Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Abbas yolcu

Radikal · 21 Nisan 2005

Belleğim beni yanıltmıyorsa, beş bin kişinin katlinden sonra 12 Eylül darbesiyle sonuçlanan ‘kurşun yılları’, Türkiye’de yine İstanbul varoşlarında yolcuları boşaltıldıktan sonra yakılan bir belediye otobüsüyle başlamış, otobüsten minibüse derken tüm Türkiye’ye yayılmış, kahvelere sıçramış, okullardan sokaklara dağılıp kent gerillasına dönüşmüştü. Dün PKK’lılar tarafından yakılan İETT otobüsü, son günlerde halkımızın gösterdiği ‘milli teveccüh’ ve bayraktı, bildiriydi, gece klübüydü derken geldiği galeyanlara eklenince, adeta bir ‘start’ niteliğini taşıyor, sayın seyirciler. Birileri, meşum bir nostaljinin pençesinde, bu ülkeyi yeniden kan gölüne çevirmek için sıvadılar kolları. İzafi bir barış döneminde bile, bazıları namus cinayetleri, töre infazları, bazıları El Kaide güdümünde suikastlarla kan ihtiyacını gideren ve zaten diğerleri de hayvan kurbanlıklar üstünde el becerisini asla kaybetmeyen munis halkımız, birbirini, dolayısıyla kendi kendini tepelemeye yine hazır.

Ne gariptir ki sonuncu Dünya Savaşı’nda 20 milyon insanı telef olan Avrupa’da, düşman ülkeler savaştan 19 yıl sonra el sıkıştı, birbirinden nefret eden toplumlar o gün bugündür barış içinde yaşıyor ve zaten AB’nin temelini de kıt’asal barış projesi oluşturuyor.

Oysa İkinci Dünya Savaşı’na girmeyen, dolayısıyla Sovyet kayıplarıyla toplam elli milyon kişinin hayatına mal olan bir mezbahaya kurban vermeyen Türkiye’de, seksen iki yıldır barış olması gerekirken hep bir savaş var: Kürt isyanları, Menemen, 6/7 Eylül, Kıbrıs, Kahramanmaraş, Sivas Madımak, Gazi Osman Paşa ve PKK derken, hep savaşıyor Türkiye. Çoğu kez içten içe, kendi kendisiyle savaşmasına karşın, nedense hep ‘dışarıya’ yamanıyor bu savaşların gerekçesi. ‘Dış tahrikler’e kapılan iç güçlere karşı ‘iç tahrik’ler, ‘dış güçler’in emrindeki iç düşmanlara karşı ‘iç güçler’in emrindekiler, birbirimizi öldürüp duruyoruz kısacası.

Sonuç olarak Türkiye’de seksen iki yıldır sönüp sönüp yeniden alevlenen düşük yoğunluklu iç savaşlar var, bir de zaferi başına bela olan, ceremesini hala çektiği, çünkü masa başında kazanamadığı, zaten kazanması da mümkün olmayan Kıbrıs Savaşı.

Bütün bu savaşlarda, elbette ki ‘dış parmaklar’ oynadı, oynuyor; tahrik ediyor, silah, para, hatta eğitim veriyor Türkiye’nin düşmanlarına, doğrudur.

Ama nasıl oluyor da bizzat Türkiye’de böylesine bereketli bir ‘iç düşman’ tarlası var ve ‘dış güçler’ bunca bol vatan haini ve kendi ülkesini parçalamaya meraklı kitleler bulmakta hiç zorlanmıyorlar?

1970’lerde Rusların beslediği solcuların Türkiye’yi bölmek istedikleri söylendi, Amerikan beslemeleri bölücüleri yendi, elebaşlarını astı, vatanı kurtardı. 1980’lere doğru beş bin kişinin öldürüldüğü milliyetçi/ulusalcı gerilla savaşında kimin kimi beslediği belli olamadı, çünkü kullandıkları silahlar ve cesetlerden çıkan kurşunlar çoğu zaman aynı kaynaktan, uyuşturucuya karşı silah kaçakçılığındandı. Ordu yönetime el koydu ve ABD’nin inayetiyle yine kurtardı Türkiye’yi parçalanmaktan. Derken PKK’ya karşı savaş başladı. PKK’yı da sürü sepet ‘dış güç’ silahlandırdı, ama aslında uyuşturucu kaçakçılığı donattı. Bizim iç güçler, milli menfaatler gereği, uyuşturucu kaçakçılığına bile soyundular PKK’yı yenebilmek için. ABD’nin inayetiyle de yendiler nitekim.

Ama işte şimdi, PKK yeniden hortladı. Yalnız bu hortlamada bir fark var, PKK’yı besleyen ‘dış mihraklar’ arasında, ilk kez Amerikan parmağı da sayılıyor artık....

Ben de şaşırıyorum doğrusu, çünkü hiç olmazsa 1970’ten 2000’lere geçerli ‘resmi tarihi’ unutmadım: Hep ABD önlemedi ve önletmedi mi Türkiye’nin bölünmesini? Nasıl oluyor da birden tersine döndü veri, yoksa başından beri böyleydi de, bilememiş miydi bizim ‘iç güçler’?

Gerçek şu ki, her kiminki olursa olsun, Türkiye’nin karnı dış parmağa yumuşak! Dün Türk milliyetçisi Türk ulusalcısını ve tersini hakladı, bugün Kürt milliyetçisi Türk milliyetçisine karşı ya da tersi biliyor bıçağını. Ermenileri halledip, Rumları bitirdikten sonra başbaşa kalmışlardı, elbette birbirlerini kovalayacaklar!

İşte yakıldı yine bir İETT otobüsü, dış parmaklı iç düşman Abbas yine terör yolcusu.

---------------------------------------