İki şiddet
Radikal · 15 Ağustos 2004
Mine G. Kırıkkanat
15/08/2004 (1016 defa okundu)
Aylardan ağustos, hava ağır ve başta Türkiye, tüm dünya yeni şiddet dalgalarına gebeyken, benim tatilim de elbette öngörebilmek için 'düşünmek'le geçiyor. Doğru düşünmek için en iyi yöntem, önce 'işi' düşünmek olanlara danışmaktır. Michel Onfray, benim son zamanlarda en sıkı izlediğim düşünürlerden biri. Sizler için çevirip bu sütunda yayımladığım
'Tek tanrılı dinlerin kan kokusu' makalesine gösterdiğiniz 'teveccüh'ten cesaret alarak, bugün de 'Yırtıcı Felsefe' kitabından (Galilee, 2004) Michel Onfray'in şiddet üzerine düşüncelerini takdirlerinize sunuyorum:
"Şiddetin tarihi dünya kadar eskidir ve şiddetin bugün dünden daha yaygın olduğunu sanmak yanlıştır. Paleolitik balyozun mucidinden eksiltilmiş oksijen bombasının mühendisine, hoyratlık durmuyor, biçim değiştiriyor. Şiddet, liberal makinenin iyi işleyişini sağlayan ve gözeten
devlet düzeni tarafından kullanıldığında yasallaşıyor. Buna karşılık, kapkaççı hırsızlığından siyasal cinayetlere ve ceza yasasında sıralanan suçlara, kendi hesaplarına hareket eden bireylerin başvurduğu şiddet yasadışı sayılıyor...
Ben bireylerin yozluğuna, hükümetlerin yozluğunu karşı çıkarıyorum. Yeryüzünün her yanında devletler çevreyi kirletiyor, azınlıkları eziyor, savaşlar çıkarıyor, isyanlar bastırıyor, göstericileri copluyor, muhalifleri hapse tıkıyor, keyfi tutuklamalar ve işkence yapıyor, asıyor, kesiyor, işbirliği ve suskunluk satın alıyor, devasa paralar çalıyor ve günlük basında bir bölümünü izlediğimiz türlü çeşitli katakulli çeviriyorlar. Bu tüzelleşmiş şiddet, üstünde hiçbir engel tanımadığı içindir ki, yasal sayılıyor.
Buna karşılık özelleşmiş şiddet, kamusal şiddetin uygulayıcılarına
dehşet çığlıkları attırıyor. Siyasal erki, tek adam gibi bir ağızdan, aslında demagogların çenesine su taşımaya yakışan konularda çoşup çağlarken izliyoruz. Çağdaş siyaset tartışması; güvensizlik ortamı,
suç oranı, magandalık vb.yi, 'Bastırmak mı, yoksa önlemek mi?' sorunsalına özetli artık.
Hatta artık, tüm sorunlara geçmişte uygulamasından memnun kalınan tek çözüm öneriliyor: Bastırmak. Gayri siyasileşmiş (depolitize) toplumlarımızda, farklar temelde değil, biçimselde aranıyor.
Liberalizm çarkını döndüren avcı hayvanlar, iyilik ve kötülükten tümüyle azade hareket ediyor, kendi aralarında paylaştıkları muazzam zenginlikler yaratıyor ve insanlığın büyük bölümünü sefalet içinde çürümeye terk ediyorlar. Para, iktidar, saygınlık, keyif, iktidar, egemenlik, mülkiyet, yalnızca onlar, bir avuç seçkin için. Diğerlerine, halka, küçüklere, rütbesizlere; yoksulluk, itaat, fedakârlık, iktidarsızlık, teslimiyet ve çile yetiyor... Zengin ülkelerdeki şık semtlerin kunt villalarına karşı varoş konduları; yoksul ülkelerde kent merkezlerinin zenginlerine karşı banliyölerin yoksulları;
Kuzey yarıkürede yoğunlaşan servet birikimine karşı Güney yarıkürede yaygınlaşan fakirlik; Avrupa'nın semiz kedi köpeklerine karşı Afrika'nın açlıktan ölen çocukları; varsılların ekonomik refahına karşı kanı çekilmiş kurbanların iç çekişleri. Güçlülerin yasal şiddetine karşı dilencilerin yasadışı şiddeti, tarihin eski motoru...
Liberal sistemin aktörleri tarafından uygulanan şiddet, her gün, yitiklerin, feda edilmişlerin, değersizlerin; onları paramparça eden sosyal çarkların dişlilerine karşı kendi çaplarında, kendi dünyalarında, (onları da) yönetenlerin cezasız kalan şiddetini kopya etmekten başka bir iş yapmayan vicdansız, yasasız, ölçüsüz ve ahlaksızların içinde eritildiği potalar kaynatırken; ışıldakları yalnızca bireysel şiddetlerin üstüne çevirmek yanlış olur.
Eğer yasal denilen şiddetler biterse, belki nihayet yasadışı sayılan şiddetlerin azalmasını umut edebiliriz."