Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Z tipi cezaevi

Radikal · 22 Eylül 2004

AB adayı ilk ve şimdilik tek Müslüman ülke Türkiye’nin, İslamiyet’e yönelik zaten var olup 11 Eylül sonrası daha da artan ‘sakıncalı’ yaklaşım yüzünden, üyelik yolunda kusursuz bir parkur izlemesi gerekiyordu. AB’deki Türkiye karşıtlarının bu parkurda içini oyacakları bir çatlak, Türkiye’yi AB’den koparacakları bir ‘yarık’ peşinde oldukları, kimse için bir sır değildi.

Ve ülkemize sakıncalı çekinceli ya da düpedüz düşmanca bakanlar, aradıkları yarığı, belki de en son akıllarına gelen yerde, apış arasında buldular.

AB’yle müzakerelere başlamak için bilmem kaç yüz yasayı değiştiren AKP hükümeti koştu, koştu, koştu, finişe çeyrek kala ‘zina’ mevkiinde çıktı parkurdan.

Böylesine abuk bir konuda sapıtmayı anlamak kolay değil. Kabullenmek ise imkansız. Uğrunda helak olunan AB’yi önce ‘birinci hedef’ ilan edip, ardından zinayı hapisle cezalandırmayı AB üyeliğinin önüne geçiren zihniyetin, zihni mi bozuktur, niyeti mi?

Belki ikisi de. Ama niye?

Eğer AB’nin değiştirilmesini şart koştuğu TCK’da zinayı suç kılan bir madde olsa ve AKP bu maddenin olduğu gibi korunmasını savunsa, yine anlaşılabilir. Ama böyle bir madde yok. Hükümet, yoktan bir sorun üretmeyi, sorun olmayan yerde sorun yaratmayı ve AB müzakereleriyle birlikte ülke ekonomisini de tehlikeye düşürmeyi başardı.

Apış arası bir eylemin hapislik suç olup olmaması, Türkiye’yi yol ayrımına getirdi. Apış arasından çıkabilirse, Avrupalı olacak. Çıkamazsa Orta Doğu’lu. Ne başarı!

Üstelik bu ‘başarı’ya, tüm AKP’yle bile değil, yalnızca Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘dirayeti’yle gelindi. Ve Türkiye, ‘zina’ sorunuyla birlikte demokrasiyi korumak, kollamak ve uygulamakla görevli, dolayısıyla en demokrat olması gereken siyasal partilerin ‘lider sultası’ndan çıkamadığını da gösterdi, AB’ye. Kimse enayi değil, TCK’yı kilitleyen ‘zina suçu’nda ısrar, Erdoğan’ın kişisel inadından kaynaklanıyor ve AKP hükümeti, CHP muhalefetiyle birlikte tüm Türkiye bu sorunla ‘rehin’ alındı.

Çok merak ediyorum: Diyelim ki AB’yle köprüler atıldı, müzakere tarihinden geçildi, ekonomi çöktü ve Erdoğan’ın dediği oldu, zina TCK’ya ‘hapislik suç’ olarak girdi.

En kanlı teröristleri ‘pişman’ diye serbest bırakan...

Yedi kişinin katili Haluk Kırcı’ya önce idam verip, ardından ömür boyu hapse tıkıp, derken cezasını birkaç yıla indirip serbest bırakan, yanlış hesap Yargıtay’dan dönünce, ‘Aaa, kaçmış...” diyen...

Alaattin Çakıcı’yı ‘devlet memuru’ kontenjanından yurtdışına kaçıran...

Milyarlarca dolar hortumlamışları zaten ne hapse tıkan, ne de ‘pişman edecek’ biçimde cezalandıran... Bu ‘hoşgörüsü’ne rağmen hapisaneleri tıklım tıklım, zaten tıklım tıklım diye kanlı katilleri serbest bırakan bu devlet, zina suçlularına hangi hapisanede yer bulacak?

F tipinden sonra Z tipi hapisaneler mi gündemde? Birilerine hapisane inşası mı ‘ihale’ edilecek de, yer olmayan hapisanelere zina suçluları düşünülüyor?

Zina suçluları F tipine konulamaz çünkü: Onlar ölüm orucunda yaşamlarını feda edecek kadar ne beyinseldirler, ne de inançlı. Akıllarının nerelerinde olduğu açıktır. Zinaya alışkın, ‘livata’ya da düşkün olabilir. İki kişilik koğuş, ‘livata’ya pek uygun düşer. Üç kişilik koğuş, daha da beter, ‘toplu seks’e girer. Dolayısıyla mutlaka ve tek kişilik Z Tipi Hapisane gerekir ki, tek kişilik hücrelerde de ‘master’ suç işlemeye devam etmemesi için, ellerini de duvara zincirlemek gerekebilir mahpusun!

Elbette ki saçmalıyorum. Ama zinayı hapislik suç kapsamına sokmaya kalkan bir hükümet, ‘zina olmazsa TCK da yok’ diyen başbakan ne yapıyor dersiniz? TCK’nın apış arası sadakate kilitlenip, Türkiye’nin AB’ye çeke çeke ‘zina’da rest çekmesi, sizce daha mı ciddi?

--------------------------------------