Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Akrep gibi koyunsun kardeşim!

Radikal · 16 Nisan 2005

MHP lideri Devlet Bahçeli, dünkü Milliyet’te Fikret Bila’ya: ‘Sokakta ülkücü istemiyorum,’ demiş. Ve devam etmiş: ‘Milliyetçi ülkücü gençlik, eline silah değil, bilgisayar almalıdır. İhtiyacı mermi değil, bilgidir!’

Kulağa ne kadar hoş gelen bir laf, değil mi? Ancak... Eskiden binicisine göre kişneyen atların yerini, şimdilerde aletler aldı; bilgisayar da bir alet ve kullanıcısına göre ‘mail’liyor, sayın seyirciler. İşte size silah yerine bilgisayar kuşanan bir ülkücü (bozkuzu da diyebilirsiniz) melemesi: ‘Mine hanım iyi günler, iyi çalışmalar. Radikal gazetesinde Milliyetçiler ile ilgili olarak yazmış olduğunuz yazıyı ibretle okudum. Sizler şehit kanları ile sulanmış bu mukaddes vatan toprağında yeşeren birer ayrık otusunuz. Aslında ayrık otundan kurtulmanın bilimsel metotları da vardır. Yani bu tür parazit canlılardan kurtulmanın yolları mevcuttur. Ancak ayrık otu da olsanız, bizler yaratılanı severiz yaratandan dolayı. Bu milletin değerlerine hakaret edemezsiniz. Ya seveceksiniz yada terk edeceksiniz. Bunun başka yolu yoktur. Sizler için vatan cüzdanınızın doğduğu yerdir. Sizler ABD veya AB bayrağını ay yıldızlı al bayrağa tercih eder Vatikan dan beslenirsiniz. Sizler mukaddes vatan toprağından beslenir sonra beslediğiniz yere döner pislersiniz. Şunu asla unutmayınız ki öyle veya böyle, barbarlık sürüsü diye tanımladığınız bu insanlar Ne Mutlu Türküm diyebilmekte, belki ırkçlığı, dinciliği, faşizmi, komünizmi sizin kadar bilmemekte! Ancak bilinen bir şey var ki barbarlık sürüsü diye tanımladığınız bu insanların hiç biri, birileri gibi PİÇ OLARAK DÜŞMEMİŞTİR OROSPU RAHMİNDEN. Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa VATAN’dır. Sevgilerimle, İsmail Hakkı AYAZ’ ( iayaz@epdk.org.tr)

Tahmin edebileceğiniz gibi, cuma günü yayımlanan ‘Boz milliyetçiliğin kurtları’ yazımdan sonra milliyetçi sağcı ve solculardan epeyce tepki aldım, ama en çok yukarıdaki ‘meleme’yi tuttum, sayın seyirciler. İyilikler dilediği bir muhatabı, önce ortadan kaldırmak, ardından ‘tehcir’le tehdit eden ve orospu çocuğu nitelediğine sevgiler sunabilen bu dengesiz, tutarsız (ve zaten zekasız) kafa, bu zavallı olduğunca tehlikeli kişilik, adeta benim yazımdan fırlamış, bir Türk milliyetçisi prototipi, son tümcemi haklı çıkarmak için herkes olan bir yaratık! Nazım Hikmet’in ‘Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani’, akrep gibi, koyun gibi dediği kardeşlerimizden biri...

Türkiye’nin ormanlarını yakan, nehirlerine, göllerine, denizlerine sanayii artıklarını ve gecekondularının lağımını akıtan; bitki örtüsünü bitiren, tilkilerini siyanürle zehirleyen, balıklarını dinamitle avlayan, vahşi hayvanların kökünü kurutan, kısacası doğanın içine eden, zaten insanları da bazılarını para karşılığı, bazılarını da zevk için öldüren, karısını çocuklarını döven, bazen de öldüren, kadın bileği görünce gözü dönen, bayrak yakılınca galeyana gelen herkes, bu vatanı işte böyle seviyor. Böyle bir millet ve milliyetçilik aşkıyla bu ülkeyi kanla suladılar, daha da sulamaya hazırlar, sayın seyirciler. Zaten el maharetlerini yitirmemek için her yıl milyonlarca hayvanı ‘bayram’ diye boğazlayıp, körfezleri kan denizine çeviriyorlar.

Oysa bizler... Devletin arazisine gecekondu yapmayan, temizsu havzalarına lağımını akıtmayan, denizleri gölleri kirletmeyen, parkları sokakları mezbahaya çevirmeyen, çiçeklerin ve ağaçların üstüne titreyen, vergisini ödeyen ve onların döktüğü çöpün, çaldığı elektriğin, pislettiği suyun, ödemediği verginin bedelini de yüklenen, ne bir insanın, ne de bir hayvanın kanına giren bizler, bu vatanı pisletiyoruz ha?

Almanya’da gizlediği yarım milyon Euro’su karıları kızları tarafından paylaşılamayan, bunların başbuğuydu. Önce KGB, sonra Vatikan tarafından beslenen ve kendini ‘mesih’ ilan eden katil Ağca, tıpkı bunlar gibi milliyetçiydi. Banka batıranlar da milliyetçi. Zaten tüm hortumcular milliyetçi. Mafya milliyetçi! Tıpkı milletvekili ahlakını ‘kadın mı satıyor’a indirgeyenler ve yabancı olanı ‘orospu çocuğu’ diye niteleyen tüm mümin Müslümanlar da milliyetçi.

Irkçı, dinci ve milliyetçi sağ ya da sol faşistlerin hepsi, bu ülkede yalnızca pislik ürettiler ve üretiyorlar. Çünkü onlar ‘temizlik’ten öldürmek ve yok etmeyi anlıyorlar.

Hiç biri ve binlercesi bir arada, bir Prof. Gazi Yaşargil, bir Ray Charles filmiyle Ahmet Ertegün ve mesleğindeki başarıyı dünyaya taşıyan başka Türkler ya da en çok, görevini yurdunda insanca yapan bir polis, rüşvet almayı reddeden asgari ücretli, kara kışta hastasına giden doktor, köy okulu yolunda ölen öğretmen kadar Türkiye’yi sevmediler ve var etmediler!

Bu satırların yazarı, böyle milliyetçiliğin orospu çocukluğuyla iftihar ediyor! Ve bu akşam TV5’te 17.30’da Kiosque programının onuncu yılını kutlarken, kırk dünya gazetecisinin yanında Türkiye’yi temsil etmekten gurur duyacak.

-----------------------------