Büyük Mamuşi, Jackgues Chirac
Radikal · 6 Şubat 2005
Fransız Hareket Partisi'nin lideri ve tek milletvekili, aşırı sağcı Philippe de Villiers, Fransa'daki Türkiye aleyhine kampanyayı başlatmakla övünen bir politikacı. Hatta bir ara, 'AB'de Türkiye'ye hayır' sloganının patentini bile almaya kalktı, başaramadı. Ancak yılmadı. Şimdi de Türkiye'ye destek vermekle itham ettiği Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ı hedef alan bir kitap yayımladı. 'Büyük Mamamuşi'nin Alaturkalıkları' başlığını taşıyan kitabın kapağında, Fransız Cumhurbaşkanı, Osmanlı padişahı kılığında bağdaş kurmuş resmediliyor.
Moliere, 'Büyük Mamamuşi' karakterini, 1669 yılında Fransa'ya gönderilen ilk Türk elçilerinin gözlerini, üzerinde taşıdığı 14 milyon altın pahasındaki silme pırlanta pelerin ve Versaille Sarayı'nın şatafatıyla kamaştıramadığı için sinirlenen Kral 14. Louis'nin, 'Türkleri küçük düşürücü' bir piyes yazması emriyle yaratmıştı. 'Efendi Burjuva' piyesinde görgüsüz zengin Mr. Jourdain, yüksek sosyeteye girebilmek için Büyük Türk Müftüsü Mamamuşi kılığında düşüp kalkarak şaklabanlık yapıyor ve mumlar dikili bir kavuk taşıyordu.
İşte Chirac'a 17. yüzyıl görgüsüz Fransız zengini Mr. Jourdain'e biçilen Türk taklidi Mamamuşi'lik yakıştıran kitapta, Türkiye ile ilgili sayısız düzmece bilginin yanı sıra, uyduruk ithamlar ve aşağılayıcı nitelemeler yer alıyor.
Örneğin 'yazar' De Villiers, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye yaptığı hizmetler dolayısıyla Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'a ödül vereceğini ciddi anlamda öne sürüyor, sonra söz konusu ödülün 'Onur Kavuğu' olması gerektiğini savunarak mizah yapıyor.
'Fransa, tarihinde ilk kez bir Mamamuşi tarafından yönetiliyor,' diye yazan De Villiers, kendi ülkesinin cumhurbaşkanını Avrupa'da değil Avrasya'da yaşamakla suçluyor; giderek 'Araplaşan' Türkiye'nin AB üyelik sürecini 'Bozkır Koyunları Dönemi'ne girildi' diye yorumluyor. AKP'nin Avrupa'yı İslamlaştırmak için yola çıktığını ileri süren De Villiers, 'Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül'ün kafalarına birer kavuk dolayın ya da fes oturtun, birer çember sakal da ekleyin, bakın ne güzel halife olurlar!' diye de dalga geçiyor.
Jacques Chirac'ın boy hedefi, Türkiye'nin hedef tahtası yapıldığı 204 sayfalık kitap, hem ok, hem de bok atıyor. Birinciler doğruluklarıyla acıtıyor, ikinciler sahtelikleriyle çıldırtıyor. İşte size birkaç alıntı: 'Chirac artık dana kelle değil, Türk kellesi seviyor./Avrupa'nın tarihi Türk saldırganlığına, Türk işgaline karşı direnmek ve Türkleri yenmek tarihidir. Türkiye'nin Avrupa'daki geçmişi iki sözcükle özetlenir: Acı ve yıkım./Kuzey Afrika Arapları, Anadolu Türklerinden çok daha Avrupalıdır./ Türk radyo ve televizyonlarında İslamiyet propagandası yılda 200 saati geçti./Kadınların yüzde 70'inin tesettürlü olduğu, devletin 90 bin imam beslediği ve binlerce cami kurduğu bir ülkede laiklik kalmış mıdır?/TBMM'de mescit var, alkol yok./AKP hükümeti Pantürkizmi Panislamizm'in hizmetine koştu./Çin'deki ayrılıkçı Sincan Uygurlarının Türkiye'de askeri talim üsleri var./1915 Ermeni soykırımı, tamamen laik ve parlamenter bir hükümet tarafından mecliste oylandıktan sonra yapıldı./Türkiye Yunan adalarını kıt'a sahanlığında oldukları gerekçesiyle ilhak etmek istiyor./AKP'nin üniversiteleri tesettüre açmak istemine karşı çıkan orduda bile İslamcılığın yayılması engellenemiyor. Subay ve ast subay eşlerinin çoğu tesettürlü./Türkiye terörizm, uyuşturucu ve insan kaçakçılığının Avrasya'daki randevu noktasıdır.'
Philippe de Villiers, bütün bunlardan başka bir de 'Hangi Avrupalı, tek bir Türk yazar, filozof, müzisyen adı bilir?' diye soruyor kitabında, aziz okurlarım. Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk'un hakkını yemesi ve genelinde attığı iftiralar bir yana, ben de kendisinin zır cahil, hatta kitabının başlığı 'Büyük Mamamuşi'nin bile Türklerden çok, Fransızları küçük düşürücü tarihinden habersiz olduğuna eminim.