Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Türkiye’ye inanmak

Radikal · 3 Aralık 2004

1794. Fransız halkı, kulluk mintanını yere çalıp yurttaşlığın 'ateşten gömleği'ni giyeli beş yıl olmuş. Kafası aydınlanma çağının fikirleriyle dolu, kursağı boş devrimciler, sınırlarına dayanan Avrupa Krallık ordularına karşı genç cumhuriyeti savunurlarken delicesine inançlı bir kararlılıkla; yurtiçinde de kan gövdeyi götürüyor. Ulusal mahkemeler her gün onlarca karşı devrimciyi giyotine gönderiyor, müthiş bir hesaplaşmada. İşte genç Fransız Cumhuriyeti bu ahval ve şerait altında, bilimin dine üstünlüğünü kanıtlamak zorunda olduğunu unutmuyor ve toplumu ileriki yüzyıllara taşıyacak seçkinlerini yetiştirmek üzere bir okul kuruyor: Ecole Polytechnique.

1804. İki geometri kuramının mucidi, bilim adamı ve asker Napolyon Bonapart, Polytechnique'e 'askeri okul' statüsü ve şiarını veriyor: 'Vatan İçin Bilim ve Zafer'.

Bugün üst düzeyde öğrenimin dünyadaki en seçkin örneklerinden biri kabul edilen Polytechnique, 1972 yılından öteye kız, 1995'ten beri de yabancı öğrencilere de açıldı. Ancak bu okula girebilmek için 'en iyi' olmak ve zordan öte bir sınavı kazanmak gerekiyor.

Polytechnique'te halen Türk yurttaşlığı da taşıyan iki Fransız öğrenci var: Julien Erdoğan ve Timur Delahaye.

Boğaziçi Üniversitesi'nden Polytechnique sınavını kazanan üçüncü Türk öğrenci de, 2005 Nisan ayında aralarına katılacak.

3 Kasım 2004 Çarşamba, Ecole Polytechnique'te çok özel bir gündü. Okulun Türk ve Fransız öğrencisi Timur Delahaye'in talebi üzerine, okul komutanı havacı general Nomazy, komutan yardımcısı denizci albay Alquier, askeri erkân ve X2002, X2003 promosyonlarından 50 öğrencinin hazır bulunduğu bir törenle, Türk bayrağı çekildi okulun gönderine. Törenden sonra verilen davette Timur Delahaye söz aldı, subay ve öğrenci katılımcılara Türk bayrağının tarihini anlattı:

"Al sancak diye anılan bu bayraktaki hilal, Orta Asya Türklerinin bayrağında da vardı. Dolayısıyla dinsel bir simge değildir" dedi. "Osmanlılar hilal simgesini 1794'te benimsediler, ama yine ne din, ne de imparatorluğun ifadesi olup, daha çok ortak bir kültür temsil ettiğindendir ki bugün Türkçe konuşan Türmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan halklarının bayrağında da yer almaktadır" diye devam etti ve İstiklal Marşı'nın ilk kıtasını okudu kendisini dinleyenlere. Sonra, "Hilal, Türk ulusunun simgesidir, ama Türk ulusu aynı zamanda Kürt, Ermeni, Çerkez, Boşnak, Rum, Laz, Bulgar ve ötesi demek olup, Türkiye'de tek bir etnik kökenden gelindiğini ileri sürenler az rastlanan bir budalalıktan mustariptirler. Ve bayrağındaki hilal, Türkiye Cumhuriyeti'nde Müslüman bir demokrasi bulanlar için de bir semboldür, Tunus ve Cezayir bayraklarına böylece taşınmıştır" diye açıkladı.

Annesi Türk, babası Fransız Timur Delahaye, kendisini dinleyen generallere, amirallere ve arkadaşlarına, Polytechnique gönderine çekilen Türk bayrağının ardından, "Bu bayrakla kendimi ikinci vatanıma daha yakın hissediyorum," derken heyecanlıydı. Cumhuriyet Bayramı'nın anlamını, Türkiye'deki demokratikleşme hareketini, Türk Fransız tarihini anlatır ve 'Ben de biraz bu tarihin çocuğuyum' derken, Türkiye'nin Avrupalılığını savunuyor ve inanıyordu.

Ben de onun inancına ve Türkiyeyi kanında değil canında hisseden, Türklüğünü bilimsel düşünceye ve fikir özgürlüğüne taşıyan gençlere inanıyorum.

Ülkemizi, sen Türk ben Kürt, sen o dinden ben bu dinden diye ayrıştırarak sınırlara hapsetmeye çalışan dar zihinler değil, kendisini Avrupalı hisseden her din ve soydan Türkler bağlayacak son çağın en büyük birlik projesine, AB'ye. Günün birinde mutlaka ve ancak fikri hür, vicdanı hür gençler nihayet eşit, nihayet özgür ve nihayet kardeş olmayı başaracaklar.