Filistinlilerin sırtındaki hançer
Radikal · 10 Kasım 2004
İnsanlığı 21.Yüzyılın daha ilk çeyreğine varmadan evrensel bir din savaşının eşiğine getiren temel neden İsrail’in eseri olup, yarım yüzyıldır Filistin’in ‘makus talihi’nden beslenen tarihi bir adaletsizliktir. Samuel P.Huntington’un aslında son derece kötü yazılmış bir senaryo olan ‘Medeniyetler Çatışması’nı neredeyse haklı çıkarmak üzere hızla kutuplaşan İslamiyet ile Hristiyanlık arasındaki kırılma, Filistin’le başladı. Hristiyanlık alemi, geniş genelinde Filistin topraklarını gasp ve halkını tehcir eden İsrail’e seyirci kaldı, hatta arka çıktı. İslamiyet dünyası ise Suudi Arabistan gibi el altından ABD/İsrail işbirlikçiliği yaparak ikili oynasa bile içten içe diş biledi, Filistin’e seyirci kalmak çaresizliğini kine dönüştürüp büyüttü içinde. İslami terör ve 11 Eylül, herşeyden önce gangren Filistin’den akan ve ABD ile İsrail’e karşı biriken kin ‘irini’dir.
Bugün Filistin’lilerin siyasal coğrafya ve sosyal adaletsizlik, elbette İsrail ve ABD’nin eseridir. Ama ekonomik çöküntü ve alabildiğine yoksulluktan ne işgalci ne de destekçileri sorumludurlar. Filistinlilerin fakir sırtına saplanan hançer, bizzat kendi yöneticileri ve Yaser Arafat’ın ta kendisidir. Filistin davasının ‘efsane lideri’ Arafat’ın Paris’te can çekiştiği şu sıralar, sözümona efsane lidere bir de aşağıdaki bilgilerin ışığında bakın, Türkiye’de ‘dostlarının’ yere göğe koyamadıkları meşhur Arafat’a, buyrun bir de buradan ağıt yakın:
Forbes dergisi, dünyanın en zengin ‘kral ve yönetici ailelerini’ açıkladığı 2003 yılı araştırmasında, Yaser Arafat’ı 300 milyon dolarlık bir servetle altıncı sıraya yerleştirmişti. Forbes dergisinin Amerikan, dolayısıyla taraflı olduğu söylenebilirdi...Eğer Filistin’e akıtılan uluslararası yardım fonlarının başlıca finansörü AB olup, bu yardımların büyük bölümünün bizzat Yaser Arafat adına açılan Avrupa bankalarına yatırıldığını kabul etmeseydi. Filistin liderinin ‘doğulu’ bir politikacı olduğunu göz önünde tutan Avrupalılar, yorgun ve inatçı bir savaşçıya duyulan saygının karıştığı bir suçluluk duygusuyla, bir demokraside kabul edilemeyecek bu duruma ses çıkarmadılar. Ve Arafat’ın üzerine kayıtlı muazzam yardım paralarını, Filistin’in refah ve bayındırlığına harcadığı farzedildi. Oysa 2002 yılından beri gerek AB, gerekse IMF, 1995 ile 2002 yılları arasında Filistin’e aktarılan uluslararası yardım fonlarından, sıkı durun, tam 900 milyon doların kayıplara karıştığını, başka bir deyişle ‘hortum’landığını biliyorlar. Uzun bir rapora konu olan bu yolsuzluk yüzünden, IMF ile AB’nin baskısı sonucu Yaser Arafat Filistin hükümetine yeni bir maliye bakanı, ‘Mr.Temiz’ lakabıyla anılan Salam Fayad’ı atamak zorunda kaldı zaten.
Yedi yılda hortumlanan 900 milyon doların, kime, nereye gittiği bilinmiyor. Yapılan en ‘iyi’ tahmin, Yaser Arafat’ın bu parayla İsrail’de terör yapan El Aksa örgütünü, günün siyasal gerçeklerine göre ‘harekete geçirdiği’ ya da ‘durdurduğu’, kimi batılı milletvekillerini ve gazetecileri Filistin davasına satın aldığı, şehit ailelerine yardım yaptığı vb. yolunda.
Ama son bir manevra var ki, hiç bir kılıfa sığmadı: Fransız Merkez Bankası, geçen yıl Yaser Arafat’ın sanal sayılabilecek, çünkü dört yıldır ayrı yaşadığı eşi Süha Tavil’in hesabına, toplam 11.5 milyon Euro’luk bir transfer yapıldığını keşfederek sarsıldı. AB’li ve Fransız vergi mükellefleri, zavallı Filistin’lilere yardım ettiklerini sanırken, Süha hanımın Paris sefasını mı finanse ediyorlardı yoksa? Halen Paris adliyesi, bu 11,5 milyon Euro’luk transferi ‘kara para aklama ve kaçakçılık’ kapsamında soruşturuyor. Yaser Arafat’ın özel hesaplarından Süha hanımın hesabına aktarılan 11,5 milyon Euro’nun tüm haşmetini anlamanız zor. Ancak Yaser Arafat yönetiminde uluslararası fonlardan hortumlanan 900 milyon doların değerini kavramanız için hatırlamanız yeter: Irak savaşı öncesi ABD, Türkiye’nin işbirliğini yalnızca 1 Milyar dolarlık bir ‘kredi’yle satın almaya çalışıyordu, sayın seyirciler.
--------------------------------------------