Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Analar ve oğullar

Radikal · 24 Ekim 2004

Onun iyi bir insan olacağını, minicik varlığını kucağıma aldığım an biliyordum. Tıpkı oğlan olacağını bildiğim gibi. Benim için dünyanın en güzel bebeğiydi. Sevgi sarmalında büyüyen çocuklar, mutlaka iyi yürekli, ancak şımarık olurlar. Oğlumu şımartmak için yalnız ben değil, küçük ailemizin üç kuşağı elinden geleni ardımıza koymadık. Ama şımarık bir çocuk da olmadı Gökçe. Ona veremeyeceğim hiç bir şeyi istemedi, kendisinde olmayanda gözü kalmadı. Yaşıtları arasında şımarık, arsız, tutturan çocuklar gördükçe, onun nasıl böyle farklı olabildiğini düşünmeye başladım. Ve anladım: Babası yoktu, çok çalışıyordum, önce ona, sonra kendime iyi bir yaşam sağlayabilmek için. İşte bu çabaya saygı duyuyordu oğlum. Öylesine çok çalışıyordum ki, ona ne nezaket kuralları öğretecek zamanım vardı, ne de ayıp kavramını. Gökçe hiç ayıp yapmadı. Nezaket kurallarını kendi kendisine öğrendiğini ansızın farkettiğimde, on dört yaşındaydı.

Paris’te ikinci evimizdi. Elli metrekare olmasına karşın öylesine hoş bir daireydi ki, ilk yıl kiraladığımız salaş stüdyodan sonra Gökçe’nin gözümüze kocaman görünen ayrı bir odası, benim de çalışma, yemek ve yatak ‘salonum’ vardı. İşte böyle bir ‘saray’a kavuşmanın sevinciyle, davet üstüne davet veriyordum evde. Hem de kimlere! Büyükelçiler, bazen bakanlar, her zaman sanatçılar vardı davetliler arasında ve kimse yüksünmüyordu evin küçüklüğünden.

İşte böyle bir davet akşamı, nedense mutfak hazırlığını bitirememiştim. Telaş içinde uğraşıyordum ki kapı çaldı, elimdekileri bırakamadım ve Gökçe’ye seslendim açması için. Mutfaktan çıktığımda, oğlumun büyüdüğünü anladım tatlı bir gururla.

Abidin Dino ve Güzin hanımdı, ilk gelenler. Oğlumun, Güzin’in mantosunu bir centilmen zerafetiyle omuzlarından alıp, Abidin’in paltosuyla birlikte askıya astığını gördüm. Bugüne değin hep ben yapardım bu hareketleri, hiç ondan istememiştim. Şaşkınlıkla durup, hiç bir şeyi ‘öyle yapılır, böyle yapılır’ diye öğretmediğim çocuğun, sevgili dostlarımızı salona buyur etmesini, hal hatır sorduktan sonra, ‘Ne içersiniz?’ diye sorup servis masasına seğirtmesini seyrettim. Ve gözlerim yaşardı.

Sanırım Abidin Dino, onun doğal soyluluğunu benden çok önce sezmişti. Gökçe’yi çok severdi. O artık genç bir adam ve yalnız kendi yaşıtlarıyla değil, annesinin kuşağından seçkin insanlarla özel dostluğu var.

Beceriksiz, evhamlı, telaşlı, sakar bir anne oldum ben ve hala öyleyim. Oğluma neyi, nasıl, ne zaman söylemeyi asla bilemedim. Kuşkusuz istemeden tahakküm kurmaya, ezmeye çalıştım, iyi ki direndi, direniyor, çok didiştik. Artık sözümü dinlemek bir yana, konuşturmuyor bile zaten. Ancak birbirimizi çok sevdiğimizi ve bu sevginin sarsılmazlığını biliyoruz. Oğlumdan aldığım en büyük ödül, kendisinin ve ailesinin hayatını karartan bir arkadaşından söz ederken, ‘Senin gibi bir annesi olsaydı, böyle olmazdı,’ demesidir bir gün.

Kocaman adam oldu. Yaşamını kendi olanaklarıyla sürdürüyor, bağımsız ve özgür. Ama ben onu hala korunaksız sanıyor, evhamlanıyor, telaşlanıyor; kızdırmamak için, ‘Karışma anneee!’ diye bağırır yoksa, belli etmemeye çalışıyorum. Ama tüm beceriksizliğime karşın, bir gerçeği kavradım: Öğrettiğimizden çok daha fazlasını öğretiyor bize çocuklarımız. En başta, çocukların kendilerine söyleneni değil, gördüklerini yaptıklarını. İyi bir insan yetiştirmek için, iyi bir insan olmak gerektiğini.

Ve en önemlisi, insanın kendi yavrusunu gerçekten sevmesi için, tüm çocukları sevmesi, tüm çocukları kollaması, koruması gerektiğini öğretiyorlar bizlere. İşte bu yüzdendir ki, başka çocukların hakkından, başka çocukların rızkından çalanların ve sahtekarların, bin bir özenle büyüttükleri çocuklar, önlerine serilen tüm imkanlara rağmen ya ziyan oluyor, ya da çapulcu.

Bugün arkadaşım Donatella Piatti ile TÜYAP kitap fuarında, şaşırtıcı biçimde benzer kaderleri paylaşan, babasız büyüttükleri iki adamla gurur duyan iki kadın, anneliğe, aşka, yaşama dair birbirimize yazdığımız mektupları topladığımız ‘Carissima Sevgilim’ ortak kitabımızla okurlarımızın karşısında olacağız.