Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2005

Namusun kantarı cinsellik, mezurası kadın

Radikal · 23 Nisan 2005

Dinden politikaya ve düşünceden eyleme, tartışılmayan her konu ve tabuda korkulan ya da utanılan bir gerçek vardır. Bayrağından kutsal kitabına, özel kişiliğinden tüzel kişiliğine herşeyini ‘namus’la ölçen bir toplumda namussuzluğun da aynı enlem ve boylamda yaygın olması raslantısal değildir. Başka bir deyişle yarası olan gocunur ve insanlar en çok eksik değerleriyle övünür, yokluğundan kuşku duyduklarına takarlar. Kim gençlik güzellik peşinde koşuyorsa, yaşlandığı içindir. Vatanseverlikten en çok o vatanın içine edenler nasiplenir. Ahlaktan en çok söz edenler ise bilin ki, en büyük ahlaksızlardır.

Türkiye’nin içinde boğulduğu sığlığı, geriliği, vahşi cehalet ve cahil olmayanın bile aşamadığı yasakçılığı düşünürken; bazen bütün bu olumsuzlukların kaynadığı kazanı temelde bir ögenin ateşlediği, kavram kargaşasından eylem bozukluğuna toplumsal ölçekte yanlış bir başlangıç yapıldığı duygusuna kapılıyorum.

Bu yanlış başlangıcı arayıp tararken aynı nakarat, hep ‘namus’ çıkıyor karşıma. Her alanda felsefi düşünce eksikliğinin bedelini ödeyen Türk toplumunda, herkes namustan söz ediyor, ama ‘namus nedir’ diye sorsanız, birkaç seçkin dışında üzerinde düşünmüş olan yok ve alacağınız yanıtlar, ‘çalmayacaksın, çırpmayacaksın’ gibi maddi ya da Kur’an klişeleriyle sınırlı dini referanslara dayanıyor.

Oysa Türkiye’de bol bol çalınıp çırpılıyor, mümin Müslüman toplumun da anladığı ‘namus’, cinsellikle tartılıyor, cinsel ilişki biçimiyle ölçülüyor. Bu ilişkide yasal bile değil, eğer dini meşruluk varsa ‘namuslu’ olunuyor, gayrı meşruluk ya da sadakatsizlik varsa ‘namussuz’. Ve erkek egemen toplumda, tabii ki mezura ‘kadın’: Orospuluk, hem kadının hem de erkeğin namusunu bağlıyor, daha doğrusu namussuzluğunu belirliyor.

Tinsel tanımı yapılmayan bir ‘namus’ kavramına yüklenen cinsel boyut, dinsel ölçülere de pek uyduğundan, ekonomiden politikaya her alanda, ‘orospuluk’ ve ‘orospu çocukluğu’nun bir antitezi olarak çıkıyor karşımıza. Yani Türkiye’de namus, tinsel tezle kanıtlanamayan, ancak cinsel antitezle ‘var sayılan’ bir değer olup çıkıyor.

Töre cinayetleri, sadakatsizlik katliamları hep bu namus, bu cinsel antitezin ürünleri. Ama cinai döküntüler, yalnızca yan etkiler. Asıl hasar, beyinlerde.

Örneğin bir politikacı, Savunma Bakanı Vecdi Gönül, 8 Mart’ta AKP’li kadınlara yaptığı konuşmada, Avrupa ahlakını, yani ahlaksızlığını hem de istatistik olarak, ‘Bunların % 27’si evlilik dışı doğmuştur. Demek ki 100 milyondan fazla insan, evlilik dışı doğmuş. Bunun ahlaki tarafını bir kenara bırakıyorum,’ diyebildi ve Türkiye’deki kadın haklarını, ‘Batılı kadın keşke Türk kadınların yerinde olsaydık, diye düşünüyor,’ safsatasıyla övebildi!

Böyle bir söylemi neresinden tutup nereye koyarsın ey seyirci? Muhterem beyefendi, ömründe acaba kaç Avrupalı kadın gördü, kaçıyla konuştu, hangilerinin derdini sondajladı ki, birileri kendisine, ‘Ah, ah, keşke Türk kadını olsaydık da, bizim de başımızda sizin gibi bir kadın hakları savunmasına bakanımız olsaydı!’ diye gıdakladı bilinmezliğine mi yanarsın; yoksa evlilik içi ahlak, evlilik dışı ahlaksızlık tanımına mı şaşarsın? Ben ikincisini daha ilginç buluyorum, çünkü sayın bakan, adeta benim cinselliğe indirgenmiş namus savımın canlı kanıtı. Namuslu bir Türk prototipi.

Ya TOKİ başkanı Erdoğan Bayraktar, ucuza konut kapatmak isteyen milletvekillerini: ‘Ahlaksızlık neresinde bunun? Milletvekili karı mı satıyor affedersiniz, milletvekili bu vatanın evladı değil mi?’ diye savunurken, hangi namus, hangi ahlaka referans gönderiyordu sizce, evlilikle sınırlı meşru cinsel namustan başka?

Böyle bir ülkede gerçek namusu, ara ki bulasın!

Felsefi, siyasi ve sosyal namusun bulunmadığı yerde de ahlakın günah keçisi, elbette kadın. Namussuz kadın orospu, namussuz erkek orospu çocuğu. Sübyancılık bile namustur, oğlancılık da, yeter ki işin içinde kadın cinselliği, özellikle de kadın cinsel özgürlüğü olmasın. Siz hiç sübyancı oğlancı kadın gördünüz mü zaten? Demek ki Türkiye’de namussuzluk kadına endeksli, namus da erkek erkeğe bir değerdir. Bu erkekler vatanı da milleti de böyle sever ve kadının cehaletiyle tesettürü, işte onların namusudur.

----------------------------