Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Bayramın yası, kavuğun hası

Radikal · 17 Şubat 2005

İslamiyet tarihçisi Haşim Cavit, ‘İslamcı Kültür Krizi’ (Fayard Yayınları, 2005) kitabının önsözünde: “Müslümanlar vahim bir psikolojik sorun yaşıyorlar,” diye yazıyor. “Bir yandan modernliğin tanımladığı insan modeline ulaşmayı arzuluyor, öte yandan bu isteme erişmek için kültürlerini feda etmek gerektiğini farkındalar. Bu ikilem, müminleri devasa ve içsel bir çatışmaya düşürüyor. Söz konusu ikileme karşı kökdinci İslamcıların ileri sürebildikleri tek joker ise, ‘alınan ve verilen ölüm’. Oysa Müslümanların ezici çoğunluğu ölüm karşısındaki bu tevekkülü reddediyor ve yaşam değerlerini, diğer tüm gerekçelere tercih ediyorlar.”

Belki de bu yüzdendir ki Müslümanların yaşamı tercih eden ezici çoğunluğu, Haşim Cavit’in sözünü ettiği kültür ve modernlik arasındaki sıkışmayı, en bariz biçimde Kurban Bayramlarında yaşıyor, sayın seyirciler. Bildiğiniz gibi yaşamak için benzerini öldürmek, tüm insanlığın ortak ve antik kültürü. Çağımız modernliği ise öldürmemeyi gerektiriyor. Öldürmek güdüsüyle öldürmemek güdüsü çatışınca, modern Müslümanlar da benzerlerini kesmemek için kurban kesiyor, kan dökmek arzularını cezası olmayan, zaten dili de (insan dili) olmayıp ‘İmdat!’ diye bağıramayan hayvanlar üzerinde gideriyorlar. Hatta kesmeden önce katli vaciptir ilan edildiğinden, ulvi anlamda yasallığın iç rahatlığını da yaşıyorlar böylece.

Çağdaş modernlik de parayla ölçüldüğünden, en çok paralılar en modern Müslümanlar olarak yörede yaşayan en büyük baş hayvanları kurban ediyorlar, tabii. Bizim ülkemiz de her geçen gün biraz daha modernleşiyor. Birkaç yıldır at ve deve bile kesiliyor, artık. Daha moderni Tanganika. Ancak ne yazık ki fil yok Türkiye’de. Gergedanlar da el altında bulunmamaktan kurtarıyorlar zaten paçayı.

İşte bugün biraz daha modernleşiyor ve yepyeni mezbahalarla yepyeni bir kurban çağına giriyoruz. Yarın sabah öğlene doğru en modernlerimiz, keskin bıçaklarını nefsleriyle birlikte köreltmiş ve yıllık kan kotası güdülerini doyurmuş olacaklar.

Acaba daha çok kurban kesilirse, 2005’te daha mı az cinayet işlenir, daha az insan öldürülür dersiniz Türkiye’de?

Sanmıyorum.

Gözlediğim kadarıyla cennet mezbaha ülkemizde, hayvan kasabı çağdaş modernliğe doğru orantılı artıyor insan cellatlarının sayısı. Sakın sorun İslami kültür krizi değil de, insani kültür krizi olmasın?

Ancak bugün benim için apayrı bir bayram niteliği, çünkü bambaşka bir krizin sevgili arkadaşım Deniz Kavukçuoğlu tarafından aşıldığı sevincini taşıyor.

Yaşamında, insan olduğunu kanıtlamak için hiç bir canlıyı kurban, zaten kimseye de kulluk etmeyen dostumuz kavuğu devirmedi, kedi sever yüreği yenilmedi, krizi atlattı, yenilendi, tüm sevenlerine müjdelerim.

Sevgili Deniz Kavukçuoğlu, ömrün uzun, sesin davudi, kavuğun dik olsun!

-------------------------------