorum:

“NATO vadimizin ana kavşağı bildiğiniz gibi Atatürk Havalimanıydı. Giriş yasağı ta Sefaköy’den başlıyor, insanlar o sıcağın altında bavullarını çekiştire çekiştire uçaklara yetişmek için yürüyor Allah yürüyorlardı. Ayılanlar, bayılanlar cabası. Tüm kontrol noktaları polis tarafından tutulmuş, ortada sivilden çok polis kaynıyor, Yeni Bosna girişinde taksi yolcuları kilometrelerce kuyruk oluşturuyorlardı. İşte biz ‘bazı’ taksiler, o sıkıyönetimi yardık, zirve sırasında trafiksiz, sıkıntısız, hiç bir kontrolden geçmeden, sakin sakin çalıştık. Bizler için birinci, ikinci, üçüncü, beşinci kontrol noktaları yoktu, stres yoktu, kan ter yoktu. Biraz hoplaya zıplaya gidip geliyorduk ama olsun, değerdi. En önemlisi, zamandan tasarruf ettik. Yeni Bosna’dan sıraya girip 2 saat, 3 saat bekleyen taksiler vardı. Biz beklemedik, yakalanmadan da bitirdik evelallah.

Yeni bir yolumuz var artık, vatana millete hayırlı olsun: Bostan Vadisi, Havalimanı Mevkii No.000, Yeşilköy... Bu yola kimse kurdele kesmedi, kendi imkanlarımızla açtık ve sefasını sürdük: Traktörden bozma bir kepçesi olan yaşlıca bir amca bulduk. Aramızda para topladık. Yeni Bostan mevkiinde tarlalar arasında gizli bir yol açmasını istedik kendisinden. Başladı traktörden bozma kepçe çalışmaya. Yol, NATO yasakları başlamadan bitti. Hatta amcamız gaza gelip, ‘Asfalt da dökeyim mi çocuklar?’ dedi. ‘Abartmayalım amca,’ dedik, ‘Biz ine çıka gideriz, yeter ki kontrol sıralarına girmeyelim.’

Hepimiz tembihliydik. Zirve kapıları tutulduğunda, her birimiz Yeni Bosna kavşağına gelince Hava Limanı’na ters yönde gidiyormuş gibi yapıyor, tarlaların arasına girince sağa, sola, arkaya bakıyor, arkamızdan başka bir arabanın gelmediğine emin olur olmaz bizim yola sapıp gözden kayboluyorduk. Patlıcan, biber, domates ve hıyarların arasında mis gibi bir yolculuktan sonra hoop diye hava limanının kapısında bitiyorduk. Polis bu kadar bol taksinin kontrol noktalarını nasıl bu kadar çabuk aşıp menzile vardığına katiyen akıl erdiremedi.

Amcanın traktör kepçesine verdiğimiz paraya, vallahi billahi değdi. Şimdi sorarım Bush efendinin koruma örgütüne: Hani Bush oteline arabayla gidecek diye tüm trafik durdurulmuştu? Siz kimsiniz ki Türkün aklına yetişesiniz kardeşim? Bir dahaki gelişinizde yalnız yolları değil, tarlaları da tutmayı öğrenirsiniz artık! Gerçi yine bir çaresini buluruz ama neyse...”

Aklınızda olsun sayın seyirciler, orada bir yol var uzakta, hava limanına gitmeseniz de, hıyarların arasından geçmeseniz de o yol DA harbi sizindir artık!

---------------------------------------