Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Demokrasiler de vatansever

Radikal · 19 Nisan 2005

MİNE G.KIRIKKANAT

RADİKAL

19.04.2005

DEMOKRASİLER DE VATAN SEVER

Avrupa tarihinde ‘faşizm’ İtalya’da doğmuş, Almanya’da ‘nazizm’ olarak millileştirilip büyümüş, ama Sovyet faşizmi bir yana bırakılırsa, kapitalist düzende en uzun ömrünü İspanya’da yaşamıştır. Oysa bugün İspanya, AB’nin en ileri demokrasisi, çünkü halkının, daha doğrusu halklarının demokrasiye en çok sahip çıkan ülkesidir.

Diktatör Franko’nun öldüğü 1975 yılında, tavada tereyağ eritir gibi faşizmi eritip demokrasiye geçen İspanya’da toplum, acaba bir günde mi demokrat olmuştur?

İspanya, parlamenter bir monarşi. 1975’ten öteye tuttuğu özgürlük yolunda, kuşkusuz Kral Juan Carlos’un demokrat ve ilerici kişiliğinin büyük rolü var. Ama İspanyol toplumu da tabanından tavanına hazırdı. Eğer Kral’ın arkasında İspanya’nın tercihi olmasaydı, toplumda Franko kalıntıları mebzul miktarda vardı, zaten 1981’deki darbe girişimi, ülke halklarının faşizmle son imtahanıydı, tüm İspanyollar ‘demokrasi’ dediler.

Diktatör Franko’nun ölümünden yalnızca üç yıl sonra, 36 yıl süren üniter ve totaliter devlet yapısına, 1978 yılında referandumla kabul edilen federatif Anayasa ile son veren İspanya, bugün 17 özerk bölgeden oluşuyor. Her bölgenin yerel, ulusal ve AB olmak üzere üç bayrağı var. Katalan ve Bask bölgeleri, çoğu kez doğrudan kendi bayraklarıyla AB bayrağını asıyor, İspanyol bayrağını es geçiyorlar. Hatta Katalunya’da, İspanyolca, Katalanca’dan sonra ‘birinci derecede yabancı dil’ sayılıyor, yerel yasalarda. Basklar daha milliyetçi olmalarına ve tüm çabalarına karşın, yerel dillerini yerleştiremiyorlar bir türlü, Baskça, Katalanca kadar zengin bir kültür dili değil. İster istemez her yerde İspanyolca ağır basıyor, çünkü evrensel ufukları İspanyolca açıyor ve yerel dillerde yayın yapan televizyonlar, radyolar zar zor, kamu yardımıyla yaşıyor.

Dinci, ırkçı, koyu Faşizmden tüm ara etapları yakarak doğrudan ‘federatif demokrasi’ye geçen İspanya’da, yerel milliyetçiliğin ağır basması, bir İspanyol milliyetçiliğinin olmaması gerekir, değil mi? Sorun bakalım Türkiye’de rastladığınız turistlere, Andaluzum, Katalanım, Baskım, Galiçya’lıyım, Kastilyalıyım, Asturyalıyım mı derler? Hepsi ‘İspanyolum!’ der önce ve gururla. Bırakın bir Kastilyalı ya da Asturyalıyı, en dövüşkeni, en didişkeni özerk Baska, kötü bir laf edin bakalım İspanyol Flamenkosu, mutfağı, şarabı ya da genelinde ‘Espanya’ hakkında, görün nasıl açar ağzını, yumar gözünü! Öylesine İspanyol milliyetçisidir ki tüm özerk İspanya halkları, bazen çekilmez olur kimisi, dağları taşları onlar (hep birlikte) yaratmış, her şeyin iyisi İspanya’da bulunur onlara bakılırsa...

İspanya, sekiz yıllık müzakereler sonucu girdi AB’ye. 12 Haziran 1985’te, ülkedeki tüm gönderlere Avrupa bayrağı çekilirken, ben oradaydım. Bir gün öncesine kadar yok tarımı sattınız, yok balıkçılığı batırdınız, ulusal çıkarların içine ettiniz diye birbirlerine küfür ve hep birlikte siyasilere veryansın eden İspanyollar, bir gecede ‘metamorfozis’ geçirdiler. O sabah, köylüsü kentlisi lacileri çektiler, başları dikleşti, boyları uzamıştı adeta ve televizyon kameralarına karşı, içlerinden birinin, bir tarım işçisinin söylediğini hiç unutmayacağım: ‘Artık Avrupalıyız. Küfürlü konuşmamamız, temiz giyinmemiz ve nazik olmamız gerek!’ diyordu. Kendisi de kadife köylü ceketini giymiş, saçlarını taramış, jilet traşlı yüzüyle mahçup mahçup gülümserken, toprağın şahrem şahrem yardığı ellerini arkasına bağlayarak göstermemeye çalışıyordu.

İspanya’da vatan sevgisini kendi siyasal kariyerlerinden üstün tutan politikacılar, o vatanı faşizmden demokrasiye taşıdılar. İspanyol milliyetçileri, Avrupa’nın önünde saygıyla eğildiği bir demokrasiyi yarattılar ve hak ettiler. İspanyol milliyetçileri; sanayii, tarımı, balıkçılığı ve kültürüyle İspanya’yı kalkındıran işverenler, işçiler, memurlar ve sanatçılardı. El Kaide Madrid’de vurduğu ve öldürdüğü zaman 200 yurttaşını; Baskı Katalanı Asturyalısı, sokağa inen 5 milyon İspanyoldular! ABD ile Irak’ta işbirliği yapan bir hükümet devirdiler, sokağa indikten bir gün sonra gittikleri seçim sandıklarında.

Demokrasi de budur, vatanseverlik de budur işte.

Buyrun söyleyin, hangisi var bizde?

-----------------------------------------