Küllerinden doğamamak
Radikal · 30 Ocak 2005
'Politika kokoreçe benzer. Biraz bok kokmalıdır, ama çok değil.'
Edouard HERRİOT (1872-1957)
Dün CHP delegeleri, partilerine iki adaydan birini başkan seçmediler. İki ayrı siyasal görüşten birini oylamadılar. Aynı siyasal stratejiye değgin iki ayrı taktikten birini de tercih etmediler.
Dün CHP kurultayında, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran partinin 'sonuna' karar verildi. Daha doğrusu, partinin sonunu kimin, nasıl getireceğine...
Bu yazıyı yazarken, sonucu bilmiyorum. Ama başkanlık seçimini kim kazanırsa kazansın, CHP'nin yalnız kalıbı sağ çıkacak bu kurultaydan. İçi boş bir kalıptan ibaret CHP, bu kurultayda ya yeni ve geçmişiyle taban tabana zıt bir dolguya 'evet' demiş, ya da adıyla birlikte batmanın, kalıbının da ölüm fermanını imzalamış ve tarihe karışacak süreci başlatmış olacak.
Dün CHP delegeleri, kısır bir namusla dinamik bir şaibe, verimsiz bir birikimle verimli bir sığlık, yankısız bir dolulukla gümbürtülü bir boşluk, yararsız bir kültürle salgın bir cehalet, güdük bir statükoyla çapı belirsiz bir risk arasında seçim yaptılar.
Üçüncü bir tercih yoktu.
İki tercihin ikisi de öyle ya da böyle CHP'nin 20. yüzyıldaki varoluş biçimini bitirecek.
Eğer dün Deniz Baykal'ın karşısına, kendisinin CHP'den anladığına, inandığına, savunduğuna taban tabana zıt ve TEK rakip olarak Mustafa Sarıgül çıktı ve Baykal, biricik rakibini CHP Başkanlığı'na yakıştıramıyorsa, sıraladığı ilke ve erdem ölçülerine sahip rakip kıtlığından bizzat ve şahsen sorumludur.
Ve sayın Deniz Baykal'a delegelerin sorması gereken asıl hesap, bunca yıldır başında bulunduğu partide niçin bir gün yerini alacak kurmaylar yaşatmadığı, niçin bir gün kendi çapını aşacak kişilere yer açmadığı, niçin kendisinden sonrasını hazırlamadığıdır.
Neden Deniz Baykal'ın çevresinde hiç 'genç' politikacı barınamamıştır? Barınamamıştır demek bile yanlış, niçin Baykal'dan genç, Baykal'dan dinç, Baykal'dan 'farklı' bir politikacı, erkek ya da kadın niçin CHP'nin 'ikinci' sesi olarak bir politikacı öne çıkamamıştır partide, tüm Baykal yılları boyunca? Başkanlığı yine kazandıysa, yönetimi tepeden tırnağa değiştirecekmiş. Acaba hangi kadroyla, kimin yerine kiminle? Partiye yeni, genç ve dinç bir soluk getirecek, denenmemiş ve yenilmemiş kimi yaşattı hazret?
İster ülkeninki olsun, ister bir parti ya da şirket, kendisinden sonrasını hazırlamayan tüm muktedirlerin elinden zorla alınır iktidar.
Deniz Baykal CHP'ye yine başkan seçildiyse, ne yaparsa yapsın, parti ya parçalanacak ya da düpedüz batacak, gelecek genel seçimlerde TBMM'de CHP diye bir parti yer almayacaktır. Baykal, Türkiye'nin geçmişine ait bir politikacıdır ve CHP'yi de kendisiyle birlikte tarihe gömmeye adaydır. Çünkü bu halk her şeyle suçlanabilir, ancak enayi değildir. Demokrasiye parti içinde tahammül etmeyen bir lideri, ülkeye başbakan seçmez. Çünkü övülesi ve yerilesi nitelikleriyle bu halkın geleceğine ilişkin en belirgin istemi, demokrasi olarak biçimlenmektedir ufukta. Antidemokratik ne varsa erimektedir Türkiye'de. DSP'yi Ecevitler sultası çökertmiştir, CHP'yi de Baykal sultası bitirecektir.
Mustafa Sarıgül ise dünkü kurultayı alsa da, almasa da, CHP'nin olmasa bile, bilinki AKP'nin rakibi, iktidara talip bir partinin başkanı olacaktır. Çünkü Sarıgül, gençliği, dinamizmi, kurnazlığı, yüzeyselliği, üslubu, iyi ve kötü niyetleriyle Türk halkının ezici çoğunluğunun tek kişilik bir özeti, hakkındaki şaibeler de dahil, AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın 'alter ego'sudur. Ve gelecekte Erdoğan'ın karşısına aynı niteliklerle çıkacak, Türkiye'nin 'kendisine benzeyen' lider olarak pekâlâ seçebileceği bir başbakan adayıdır.
Böyle bir seçimden hoşnut olmayacak yurttaşlar, zaten ne şimdiki başbakan, ne şimdiki iktidar, ne de zaten öncekilerden hoşnutturlar. Ama o yurttaşlar, zaten halk çoğunluğu değildirler ve asla söz sahibi olmamış, bu gidişle de olmayacaklardır Türkiye'nin kaderinde.