Kapkara şeriat, alaca bulaca demokrasi
Radikal · 3 Kasım 2004
“Avrupa’nın genişlemesine dair bu hikaye, tam bir saçmalık.
Şimdi Türkiye adaymış. Yarın da Zimbave olur.’
Jacques CHİRAC (25 Nisan 1980, RMC radyosu Forum programı)
Bu mübarek çarşamba, Türkiye’nin siyasal düşünce doğrusundaki iki zıt ucun, nasıl eğrilip birbirine değdiklerini inceleyeceğiz, sayın seyirciler. Havasından mıdır, suyundan mıdır, yoksa kötü malzeme mi kullanılmıştır bilinmez; cennet vatanımızda hiç bir doğru dik kalmıyor, ister yapısal olsun ister düşünsel, her çizgi eğiliyor bükülüyor, sonunda yuvarlak oluşturuyor. Laik devleti, hem de silahla yıkmak için yola çıkan fanatik şeriatçının çelik iradesi, cihat seferinde askerden yediği tokatlarla ısınıyor, ısınınca yumuşuyor, oluyor size mülayim demokrat. Oturup kaskatı şeriattan yumuşacık demokrasiye nasıl yuvarlandığını yazıyor, aslında insanlığın beş bin yıldır kullandığı ‘değirmen’i keşfetmiş, sert buğdayın öğütüle öğütüle una dönüşmesini ‘yeni’ diye anlatıyor. 28 Şubat kararlarının bu müthiş ‘aydınlanma’ sürecinde etkili olup olmadığını soruyorlar adama, ‘Yok,’ diyor, ‘Ben 90’larda değişmeye başlamıştım, ama başkalarının (şeriatçıların) demokrasiyi anlamasına yardımcı oldu...’ Doğrudur, o daha zekidir, 80 değirmeni onun aklını başına getirmeye yetmiştir. Şimdi şimdi unlaşan sert buğdayları da 28 Şubat’la öğütmek, pardon eğitmek gerekmiştir. Hikayenin burasına kadar, doğal hayat belgeseli izler gibiyiz: Kenevir büküle büküle ip, insan eğile eğile ‘tip’ oluyor demek ki. Benim şaştığım, bu tipleri ‘cesur’, geliştirdikleri Pavlov refleksini de ‘demokrasi’ diye alkışlayanlar.