Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Eğreti demokrasi

Radikal · 16 Ocak 2005

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta Rusya'ya yaptığı ziyaretin 'resmi' sonuçları beklenirken 'ailevi' açıdan 'cevheri' değerde olanlar açıklandı. Aziz milletimiz Emine hanıma armağan edilen mücevherler sayesinde, Türkiye'deki 260 aylık asgari ücrete denk fiatla satılan pırlanta bir gerdanlığın cart diye bedava verildiğini görerek şaştı. Medyamız ise milletimizden ne kadar kopuk olduğunu bir kez daha kanıtladı ve millet 30 bin dolarlık hediye nasıl 'verilir'i tartışırken, olaya 'nasıl alınır' açısından ahlaki yaklaştı ve Tayyip bey ile Emine hanımın armağan alımkârlığına şaştı.

Oysa her iki şaşkınlık biçimi de beni şaşırtıyor. Recep Tayyip bey ve Emine hanımın çocukları ABD'de 'hediye' eğitim almıyorlar mı sanki? Bizzat sayın Başbakan açıklamadı mı, çocuklarının ABD masraflarının bir arkadaşı tarafından karşılandığını? Eğitim dediğiniz 'altın bilezik'se, Amerika'da Erdoğan ailesi çocuklarına bunca yıldır takılan 'altın bilezik'ler, kim bilir kaç pırlanta gerdanlık eder! Rusya'dan gelen 30 bin dolarlık hediye, ABD'de yaşatılan üç çocuğa ancak yarım yıl yeter sayın seyirciler, neyi konuşuyoruz bizler?

Zaten sayın Tayyip Erdoğan da hediye gerdanlığın abartıldığını, 30 değil 10 bin dolar ederiyle açıklamış ve böylece 10 bin dolara para demediğini, küçük bir hediye olarak görülmesi gerektiğini kanıtlamış bulunuyor. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla kamuya hibe edebilirler, önümüzdeki günlerde. Ve etik bir yana, asıl 'estetik' nedenlerle etmeliler.

Çünkü bendeniz gerek gerdanlığı, gerekse gerdanı enine boyuna inceledim, birinin dizaynı, ötekinin naturasına uymuyor, sayın seyirciler. O gerdanlık, çıplak boyun ve çıplak gerdan üstüne takılmak için yapılmış. Oysa Emine hanım ne boynunu açabilir ne de gerdanını. O gerdanlığı türban ile yaka arasına sıkıştırmak, mücevherin değerine ihanetten öte, zevksizliğin dik âlâsıdır. Fakat şöyle bir düşününce, Emine hanımın gerdanlığı tesettürüne uydurmaya çalışacağı da aklıma gelmiyor değil. Başbakan'ın Atina ziyaretinde tesettür eteğinin altına giydiği çizmeleri hatırlayın, ne rahat tırmanıyordu Olympus tepesine, nasıl da sekiyordu dağ taş üstünde boyundan büyük topuklarıyla, değil mi?

İşte Rusya'da hediye aldığı gerdanlığı da o çizmelerin üstüne takıp, bir dahaki Davos zirvesinde kayak yapabilir, örneğin. Çok da yakışır. Hele bir de Moskova soğuğuna karşı giydiği 'Beyaz Kürklü Ramses Mumyası' modeli kaftanın üstüne takarsa, kim bilir ne kadar hayranlık toplar, zaten yeti severlikleriyle tanınan İsviçreliler arasında!

Zaten Emine hanımın giyim zevki Türkiye'nin ortak zevklerine uymakla kalmıyor, estetiğini de, etiğini de bire bir temsil ediyor.

Ha Emine hanımın tesettürüne iliştirilmiş pırlanta gerdanlık, ha Türk milletinin sinesine kondurulmuş demokrasi. İkisi de 'embedded'. İkisi de eğreti. Emine hanım almamayı nasıl bilmiyorsa, milletin büyük çoğunluğu da vermeyi, paylaşmayı bilmiyor.

Geçen cuma bu satırlarda, Birgün gazetesini yaşatmak için okurlarıma çağrıda bulundum. Demokrasiyi yakaya iliştirilmiş etiket olarak algılayan, bireysellikten de zaten kendi göbek çukurunu anlayan bencil ve güdük zihniyetler, 'Birgün'e o kadar yardım etmek istiyorsan git kendin de o gazetede yaz,' buyurmuşlar. Oysa demokrasi uygarlığı, yazarın yazmadığı gazeteye, çalışanın çalışmadığı işyerinin sorunlarına, meslek sahibi olanın olmayana, her meslekten insanın politikaya, gençlerin ülkeye ve tüm ülkenin gençlerine sahip çıkmasıdır. Gitmediğimiz köy de bizimdir, uğramadığımız felaket de. İşte bana 'git kendin yaz' diyen kişilerdir ki, evini süpürür pisliği sokağa atar, trafikte herkesten önce ben geçeyim de arkadakiler ne yaparsa yapsın anlayışıyla sol şeridi tıkar ve cömertlikte hep bana hep banayı ararken, dünyayı da kendi göbek çukurlarında bulurlar.

Çoğulcu dayanışmayı demokrasinin gereği olarak benimseyen bilinçli okurlarımı, Birgün gazetesine destek olmaya çağırıyorum, yeniden. İşadamları, Türkiye'nin özgün, değişik ve dürüst bir sesi olan Birgün gazetesine ilan verebilir, imkânı olanlar her gün bir gazete alır, daha iyisi, abone olabilirler.

Birgün'e sahip çıkmak, ötekinin varlık hakkına saygıyı eylemle göstermek fırsatıdır ve demokratik olgunluk demektir.