Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Şu bizim nasyonel sosyalistler

Radikal · 7 Ocak 2005

'Filanca solcudur, ama milliyetçidir,' tümcesi sizin büyüdüğünüz aile ortamlarında edilir miydi, bilmiyorum. Benimkinde çok sık edilirdi. Çocukluğumda 'solculuk kötüdür ama milliyetçilikle bağışlatılır' açılımıyla yorumlayıp üstünde durmadığım bu tanımı, 'izm'leri incelemeye koyulup 'Marksizm'de karar kıldığım gençlik yıllarımda saçma bulmaya başlamıştım. Benim anladığım sol evrensel, yani Marksizm doğası gereği 'nasyonal' değil, 'enternasyonal'di. Solculuk ile milliyetçiliği yan yana getirmek düpedüz bir çelişkiydi. Ne var ki Türk solcuları ne varsa ulusalını savundukları toplantılarda, 'enternasyonal' marşını coşkuyla söylemekte beis görmüyorlardı. Nâzım Hikmet'in Türkiye'den kaçışının üstünden çeyrek yüzyıldan fazla geçmiş, ama Türkiye hâlâ bu kaçışı tartışıyor; sağcılar büyük şairi SSCB'ye gittiği için 'vatan hainliğiyle' suçlarken, solcular da 'SSCB'ye mecburen gitti, zaten vatan hasretiyle öldü,' diye savunuyor, yani 'solcuydu ama milliyetçiydi valla' özelliğini kanıtlamaya çalışıyorlardı. Kimsenin aklına, Nâzım Hikmet'in SSCB'ye sığınmakla enternasyonal Marksist fikirlerine uygun ve doğru seçimi yaptığı gelmiyordu. Belki kendisinin bile gelmemişti zamanında...

Sözde Türk solunun 'nasyonal' ile 'enternasyonal' arasındaki kafa karışıklığı ve Marksizm'in yakın ve uzak halkalarını oluşturan ne komünizm, ne sosyalizm, zaten ne de sosyal demokrasiden nasibini aldığı, ayrıca bir şey de anlamadığı en son, AB sürecinde kanıtlandı.

Avrupa Birliği, bir 'enternasyonal demokrasi' projesi. AB'li komünist, sosyalist ve sosyal demokratlar, dahil oldukları birlikten tam da bunu anladıkları için Türkiye'nin yanında yer alıyorlar. AB'li sağ partilerin geniş geneliyse, söz konusu 'enternasyonalizm'i içlerine sindiremedikleri, hâlâ daha 'nasyonal' düşündükleri için hem Türkiye'nin üyeliğine karşılar hem de AB'nin ulusal hükümetler üstü örgütlenmesini engellemeye çalışıyorlar.

İşte Türkiye'nin AB sürecinde bizim sözde sol AB'ye karşı çıkarak kimin yanında yer alıyor? Avrupalı komünistlerin mi? Hayır. Sosyalistlerin mi? Hayır. Peki sosyal demokratların mı, yine hayır. Düpedüz Türkiye'yi AB'de istemeyen aşırıdan merkeze sağcıların, dincilerin ve ırkçıların yanında. Üstelik aynı kapıya, yani Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan 'tesadüfi' bir çıkar ya da dava birlikteliğinden öte, söylemde ve eylemde hık demiş burnundan düşmüşler, Avrupa sağının.

Ne diyor Avrupa sağı Türkiye'ye karşı görüşlerinde? Türkiye fetih meraklısı bir ülke, AB'ye de bu niyetle girecek. Ne diyor bizim sözde 'demokratik sol'dan emekli Bülent Ecevit: 'Musul'a girelim, başımız derde girerse o zaman düşünürüz'.

Avrupa sağı neden korkuyor Türkiye'den? 'Tamamı Müslüman, büyük bir nüfus, girerse bizi de İslamlaştırır...' Peki kocasının karısı Rahşan hanım ne diyor? 'AB misyonerler gönderdi, İslamiyet elden gidiyor!' Üstelik ikisi konuşuyor, ama Türkiye'de 'solcu' geçinen tüm siyasal örgütler, Rahşan ve Bülent Ecevit'in dumura uğramış, çünkü artık yeterince oksijen gitmeyen yaşlı beyinlerinin en derin, yani en ilkel tabakalarından terleyen 'genetik gericiliği' paylaşıyorlar. Üstelik bu sağcılar, yıllardır solcu diye yutturuyorlar kendilerini, gericiliklerini de 'ilericilik' olarak takdim ediyorlar.

Ayıp, yalan ve pes bile değil, düpedüz 'Yuh!' çekilir, sahte cilanın böylesine.

Tarihte sol görüşü, dinci, ırkçı ve milliyetçi devletçiliğe yaslayan sahte bir sosyalizm deneyimi oldu ve adına 'Nasyonal Sosyalizm' denildi, Hitler'le birlikte de yenildi.

Nasyonal Sosyalizm, öğretiden çok, 'hareket' diyebileceğimiz bir örgütlenme biçimiydi.

İşte bizdeki sahte solcular, sosyalizmden nasyonal sosyalizmi anladıkları artık aşikâr, öğreti yoksunu 'hareket'çilerden ibarettirler.

Sizi gidi Milli Hareket kalıntıları sizi, sizi gidi Nazi kırıntıları, sizi gidi faşistler... Siz kim, solculuk ne?

Ne konuştuğunuzu öğrenin de gelin diyeceğim, ama hangisinde öğrenecek kafa var?