zina livata
Radikal · 21 Eylül 2004
RADİKAL
MİNE G.KIRIKKANAT
(21.09.2004)
AB adayı ilk ve şimdilik tek Müslüman ülke Türkiye’nin, 11 Eylül sonrası İslamiyet’e yönelik ‘sakıncalı’ yaklaşım yüzünden, üyelik yolunda kusursuz bir parkur izlemesi gerekiyordu. AB’deki Türkiye karşıtlarının bu parkurda içini oyacakları bir çatlak, Türkiye’yi AB’den koparacakları bir ‘ayrık’ peşinde oldukları, kimse için bir sır değildi.
Ve ülkemize sakıncalı çekinceli ya da düpedüz karşıt olanlar, aradıkları ‘ayrık’ı, belki de en son akıllarına gelen yerde, apış arasında buldular.
AB’yle müzakerelere başlamak için bilmem kaç yüz yasayı değiştiren AKP hükümeti koştu, koştu, koştu, finişe çeyrek kala ‘zina’ mevkiinde çıktı parkurdan.
Böylesine abuk bir konuda sapıtmayı anlamak kolay değil. Kabullenmek ise imkansız. Uğrunda helak olunan AB’yi önce ‘birinci hedef’ ilan edip, ardından zinayı hapisle cezalandırmayı AB üyeliğinin önüne geçiren zihniyetin, zihni mi bozuktur, niyeti mi?
Belki ikisi de. Ama niye?
Eğer AB’nin değiştirilmesini şart koştuğu TCK’da zinayı suç kılan bir madde olsa ve AKP bu maddenin olduğu gibi korunmasını savunsa, yine anlaşılabilir. Ama böyle bir madde yok. Hükümet, yoktan bir sorun üretmeyi, sorun olmayan yerde sorun yaratmayı ve AB müzakereleriyle birlikte ülke ekonomisini de tehlikeye düşürmeyi başardı.
Apış arası bir eylemin suç olup olmaması, Türkiye’yi yol ayrımına getirdi. Apış arasından çıkabilirse, Avrupalı olacak. Çıkamazsa Orta Doğu’lu. Ne başarı!