Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Alevi’nin adı yok mu?

Radikal · 29 Eylül 2004

Adı gibi halim selim H. beyi, kadim dostum taksi şoförü Hasan beyin amca oğlu diye tanırım. Ancak Hasan beyin 50'ye yakın amca oğlu ve hepsinin Sivaslı olduğunu, zaten yarısının da bizim durakta taksicilik yaptığını kavramam biraz zaman almıştır. Paris-İstanbul arasındaki sayısız seferlerimde, havaalanına ya biri götürür ya öteki ve hepsiyle tatlı tatlı sohbet ederiz tabii ki.

Ağustos ayında, Irak'ta öldürülen ilk Türk kamyon şoförü Murat Yüce hakkında, 'Alevi diye...' başlıklı yazımın yayımlandığı günlerdi ve ben Paris'e dönüyordum, havaalanı yolculuğum H. beye denk geldi.

Söz döndü dolaştı, yazım dolayısıyla Aleviliğe dayandı ve taksi şoförü H. bey, ne kendisinin ne de köylüsünün unutamadığı bir 'Alevi dersi'ni paylaştı benimle.

H. bey ve sayısız 'amca oğulları', Sivas'ın bir 'Sünni' köyündendiler. Çoğu İstanbul'a göçmüş, ama doğdukları toprakları unutmadıkları gibi, birikimlerini köydeki evlerini hale yola koymaya harcamışlar, her yaz, suların karpuz çatlattığı, ormanların mis gibi koktuğu o güzel beldeye geri dönüyorlardı. Zaten taksicilikten emekli olur olmaz, tümden geri göçeceklerdi. İşte bu 'ikinci bahar' hayaliyle yeni baştan yarattıkları köylerine, bir de görkemli cami yaptırmışlardı geçen yıllarda. Köyden göçenler birikimlerinden vermiş, kalanlar kolları sıvamış, bir süre sonra (H. beyin yalancısıyım) 'Sivas'ta bile olmayan büyüklükte' bir cami çıkmıştı ortaya. Tabii açılışının da büyük olması gerekiyordu ve Sivas'ın içinden bile vali, kaymakam ve belediye başkanı gibi şahsiyetler çağrılmış, tüm komşu köylüler davet edilmişlerdi. Tek bir köy hariç: Cami yapılan Sünni köyüne en yakın, bir Alevi köyü. Kim unutmuştu Alevileri, yoksa özellikle mi çağrılmamışlardı, pek açık söylemiyordu H. bey...

Kimler icabet etmişti davete unuttum, tüm mühim şahsiyetlerin ehem temennileri arasında, cami gereken şatafatla hizmete açılmıştı günün sonunda.

Ertesi gün, davetlileri uğurlayıp gündelik yaşamına dönen 'Sünni' köyün ufkunda, komşu Alevi köyün ileri gelenleri belirmişti. Elleri boş gelmemişlerdi. Her Alevi'nin bir ucundan tuttuğu dev bir halı taşıyorlardı. Köyün Alevi dedesi başta, gelenlerin yüreği buruk, boynu büküktü. Sünni komşularına dediler ki: "Siz bizi açılışına davet etmediniz, oysa biz aylardır halı dokuyorduk sizin caminiz için..."

H. beyin deyişiyle Aleviler, dokudukları halıyı camiye serdiler ve Sünni komşuların 'bir bardak suyunu bile içmeden', geldikleri gibi gittiler köylerine.

Sivaslı taksi şoförünün sesi titriyor, hatta gözleri yaşarıyordu bunları anlatırken. Belli ki tüm köylüsüyle birlikte utanmıştı, bile bile kırdıkları Alevi komşularının gönül güzelliğinden. 'Öyle bir halı dokumuşlar ki abla...' diyor, yutkunuyordu. Gerçekte nasıl bir halıydı bilmiyorum, ama H. beye bakarsanız, Çin'den Maçin'e halıcılık var olalı, böyle büyük, böyle güzel bir halı dokunmamıştı. Ve Alevi köyü halkının, onları 'kendilerinden' saymayan komşularına, gönül kırıklığına rağmen verdikleri ders, kuşkusuz yıllarca, dilden dile, kuşaktan kuşağa aktarılarak, dokudukları halıya sonunda cami kadar görkem kazandıracaktı, belli.

Dün, bu olayın geçtiği köyün adını ve tarihini verebilmek için H. beyi aradım telefonla. Sivaslı taksi şoförü dostum, ne de olsa 'sözlü' bir kültürden geliyor, anısının 'yazı'ya aktarılmasından ürktü, 'Mesaideyim,' diye geveleyip kapattı telefonu. İstanbul'da olsam yakasına yapışır, nasılsa (kerpetenle) alırdım iznini. Uzaktayım, kendisi 'He' demeden doğru bulmadım isim, yer ve tarih belirtmeyi. Ama bu yazıyı daha fazla bekletemezdim.

Çünkü İzmir'de, Konak Belediye işçisi Sinan Işık, 'Alevi' diye yazdıramamış nüfus cüzdanına. Din hanesine yazdırmak istediği inanç kimliği, mahkemenin Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan aldığı 'Alevilik, müstakil bir din değildir, İslamiyet'in tasavvufi bir yorumudur,' açıklamasıyla reddedilmiş. Sinan Işık, karar Yargıtay'da onanırsa, AİHM'ye gidecek. Hakkıdır, haklıdır, doğru yapar.

Nüfus cüzdanlarında din hanesi, zaten kaldırılmalı, AB zorunlu tutacak yakında. Ama o güne kadar Aleviliğin nüfusta 'yok' sayılması, antidemokratik bir din hegemonyasıdır.

Camide cemaatten sayılmayacaksın, nüfusta adamdan ha! Yok ya?