Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

cogunluk

Radikal · 5 Ekim 2004

RADİKAL

MİNE G.KIRIKKANAT

5.10.2004

İnsanlık tarihi sözle başladı, sözle bitecek kuşkusuz. Dolayısıyla birbirinden farklı uygarlıkların dilleri, o dilleri yaratan ve konuşan insan topluluklarının herşeyden önce ortak zihniyetini ele veriyor. Örneğin insan türünü belirtmek için kullanılan ‘insanoğlu’ kavramı, sanırım yalnızca Türkçede var olan, yani Türk insanının ‘erkek’liğini vurgulayan bir özgünlük. Hayvanlıktan ‘homo sapiens’ olarak ayrışan insan türünde, öteki dillerde de dişilik ezilip erkekliğe sos yapılmış aslında, ‘homo’ hem kadın, hem erkek anlamında kullanılmış. Ama zamanla ‘homo’ eşcinselliği belirtir, insan türü ise cinsellikten bağımsız ‘human’ diye anılır olmuş, ‘humain’ deniyor, ‘humano’ ya da ‘umano’ deniyor ve artık kadın erkek birlikte anlaşılıyor.

Bizim ellerde, varsa yoksa ve hala insan olarak insanOĞLU ciddiye alınır ve oğulluğa layık görülmeyenler erkek olsalar bile ‘o....çocuğu’ diye anılırken, başka dillerde aynı küfür kızları hiç karıştırmıyor, yalnızca oğullara ediliyor. Ben İspanyolca ve Fransızcasını biliyorum, ağzı en iyi doldurup insanı rahatlatanın İspanyolca olduğunu söyleyebilirim: Hijo de puta!

Saygınlığı erkeklikten geçiren ‘insanoğlu’ kavramının, saygısızlık belirtmek gerektiğinde, yalnızca bizim dilimizde kız erkek ayrımı yapmayan ‘o...çocuğu’na dönüşmesi, gerçekten ilginç. Aynı küfürde başka dillerle buluştuğu ortak ‘değer’ ise, ahlaksızlık kaynağının hep anaya, yalnızca anaya yüklenmesi.

Hiç bir dilde ‘P... çocuğu’ ya da ‘P....oğlu’ yok.

Oysa kimi anaların o çocukları doğurması için, kimi babaların da gayreti gerekti kuşkusuz. P...erkekler olmasa, kadınlar nasıl o... olur ki?

Ah kadınlar!

Uygarlığı var eden, belki de yok edecek olan kadınlar. Çünkü doğuran onlar. Onlar nasılsa, ruhunun en derinlerinde öyle biçimleniyor kız erkek, tüm çocuklar. Onlardan süzülüyor, onlardan damıtılıyor insanlığın balı ve ağusu. Uygarları da onlar yaratıyor, barbarları da. Eğer bugün özelinde Türkiye erkek bir toplumsa, anaların ‘erkek oğlum’ diye pohpohladığı ve ‘kız’ diye erkek hizmetine koşup koşulladığı kuşaklara borçluyuz bunu. Yavrulanıp sokağa atılan ‘safra’ da cabası...

Türkiye’de, 15 yaşın altında ekmek parası peşinde koşan, zorla çalıştırılan 3 milyon 800 bin çocuk var. Hani büyük adamlarımız, ‘çoğalın, çoğalın’ demişlerdi ya, eğitimliler, varsıllar, seçkinler çoğalmadı. İşsizler çoğaldı, cahiller çoğaldı, dört yaşında, beş yaşında işe koşulan çocuklar, sokağa atılan, tiner çeken, bıçak çeken, evsiz barksız çocuklar çoğaldı.

Aynı büyük adamlar, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini istiyor bugün. Yasaları değiştirdiler, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiler, ‘Hele bir müzakere tarihi verilsin, evelallah biz birkaç yıl sonra zorla gireriz,’ diye fısıldaşıyorlar aralarında. Ancak