Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Emperyal gerikalmışlık

Radikal · 20 Ağustos 2004

ABD'nin 'yoktan var' ettiği popülist politikacıların dirayetiyle Türkiye'de 1950'lerde başlayıp 1980'lerde zirveye ulaşan 'vur patlasın, çal oynasın' döneminde; bırakın eğitimi önemsemek, gereğinden söz etmek demode, hatta 'eğitim...'le başlayan bir tümce kurmak bayatlıktı. Geldik dayandık 2000'li yıllara, yeni yeni kafamıza dank etmeye başladı ki, PKK teröründen töre cinayetlerine, yitik nüfus artışından istihdam yokluğuna, Türkiye'nin başına bela olan her şey, önce eğitim sorunudur. Kaçak elektrik faturalarından kaçak yapılaşmaya, her türlü kaçağın yasallaştırılmasıyla gelen ekonomik çöküntü, eğitim sorunudur. Dere yatağına mahalle, fay hattına çürük bina kurmak da eğitim sorunudur;

o kaçak mahalleleri, o kaçak binaları yasallaştırıp sonra sele ve depreme teslim etmek de...

Evet, sonunda anladık ki her şeyin başı eğitimdir ve her işin sağlamı, eğitime bağlıdır. Ama varılan noktada, tablo kolay değişmeyecek kadar kara: Bırakın düzeyli eğitimi, Türkiye'de 7 milyon insan, yani nüfusun yüzde 12'si, okuma yazma bile bilmiyor! Kişi başına düşen ortalama beş yılda ne öğrenildiği bir yana; kim tarafından nasıl ve ne öğretildiği

meçhul ya da fazlasıyla malum. Öyle ki, kimi gazetelerin dış haberler servisine 'staj' yapmaya gelen ve ortalama eğitimi 10 yılı aşkın gençler arasında Haçlı Seferleri'nden habersiz ya da düpedüz Türkçe konuşup yazamayan gazeteci adaylarına rastlanıyor!

Tablonun acıklı yanını ise, ancak Türkiye'ye yaraşır bir paradoksla, gülünç bölümü oluşturuyor, bilgiç geçinen yarı cahillerin diline doladığı en çarpıcı yanılgılar bile, yıllarca 'doğru bilgi' diye sloganlaşabiliyor.

İşte bu sloganlardan biri, yaklaşık 30 yıldır 'emperyalist sömürü' üstüne düzülüyor Türkiye'de. 'Emperyal' kavramının 'empire', yani imparatorluğa dair olduğundan bile habersiz yarı cahiller, ne zaman Batılı bir ülkenin varsıllığından ya da kültür birikiminden söz edilse, aynı kalıpta basılmış yanıtı verirler: Evet ama o ülke şimdi olmasa eskiden mutlaka emperyalisttir, bilmem hangi ülke ya da ülkeleri onca zaman sömüre sömüre semirmiş, semirince de kültürlenmiştir!

Hemen tüm Batılı ülkelerin 'emperyalist' bir zenginlik kulpu ya da küpü vardır, onların dağarcığında. ABD dünyayı sömürmeye borçludur gelişmişliğini, İngiltere Hindistan'ı ve Afrika'yı, Fransa Cezayir'i Tunus'u, Almanya Avrupa'yı, İspanya Güney Amerika'yı, İtalya Etiyopya'yı vb. Hatta bendeniz, Danimarka Kraliyet Ormanlarını yazdığım makaleye eleştirel(!) karşılık olarak, Danimarka ile Hollanda'yı herhalde aynı ülke sanan bir aklı evvelden, Hollanda'nın bugünkü refahını bir zamanlar Batı Hindistan'daki karabiber ağaçlarını sömürmeye borçlu olduğunu öğrenerek, küçük dilimi yuttum!

Dünyanın döngüsünü getirip getirip emperyalist sömürüye bağlayan sınırsız söylemle sınırlı kafalar, öylesine emindirler ki sloganlaşan gerekçelerinden, sorgulamak ne demek, hatırlamazlar bile ki, bizzat kendileri emperyalist bir ülkenin çocukları olup 700 yıl sömürmüşlerdir yayıldıkları toprakları!

Osmanlı İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu'ndan sonra en büyük ve İngiltere İmparatorluğu'yla aynı dönemde, üstelik sömürgeciliği çok daha uzun süren emperyalist bir güçtür. Ne Almanya, ne Fransa, ne de bir başka Batılı ülkenin esamisi okunur, emperyalist Osmanlı'nın sömürü alanı ve süresi yanında. Eğer bugün Batılı ülkelerin ileri düzen ve gelişmişlikleri, emperyalist sömürü geçmişlerine bağlı olsaydı, Türkiye'nin hiç olmazsa refah ve zenginlikte en ileri düzeyde ülke olması gerekirdi. Ama değil. Tam tersine. Demek ki, ya sömürmesini bilmek gerekiyor ya da doğru düşünmesini. Doğru düşünmek için de, hem doğru öğrenmek, hem de öğrendiğini unutmamak şart.

Oysa bugün Türkiye'de Osmanlı'nın 'hilafet' özlemini çekip Yavuz'ları, Fatih'leri referans gösterenler, düpedüz emperyalist bir düzene gıpta ederken 'Kahrolsun emperyalist ABD!' diye bağırabiliyorlar. Üstelik sorgulamadıkları bu sloganı, emperyalist Osmanlı geçmişini unutup Türkiye'nin gerikalmışlığını ve yozluğunu kısa yoldan ABD sömürüsüne bağlayan solculardan öğrendiler. Emperyalist göçebelikle bu kadar oluyor işte. Ya da emperyal kültürsüzlükle.