Filistin’in makus talihi
Radikal · 13 Kasım 2004
Romalılar Filistin’den kovunca dünyanın dört bir yanına dağılan Yahudiler, ‘sürgün halk’ diye anılırlardı. Ne tuhaftır ki sürgün Yahudi halkı, din tarihine dayanarak vatanı bellediği Filistin’e yerleştiğinde, genetik anlamda bal gibi akrabası olan Müslüman Sami’leri yerinden yurdundan ederek bir zamanlar kendisine reva görülen muamelenin aynısını yaptı ve Filistin halkını sürgüne zorladı. Bu kadarla da kalmadı: Kendi sürgünü sırasında uğradığı tüm mezalimi, topraklarını gasp ve işgal ettiği Filistinlilere uyguluyor. Nazilerin kurbanı Yahudilerin kurduğu devlet, Filistinlilere karşı Nazi metotları kullanıyor. Ancak...
İsrail’in hiç bir politikası ve uygulaması, Filistin halkının bugün içinde bulunduğu kurumsal derbederliği, kamusal yoksunluğu ve derin yoksulluğu açıklamıyor.
Halen Batı Şeria’da 2,4 milyon, Gazze Şeridi’nde 1,3 milyon Filistinli Müslüman yaşıyor. Gazze Şeridi, dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesi. Neden? Çünkü Arafat, İsrail’e karşı başlattığı hiç kuşkusuz kahramanca silahlı mücadeleden yenik çıkınca, direniş sürecindeki tüm politikasını iki eksene oturtmuştu: Terör ve döl. İsrail’in öldürdüğü her Filistinli evladın ardından, bebelerini havaya kaldırıp ‘müstakbel şehit’ olarak boşuna ilan etmiyordu Filistinli analar. Ve Arafat’ın sokaklardaki yalınayak, başı kabak, yoksul ve eğitimsiz çocukları ‘küçük generallerim’ diye sevmesinin ardında, salakça bir Arap kurnazlığı, İsrail’i nüfus üstünlüğüyle yenmek düşüncesi vardı. Oysa sosyolojide ‘çoğunluk kazanır’ diye ifade edilen ampirik kural, çağımızda geçerliliğini yitirdi. Hatta modernizme entegrasyon projelerinde, tam tersi sonuç veriyor: İşte nüfusunun büyüklüğü yüzünden AB’ye istenmeyen ve iki yakasını bir araya getiremeyen Türkiye, işte el kadar İsrail’in ne teknik, ne militer, ne de entellektüel performansını gösteremeyen özelinde Mısır, genelinde tüm Arap dünyası.
Ve buyrun, İsrail’i nüfus üstünlüğüyle boğmak isteyen Filistinlilerin haline bakın:
Batı Şeria ve Gazze Şeridinde yaşayan halkın % 30’u işsiz. % 50’si, günde 2 dolar olarak belirlenen ‘yoksulluk eşiği’nin altında yaşıyor. Ve ailelerin % 62’si, günde bir öğün yemek yiyebiliyor.
Oysa Filistin’e, sayın seyirciler, uluslararası topluluk 1993-1997 yılları arasında 2 milyar 400 milyon Dolar yardım yapmış ve bu yardımın 1,68 milyarını AB ülkeleri vermişti. Bu paralar, Arafat’ın adına açılan yurtdışı hesaplara yatırılıyordu, sayın seyirciler. Üstelik Filistin’in geliri, bu yardımlardan ibaret değildi: 1993 yılında imzalanan Oslo anlaşması gereği, Filistin yönetimi özerk bölgenin yeniden imarı için gereken çimento, benzin gibi ana maddeleri İsrail’den ‘ithal’ ediyor, ama bu maddelere konulan vergiler ve gümrük bedelleri, Filistin’e geri ödenmek üzere bir İsrail bankasında toplanıyordu.
Petrol zengini Arap ülkelerinin, Saddam Hüseyin gibi destekçilerinin, Filistin’e el altından ayrıca yaptıkları ve tutarı bilinmeyen yardımlar, bu meblağların içinde değildi.
Arafat, 1995 yılında Irak’lı Kürt Muhammed Raşit’i ekonomi danışmanı olarak yanına aldı. Filistin fonlarının 12 yıllık sadık muhasebecisi ve Arafat’ın silah arkadaşı Cavit El Hüseyin, 1996 yılında isyan bayrağını çekerek Arafat’ın Filistin paralarını ‘yanlış’ kullanmasını açıkça eleştirdi. Arafat’ın iki kez Gazze’de tutuklattığı El Hüseyin, 2002 yılında İngiltere’ye sığındı ve geçen yaz Times dergisine, yıllar boyu her ay Arafat’a 10 milyon dolarlık bir çek verdiğini, bu paranın nereye gittiğini asla kontrol edemediğini açıkladı. Ancak asıl büyük ‘hortumlama’yı, Arafat’ın Kürt danışmanı Muhammed Raşit ve ‘yemlediği’ aracılar gerçekleştirildi: Tel Aviv’deki Leumi bankasında bir hesap açan Muhammed Raşit, Filistin’e dönmesi gereken çimento, benzin ve gümrük vergilerini İsrail’deki bu hesapta topladı, ama bu paralar asla Filistin’e gitmedi, İsviçre bankalarına transfer edildi... Ne var ki İsrail’le İsviçre arasındaki yolda, meblağın 900 milyon dolar hafiflediği ortaya çıktı. Tahmin edin, kimin cebine girmişti? Kürt Raşit ile biri Yahudi Yossi Ginossar adlı iş adamı olan ortaklarının hortumunu kim ortaya çıkardı biliyor musunuz? Tabii ki İsrail gizli servisi! 900 milyon dolar, yalnızca aracı komisyonuydu oysa. İsrail parlamentosu Knesset, iki yıl önce, Filistin için toplanan vergi fonlarından Arafat’ın İsviçre’deki hesaplarına düşen tutarı ise 1,3 milyar dolar olarak açıklıyordu. Bu hortum, yalnızca Oslo kararlarıyla Filistin’e akması gereken vergi fonlarına daldırılanı.
Ya aynı zaman diliminde AB ve ABD’nin Arafat’ın hesaplarına yatırdıkları 2 milyar 400 milyon dolar, Filistin’e mi harcandı dersiniz? Bilmem. Kimse de bilmiyor zaten.
Ama tablo ortada: Suha Arafat’ın yalnızca Paris BNP ve Arab Bank hesaplarında 9 milyonu nereden nasıl geldiği bilinmeyen 11,5 milyon Avro var. İsviçre’de kimbilir kaç hesapta, kaç milyon İsviçre Frankı, US Doları, AB Avrosu...
Ve Filistin’de, her yüz çocuktan 62’si aç yatıyor her gece. Aç ana babalar, aç kalacak çocuk yapıyor bol bol. İsrail kurşunları altında ya da açlıktan ölmeyenler, büyüyünce ‘general’ olacaklar çünkü. Onların kaderi, sefaletin beslediği terör ordularının komutanlığı. Ruhun şad olsun Arafat!
-----------------------------------