Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2004

Niçin PKK?

Radikal · 8 Aralık 2004

Hapis cezasının temelinde, bir başlangıç, bir de sonuç mantığı vardır. Başlangıç mantığında, topluma karşı suç işleyen birey, toplumdan soyutlanmak demek olan özgürlük yoksunluğuyla cezalandırılır. Sonuç mantığında ise, yeterince cezalandırıldığı, nedamet getirdiği, tövbe ettiği, anasından emdiği süt burnundan geldiği, kısacası 'bir daha suç işlemeyecek kadar akıllandığı' varsayılan tutuklu bireye, topluma karışmak özgürlüğü geri verilir. Hapis cezasının asıl amacı 'suçluyu topluma yeniden kazandırmak' olarak dillendirilse de, çok az oranda gerçekleşen bir niyettir.

Dünya hapishane dolu. Başka cezaevlerinde tutuklular ne öğrenir bilmiyorum. Ama Türkiye'deki F tipi mahpusların çok güzel yazmayı öğrendikleri kesin.

Bir de, tıpkısının aynısı güzel yazıyı yazdıkları. Hepsinin inci gibi el yazısı var, sanki hepsi aynı şablonu kullanıyor, satır araları cetvelle ölçülmüşçesine milimetrik; zaten ifadeleri de aynı düzgünlükte, arı duru, acı dolu mektuplar yazıyorlar. Elbette ki her birinin üslubu farklı, ama ortak çile ve direniş alanı, F tipi cezaevlerine yönelik 'tek tip' bir mektup kampanyası olmadığı zaman bile, her biri, ait olduğu siyasal grubun

sloganlarıyla düşünüyor ve yazıyor. Slogan ortaklığına rağmen öylesine doğru saptamalar yapıyorlar ki bazen, insanın içi sızlıyor, 'Niçin içeride bunlar?' diye düşünüyorum şahsen ben. Çünkü kapkaççılar, hortumcular, sübyancılar, mafya tetikçileri, ırz düşmanları, töre canileri yazmıyor bu mektupları. Siyasal koşullanmaları olsa da, okuyan, düşünen, yazan tutuklular onlar. Niçin hapiste olduklarını, hangi 'suç'tan kaç yıla mahkûm olduklarını asla söylemiyorlar. Ama ben gazetelerin üçüncü sayfalarını dolduran katillerin, hırsızların 'adi' suratlarına bakıp; o güzelim mektupları yazan, resimleri çizen 'siyasi'lerin çok ağır suçlar işlediklerine inanamıyorum!

En şaşırıp kızdıklarım, PKK'lılar. 18 yaşında, 20 yaşında girmiş içeri. Ne çocukluğunu bilmiş, ne gençliğini. Anasından emdiği süt burnundan gelmiş ve de gelmekte. Kendi koşullarını bir yana bırakıp, 'Sayın Abdullah Öcalan'ın tutukluluk koşullarının iyileştirilmesi...' ya da düpedüz 'özgür bırakılması...' demiyor mu, çıldırıyorum!

Fikret Bila'nın 'Hangi PKK' (Ümit Yayıncılık, 2004) kitabını, böylesi mektupların masamda oluşturduğu küçük tepecik yükselirken okudum. Mektupların yoğunluğuyla Fikret Bila'nın ilginç ve kapsamlı araştırması çakışınca, uzun süredir savsakladığım bir soruya takıldı kafam: 'Niçin PKK?'

PKK, Güneydoğu'da nasıl böylesine geniş bir taban bulabildi, nasıl 10 küsur yılda ancak, o da henüz tam baş edilemedi, nasıl oldu da 30 bin kişinin canına mal oldu ve oluyor hâlâ, bu soruların yanıtlarını aşağı yukarı biliyoruz: Kürtlerin sınırsal bölünmüşlüğü, bölgeye yaygın kimlik, kültür ve bağımsızlık istemlerine paralel bir tırmanışta, bizim Güneydoğu Kürt toplumunun çağdışı derebeylik sistemi, derebeylik yüzünden geri kalmışlığı, geri kalmışlığı yüzünden nüfus çokluğu, nüfus çokluğu yüzünden açlığı ve cehaleti, açlığı ve cehaleti yüzünden töre cinayetlerinden teröre uzanan bir yelpazede şiddete açıklığı, vb...

Türkiye Cumhuriyeti'nin, Güneydoğu bölgesindeki geri kalmışlığın kaynağı derebeylik sistemini çökertmek için gereken toprak reformunu 80 yıldır başaramadığını; Atatürk'ten beri bu bölgede ne zaman 'efendi/kul', 'reis/maraba', dolayısıyla aşiret/töre/köle döngüsünü, devlet/yasa/yurttaş üçlemiyle kırabilecek tek önlem böyle bir reforma her girişimde, Kürtlerin aşiret reislerinin ardına takılıp isyan ettiğini de biliyoruz. Tıpkı, TC'nin de sonunda reformdan vazgeçip, bölgeyi kendi kaderine terk ederek, 'milletvekilliği' dağıtılan aşiret reisleri eliyle yönetmeye razı olduğunu bildiğimiz gibi...

Ama böylece geri bırakılan bu bölgede, niçin Irak'taki Barzani ve Talabani gibi liderlere ve örgütlerine benzemeyen, niçin Öcalan türünde bir liderin peşinde PKK'nın kök saldığını tam anlayamadık.

Daha doğrusu, devlet pek anlamış görünmüyor!

Ben kendimce anladığımı, karınca kararınca mübarek cuma günü anlatacağım