Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Kan, kadın ve şeytan

Radikal · 27 Ocak 2005

Hac’dan yeni dönen Kuveyt’li bir ‘baba’, Esma adındaki kız evladını biri kız ikisi erkek diğer çocuklarının gözleri önünde kıtır kıtır kesmiş. Önce Kuveyt gazetesi El Ray-i El Am, ardından AFP ajansı tarafından dünyaya duyurulan haberde, 38 yaşındaki cellat babanın 13 yaşındaki ‘bakire olmadığından kuşkulandığı’ kızının önce gözlerini bağlayıp ellerini kelepçelediğini, boğazına sapladığı ilk bıçak darbesinden sonra daha keskin bir bıçakla da başını gövdesinden ayırdığı belirtiliyor. Evlat katili baba, Kuveyt İslami İşler Bakanlığında memurmuş. Kurbanlık kızın cesedine yapılan otopside ise, bakire olduğu anlaşılmış.

Böyle bir cinayetin, dini fanatizmle ilişkisi olduğu açık. Ancak cinayetin işleniş tarzına ve babanın bekaret takıntısına bakarak, katilin marazi ruh halini İslamiyet’teki obsesyonel kadın ve kurban ritüeline dayandırmamak imkansız. Söz konusu marazi ruh halini yaratan dini fanatizm, elbette ki inancını insani değerlerle yaşayan Müslümanların ezici çoğunluğunu ilgilendirmiyor. Ama kabul etmeliyiz ki 21.yüzyılın başında dini gerekçelerle cinayet işleyen fanatiklerin hemen hepsi Müslüman... Bu durum, en azından niçin İslamiyet’te daha çok ‘din delisi’ne rastlandığı sorusunu akla getirdiği gibi, hemen akabinde Irak’ta rehinleri örneğin kurşuna dizmektense kellesini kesmeyi tercih edenlerin bilinçaltında yer eden ‘kurban’ ritüelini düşündürüyor.

Kurban ritüeli, tektanrılı dinlerin icadı değil. Hatta hiç bir dinin semavi olmadığına kanıt sunuyor sanki. Çünkü tarih öncesi, çoktanrılı dinlerde ve putperest ritüellerde varken, tam da bu dinleri ve tapınma biçimlerini günah sayan, mücadele eden ve yıkan çok tanrılı dinler tarafından da benimsenmiş!

Ama üç tektanrılı dinden ne yazık ki bir tek İslamiyet kurban ritüelini 21.yüzyıla taşıyor, yalnızca İslamiyet’te kurban ritüeli bir ‘agora’ bayramı hala. Kimi yerde katlanarak süren, adeta katliama dönüşen bir bayram hem de...

21. Yüzyılda başta ABD ve Çin, hala pek çok ülkede ölüm cezası var. Ancak ‘agora’da, yani halka açık meydanda ‘kelle keserek’ infaz, yalnızca İslami şeriat ülkelerinde sürüyor ve bendeniz, bu tür suçlu infazıyla kurban ritüeli arasında ilişki yoktur diyecek kafanın alnını karışlarım! Agorada idamlık kellesi vurmak, meydanlarda parklarda koyun boğazlamak ve zaten boğazı kesilmeden öldürülen hayvan etine ‘haram’ demek, aynı ‘kan akıtma’ TEMİZLİĞİNİN türevleridir.

Tarih öncesinden günümüze, tüm dinler tarihi kanla yazılmış, tanrılar adına çok kan dökülmüştür. Ancak kurban bayramlarında Tanrı’ya kan sunmak ve ruhani yüceliği kan akıtarak aramak kadar, sözde günahları ‘kanla temizlemek’ nedense yalnızca İslamiyet’te kalmış ve artarak sürmektedir.

Kuveyt’te kızını bekaretinden kuşkulanıp boğazlayan baba, hasta mantığında ‘namusunu’ kanla temizlemiştir. Türkiye’de neyle temizlenmektedir namus? Töre cinayetleri kanla namus temizliği değil de nedir? Ya aynı törelerde, zifaf gecesi sabahında sergilenen kanlı çarşaf? Helal çiftleşmede dökülen kanı temiz namus diye gösteren, kan dökülmezse gelini haram çiftleşmede ‘kirletilmiş’ addeden zihniyet, elbetteki temizlikten ‘kan dökmeyi’ anlayacak, zaten ‘öldürmek’ yerine de ‘temizlemek’ diyecektir...

Hac sonrası kızını boğazlayarak namusunu temizleyen Kuveyt’li baba, Mina tepesinde ‘şeytan’ taşlarken de kızını hayal ediyor muydu, bilinmez. Ama Mina tepesinde bu yıl duvar olarak ‘örülen’ şeytan, İslamiyet kendilerini şeytan ilan etmeden önce üç kadın tanrıçanın, Allat, Uzza ve Menat’ın mekanıydı ve onların putları yükseliyordu göğe. Yani günümüzde Mina’da şeytan taşlayanlar, yüzyıllar öncesinin üç kadın tanrıçasını taşlıyorlar aslında. ‘Şeytan Ayetleri’ de, onların adınaydı zaten.

İşte bu yüzdendir ki İslamiyet’in modernleşmesi, kadına, şeytana ve kurbana yüklenen anlamların yeniden sorgulanması, düşünülmesi ve özgürce tartışılmasından geçmektedir.

Ama nerede o günler?